Güzellikte “Şipşak” Dönemi

Güzellikte “Şipşak” Dönemi

Artık hiçbir şeye zamanımız yok. İş, ev, aile, toplantı, spor, sağlık, beslenme ve tabii ki güzellik… En hızlı, en yeni ve en etkili yöntemleri bulup, en iyi şekilde bakımlı olmaya çalışıyoruz.

Son yıllarda yaşam şekillerimize bağlı olarak kozmetik sektörü de, estetik sektörü de en kolay şekilde uygulanacak en hızlı çözümleri sunmaya çalışıyor. Artık çok ciddi bir sorun olmadıkça kimse ameliyat masasına yatıp, günlerce iyileşmek için kıvranmak istemiyor. Mesele kırışıklıksa bir iğne ile, fazlalıksa en yeni çıkan teknolojiyle kısa yoldan çözüme ulaşmak istiyoruz. Durum böyle olunca da yeni teknolojiler, yeni uygulamalar ve yeni ürünler devreye giriyor. Peki 2020’ye güzellikte hangi şipşak yöntemler damgasını vuracak dersiniz?

Kök Hücre

Uzun yıllardır hayatımızda olsa da son günlerde daha sık duymaya başladığımız kök hücre uygulaması yıla damgasını vuracak işlemlerden biri gibi görünüyor. Neden mi? Bir kere cildi gençleştirmeyi vadederken aynı zamanda verdiği gençlik ışıltısı çok önemli. Uzun yıllardır kök hücre tedavisi ya da fibrocell olarak bilinen bu işlemi uygulayan Dr. Mustafa Karataş şöyle anlatıyor; “Tedavi sırasında yüzünüze yabancı bir madde yerine sizden alınan kök hücrelerin enjekte edilmesiyle gerçekleşen uygulamada kişinin kulak arkasından ince biyopsi iğnesiyle 3 milimlik bir doku alınıyor.

Dokunun kulak arkasından alınmasının nedeni bu bölgenin güneşin zararlı etkilerine maruz kalmadığı için, cildin önemli yapıtaşları açısından daha zengin bir içeriğe sahip olması. Bu işlemin ardından, kişiden alınan doku laboratuvara gönderiliyor. Burada önce dokunun içindeki fibroblastlar ayrıştırılıyor, sonra da çoğaltılıyor. Artık günümüzde otolog fibroplast hücre enjeksiyonu tercih ediliyor. Otolog kültürde fibroblast enjeksiyon denilen işlem, kişinin kendi derisinin içindeki mercimek tanesi büyüklüğündeki bir deri parçasının biyopsiyle alınması anlamına geliyor. Bu son derece basit bir işlem. Alınan deri parçasının üreyip, çoğalabilmesi için hastadan yaklaşık 10 tüp de kan alınıyor. Eskiye göre aradaki tek fark kan alınması. Bu kan sayesinde kök hücreler plateletten zengin plazma içinde ürüyor. Elde edilen bu formül işlem sırasında hastanın yüzüne enjekte ediliyor” diyor.

Kaç Seans Gerekli?

Bu tedavinin etkili olabilmesi için dört hafta aralıklarla, üç seans uygulanması gerekiyor. Fibroblastlar, cilt tehlike altında olduğunu hissettiği zaman elastin, kolajen, hyalüronik asit ve fosfolipit üreten hücreler. Fibroblastlar, ciltte bir kesik olduğu zaman bütünlüğünü koruyabilmek için aksiyona geçiyor. Kök hücrenin güzelliği de bu özelliğinden kaynaklı. Buna bir de PRP uygulaması eklendiğinde daha kalıcı sonuçlar alınması hedefleniyor.

Etkisi Neler?

Kök hücre tedavisi sonrasında kuru ciltlerde ince kırışıklıklarda azalma, kuruluğun giderilmesi ve cildin parlaması hedefleniyor. Yağlı cilt tipinde ise nem artışı, gözeneklerde daralma ve cilt kalitesinde artış beklenen sonuçlar arasında. Etkili sonuçlar için bir ya da iki ay beklenmesi gerekiyor. Tüm yüze yapılan uygulamalarda kişi cildindeki gözeneklerin küçüldüğünü, ince çizgilerin hafiflediğini ve cilt kalitesinin arttığını gözlemliyor.

