Eda Baba ile şarkılarda buluştuk

Duyduklarımızı duygulara dönüştüren sesiyle Eda Baba, çok yakında çıkacak ‘Aile Albümü’ ile çalma listelerimizdeki yerini şimdiden ayırtıyor. Hem de bu kez yalnızca Eda Baba ile değil; tüm Baba ailesiyle birlikte ortak duygularda, tanıdık tınılarda ve özel şarkılarda buluşacağız.

Eda Baba ile şarkılarda buluştuk

Eda Baba ile Aile Albümü isimli yeni çalışmasını ve merak ettiklerimizi konuşmak üzere bir araya geldik, ortaya bu keyifli röportaj çıktı. 

Röportaj: Baran Alışkan
Fotoğraf: Ekrem Çanak

İsmiyle birlikte kendisi hakkında dinleyicisine bir ipucu veren, tüm ailenin bir araya geldiği ‘Aile Albümü’ fikri nasıl ortaya çıktı?
Her şey bir hediye fikriyle başladı. Ailede herkes müziği, şarkı söylemeyi sever ve sesleri de iyidir ama en çok babamı dinlemişimdir çocukluğumdan beri. Mutlaka bir akrabanın düğününde, bir akşam oturmasında, bir arkadaş sofrasında ‘Haydi bir türkü söylesene’ ricasıyla babamın heyecanla bir şarkı ya da türkü patlatması meşhurdur aile arasında. O yüzden bir gün, babamla sevdiği bir şarkıyı stüdyoda profesyonel olarak kaydetmek ne güzel bir doğum günü hediyesi olur diye düşündüm. Sonra ‘ama annemin de sesi çok içlidir, ablam da iyi şarkı söyler, kardeşim de yanık yanık okur’ derken fikir, herkesin bir parça ile içinde yer alacağı bir albüme dönüşüverdi.

Baba ailesi, söz konusu aile albümü fikrine nasıl yaklaştı? Onların albüme hazırlık sürecinde neler yaşandı?
Hep birlikte bir albüm yapacağımızı söylediğimde hem heyecan hem karasızlıkla karşılandı bu fikir. Özellikle annem çekindi biraz. Bir şarkı yapmak ya da o doğru şarkıyı seçmek, aranjesinden provasına ve kayıt anına kadar tüm süreci hiç böyle yakından deneyimlemedikleri için bir yandan da olacaklardan habersizlerdi. Albümün aranjelerini üstlenen Fırat İkisivri ile tüm aileyi evime toplayıp ilk provayı yaptığımızda işler herkes için biraz daha ciddileşti. ‘Hangi şarkıyı söylemeliyim?’ gibi büyük kararsızlıklarla başlayan süreç, gün geçtikçe yerini ‘hep beraber konser konser gezer miyiz?’ sorularına bıraktı. Meğer herkes sahne için doğmuş. İnanılmaz keyifli bu süreçte onu gördüm. Gerçekten her duyguyu en yoğun haliyle yaşadım/yaşadık. Aslında onlara verilmek üzere yapılmaya başlanan bu hediye, benim kariyerimdeki kendime en büyük hediyem aynı zamanda. Tarifi zor.

Uzun yıllardır müzik dünyasının içinde, sahnelerde ve dinleyicilerinizle bir aradasınız. Kariyerinize, yani geçtiğimiz 15 yıla baktığımızda, Eda Baba ilk günden bugüne kişisel anlamda nasıl bir dönüşüm yaşadı?
Yaptığımız iş, aslında hayatın ta kendisi. Ben değiştim, müziğim değişti. Müziğim olgunlaştıkça ben yeni şeyler öğrendim. Sivri yanlarım epeyce törpülendi. O 15 yılda naif taraflarım birkaç yara ve ders aldı. Birçoğunu da lehime çevirmeyi başardım, kalanlar için de çabalıyorum. Tek başıma neler yapabileceğimi gördüm. Tabii, iyi dostlar ve yoldaşlarla yürüyebilmenin hafifleticiliğini de diğer koluma takarak. Çocukken, gençken duyduğum büyük lafların tek tek kendini gerçekleştirdiğini gördüm. Mesela, daha çok öğrendikçe aslıda hiçbir şey bilmediğimi. ‘Hala bilmediğim ne çok şey var’ duygusunun ne kadar keyifli olduğunu. Bakalım daha neler öğreneceğiz… Heyecanla bekliyorum.

Yeni albümünüzü, içinde yer alan şarkılardan biriyle anlatmanızı istesek bu hangisi olurdu?
Albümdeki her kaydın ayrı bir yeri var ama sanırım sorunun cevabı ‘Bağdat Yolu’ olmalı. Biz daha çocukken ve hala anne babamızın dizinin dibinde yaşarken; kardeşim, ablam ve ben, üniversite ve çalışma hayatlarına dalmadan önce yani, ‘Bağdat Yolu’ evimize aile dostları geldiğinde ve o güzel sofralar kurulduğunda mutlaka söylenen şarkılardan biriydi. Bu şarkıyı hep beraber söylediğimiz o mutlu çocukluk anları fotoğraflar olarak aklımda. Bana göre, bu şarkı hem albümün kalbi hem de bizi o ana ışınlayan bir araç. Şimdi, Baba ailesinin o günlerinin belgelenmiş hali oldu.

Eda Baba söylediği sözler ve dinlettiği şarkılarla dinleyicisinde hangi duyguları uyandırmak, hangi dünyalara kapı açmak istiyor?
Müzikten bahsederken bu hali tek bir duyguya indirgemek zor. Her şey ve hiçbir şey aynı zamanda. Dinleyenin o an ne almak istediğiyle, aklındaki hangi odaya girmek istediğiyle alakalı. Ama temelinde samimiyet var elbette. Söylediğim şarkıyı bana ya da başkasına ait olsa da gerçekten sözlere odaklanıyorum ve bende anımsattıklarını söylerken yaşıyorum. Dinleyenlerin geri dönüşlerinden ve beni kucaklamalarından biliyorum ki birbirimizi anlıyoruz. Dileğim böyle devam etmesi ve büyümesi.