Boyun Bölgesine Yeni Dokunuş

Hepimizin en çok ihmal ettiği bölgelerden biri de boyun bölgesi. Nedense yüzümüzle, dudağımızla ya da çenemizle uğraştığımız kadar boynumuzla uğraşmayız ve bu bölgeyi hep ihmal ederiz. Ama boyun da eller gibi yaşı ele veren en önemli bölgelerimizden biri. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrah Prof. Dr. Reha Yavuzer, “Boyun ve çene hattı yüz gençleştirmede ve güzelleştirmede çok kritik bir rol oynuyor. 2019 yılında çene hattının önemini görmüş ve bu bölgede Jawline dolgularını ve yedi nokta şekillendirmenin yüz boyun ilişkisinde ne kadar büyük katkılara sahip olduğunu deneyimlemiştik. Yüze keskinliği vermek için dolguların kullanımı çok önemli. Ancak bu her hasta için uygulanabilir değil. Özellikle boyun bölgesi daha dolgun olan, yüz hatları daha yuvarlak ve deri altı yağ dokusu fazla bireylerde çok da başarılı bir yöntem yoktu. Ancak artık bu eksikliğin Strawberry Lift ile giderilmesi amaçlanıyor” diyor.

Strawberry Lift Nedir?

İngiliz teknolojisi olan Strawberry Lift, iki apayrı teknolojiyi bir araya getirmeyi başarmış bir platform olarak dikkat çekiyor. Cerrahi veya enjeksiyon gerektirmeyen, invaziv olmayan uygulama, sessiz ultrason ve lazeri beraber kullanan tek cihaz özelliğiyle öne çıkıyor. Uygulamanın birinci aşamasında 3B sınıf olarak adlandırılan soğuk kırmızı lazer ışığı cilde nüfuz ederek istenmeyen yağ hücrelerine etki etmeyi ve inceltmeyi hedefliyor. İkinci aşamasında ise durmadan atış yapabilen silent ultrasound teknolojisi kullanılıyor.Alt yüz hattında güvenle çalışılabilen odaklanmış yağ azaltma probu cilde anında etki ederek sıkılaştırmaya ve yeni kolajen üretimini desteklemeye yardımcı oluyor. Bu uygulama tüm ciltler için kullanılabiliyor.

Kaç Seans Gerekli?

Yaşa ve cilt kalitesine bağlı olarak değişiyor. Dolgun yüzlü genç kişilerde genellikle 1-2 seans yeterli oluyor. 40 yaşın üzerinde 2-4 seansa ihtiyaç duyulabiliyor. Çoğu durumda ilk uygulamadan sonra sonuçlar görülüyor. Uygulama 45 dakika sürüyor ve 18 ay etkileri korunabiliyor. Ağrısız bir işlem olduğu için uygulamadan hemen sonra gündelik yaşama geri dönülebiliyor. Strawberry Lift 20’li yaşlardan itibaren güvenle uygulanabilen bir teknik. Her yaşta yağ azaltmak için gıdı bölgesinde tercih edilen bu yöntem; kilo kaybı, yaş veya hormonel nedenlerle meydana gelen elastikiyet kaybının giderilmesi için de kullanılıyor. 20’li yaşlarda uygulama süreleri daha kısa tutularak deri daha gergin ve parlak hale getiriliyor. Sıklıkla 2 seanslık uygulama yeterli oluyor.

Yağ fazlası olmayan bireylerde sadece sessiz ultrason yapılabiliyor. 30’lu yaşlarda artık hücresel yenilenmeye azalmaya başlıyor. Daha kuru olan deri yavaş yavaş elastikiyet kaybetmeye başlıyor. Bu aşamada yağ miktarına bağlı olarak lazer ve ultrason uygulama miktarlarına karar verilip 30 dakikalık seanslar 10 gün ara ile 3-4 kez gerçekleştiriliyor. 40’lı yaşlarda artık elastikiyet kaybı kendini daha net göstermeye başlıyor. Yavaş yavaş çene hattı keskinliği kaybetmeye başlıyor ve hafif sarkıklıklar aynada fark ediliyor. Tüm bunlara ek olarak lenfatik sistemin yavaşlaması da toksinlerden daha zor kurtulmamıza neden oluyor. Bu durumda tam tedavi mutlaka önerilip 4 seanslık uygulama yapılıyor. 50’li yaşlarda artık bozulmaya başlayan hücreler nedeniyle deride lekeler, kırışıklıklarda artış, çok daha kuru bir cilt karşımıza çıkıyor.

Bu yaşta eğer yağ fazlası belirgin değilse 4 seanslık dual tedaviye ek olarak 2 seans sessiz ultrason öneriliyor. Pigmentasyon sorunları için ek öneriler yapılabiliyor. 60’lı yaşlarla birlikte tüm bu saydığımız sorunlar artıyor ve deri altı damarların kan akımı azalarak hızı yavaşlıyor. Bu da iyileşme ve üretim süreçlerini olumsuz etkiliyor. Bu yaşlarda da Strawberry Lift gerektiğinde yağ azaltmak için tercih edilirken boyun bölgesi sıkılaşmasında 4-8 seanslık uygulandığında faydalı oluyor.

Meme Ameliyatlarında ‘Microthane’

Plastik cerrahinin en çok ilgi gören alanlarından biri hiç kuşkusuz meme büyütme ameliyatları. Bu alanda talep ve ilgi yoğun olunca her geçen gün yeni teknolojik gelişmeler oluyor. Meme büyütme ameliyatlarından sonraki süreçte, az da olsa hastada farklı sorunlar ortaya çıkabiliyor. En sık görülen sorunlar, kapsül sertleşmesi ve protezin yer değiştirmesi oluyor.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sühan Ayhan, bu sorunu çözmek için geliştirilen Microthane protezlerle ilgili; “Yaygın olarak kullanılan meme protezlerinde düz ya da pürtüklü bir silikon dış yüzey bulunuyor. Microthane adı verilen poliüretan kaplamalı sünger benzeri bir yüzeye sahip protezler ise, meme dokusunun ya da göğüs kasının altında oluşturulan cepte çevre dokulara daha iyi yapışarak, protezin dönmesine, aşağı doğru kaymasına ve dolayısıyla şekil bozukluğu oluşmasına karşı duruyor. Ayrıca, antibiyotikli sıvı içinde bekletildikten sonra sünger etkisiyle ilacın neredeyse tümünü emerek içinde tutuyor, bakterilere karşı büyük bir savunma mekanizması oluşturuyor” diyor.

Farkı Ne?

Microthane kaplı protezler, sünger benzeri yapıları sayesinde ameliyat sırasında tam olarak yerleştirildikleri konumda kalma ve bakterilerin protez yüzeyine yerleşmesine izin vermeme konusunda düz yüzeyli ve pürtüklü protezlere göre büyük avantaj sağlıyor.

Ayrıca, protez çevresinde kapsül sertleşmesine karşı daha fazla koruma sağlayan bu özel kaplamalı protez, diğerleriyle karşılaştırıldığında genel komplikasyon oranını önemli ölçüde azaltmaya yardımcı oluyor. Microthane protezler, estetik amaçlı meme büyütme ve meme kanseri hastalarında memenin alınmasından sonra yeniden meme yapımında minimum komplikasyon ve maksimum sonuç arayan plastik cerrahlar tarafından sıklıkla tercih ediliyor.

Gummy Smile

Gülen kadın sizce de her zaman güzel değil midir? Gülmek güzeldir fakat bazen gülmenin de güzelliğe gölge düşürdüğü durumlar olabiliyor. Dudakların boyutu, dişlerin sağlık ve güzelliği kadar gülerken diş etlerinin ne kadar göründüğü de gülüşün güzelliğini etkileyen bir faktör. Bilimsel olarak tarif edelim; gülümsendiğinizde dişler ve üst dudak arasında 2-3 mm’den daha fazla diş etinin görünmüyor olması gerekiyor. Bundan daha fazla diş etinin görülmesi dilimizde özel bir adı olmasa da genel olarak ‘gummy smile’ olarak adlandırılıyor. Bu durum birçok sebepten kaynaklıyor olabilse de, en sık rastladığımız nedenlerin başında gülerken üst dudağın fazla yukarı kalkıyor olması geliyor.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Dilek Başaran; “Burnumuzun yanlarından başlayarak üst dudağımıza inen kaslar sayesinde güldüğümüzde üst dudağımız yukarı doğru çekiliyor. Bu kasların normalden fazla kasılması dudağın normalden fazla yukarı kalkmasına ve gummy smile görüntüsü oluşmasına sebep oluyor. Bu durumu düzeltmek için ise botoks uygulanabiliyor. Gummy smile görüntüsü oluşumunda da kasların fazla kasılması esas neden olduğundan, birkaç ünite botoks uygulaması ile bu durumu düzeltmek mümkün” diyor.

Uygulama ağrısız ve birkaç dakika sürüyor. Uygulamadan sonra 3-4 gün içinde etkisi görülmeye başlıyor ve ortalama 10 gün içerisinde kişi gummy smile görüntüsünden kurtuluyor. Bu güzel gülüşün korunması için 4-6 ay aralıklarla işlemi tekrar etmek gerekiyor. Dr. Dilek Başaran, botoksun etkisi geçtiğinde kişi daha kötü görünmez, hatta kullanılmadığı sürede kaslar zayıflamış olacağı için botoks etkisi bitse de gummy smile görüntüsünün eskisinden daha az olacağını belirtiyor. Bu uygulama diğer tüm botoks uygulamaları gibi sadece hekimlerin yapabileceği bir uygulama. Doğru kişi tarafından, doğru bölgelere, doğru dozlarla uygulandığında hastanın konuşması veya gülmesinde herhangi bir bozukluk ya da kasılma olmuyor.

Soğukla Zayıfla

Önceki dönemlerde ısı veren teknolojik aletlerle zayıflama uygulamalarından çokça bahsettik. Fakat son yıllarda soğukla parçalanan yağ hücreleriyle zayıflama teknikleri oldukça dikkat çekiyor. Bu yöntemlerden biri de Imperial’da uygulanan Cryo 21 tekniği. Uzman diyetisyen Özlem Posbaşoğlu ve ekibi tarafından masaj yapılarak uygulanan Cryo 21, buzla zayıflama yöntemlerinin en yenilerinden biri. Eksi 10 derece ile uygulanan, bilinen yöntemlerin aksine eksi 40 derece ile dokulara zarar vermeden yapılan Cryo 21 daha ilk seansta yağ dokusu üzerinde etki göstermeyi hedefliyor. Eksi 40 derece soğuk, yağ hücrelerinin sıcaklığının düşürülmesini ve yağ dokularına termal şok yapmayı amaçlıyor. Soğukla parçalanan yağ hücreleri lenf sistemi ve kan dolaşımı ile vücuttan doğal bir şekilde atılıyor.

Etkileri Neler?

Cryo 21, kan dolaşımını arttırmayı, vücudu toksinlerden arındırmayı, selülitleri azaltmayı, dokuları sıkılaştırmayı, kasları canlandırmayı, lenflerin dayanıklılığını arttırmayı ve vücudu yenilemeyi amaçlıyor. Bölgesel fazlalığa neden olan yağ hücrelerini tamamen yok eden Cryo 21, yağlanma potansiyeli olan dokulara da müdahale ediyor ve basen, kalça, yüz, kol, sırt, bel, göğüs, göbek, gerdan, boyun, bacak bölgelerinin forma girmesini sağlıyor. Uygulama ilk seanstan itibaren etkisini gösteriyor. Yağ dokusunda gözle görülür bir azalma oluyor. Seans sonrası hızla ve kolaylıkla günlük hayata geri dönülüyor. Aynı anda birden çok bölgeye uygulanabiliyor. Sorunlu bölgelere göre bir hafta ya da 15 günde bir aralıklarla yapılıyor.