Rengarenk bir macera

Ebru Danyal Başar, ilk kitabı ‘Sineksavar Annem’ ile gerçek bir hikayeden yola çıkıyor ve renkli bir dünyada anlatmak istediklerini maceraya dönüştürüyor. ‘Tütülü bir sivrisineğin’ peşinde koşarken; yazarından kitabın hikayesini, kariyer yolculuğunu ve motivasyonunu dinliyoruz.

Rengarenk bir macera

Röportaj: Baran Alışkan

Ebru Danyal Başar, yazarlık kariyerine nasıl başladı? Tütülü bir sivrisineğin peşinde koşacağımız bu eserin yaratım sürecinde neler yaşandı?
Bir gece, kızım gerçekten ağlayarak uyandı. Sivrisinek sokmuş ve bundan dolayı korkmuştu. Her yanı kaşınıyordu. Benim çocuklarım beyaz tenli olduğu için belki bir ay ısırıklar kalıyor bedeninde. Bütün bir gece boyunca çocuklarımın başında sabaha kadar bekleyerek onlara sivrisinek kovucular sıkarak o sivrisineği bulmaya çalışmıştım. İşte, o çılgın uykusuz gece bu kitapla hayat buldu.

Yeni kitabınızın sayfalarında gezintiye çıkmadan önce, okuyucuyu neler beklediğini yazarından dinlemek isteriz…
Sivrisinek elbette bize zarar veren ve çirkin bir hayvan ama bu kitapta derdimi anlatabilmek için kullandığım bir simge sadece. Belki o sivrisinek evimize hiç girmek istemedi ya da o karınca aç olmasaydı mutfağımıza gelmeyecekti. Doğada yaşayan birçok böceğin alıştığımızın dışında çirkin bir görüntüsü olmasının, insanlara zarar vermeyen birçok tür olmasına rağmen, onun yaşama hakkını elinden almamızı gerektirmediğini vurgulamak istiyorum aslında. Yine, çiçekler güzel diye koparmak da çirkin bir şeyi yok etmekten farksız. Korktuğumuz ya da sevdiğimiz şeylere zarar vererek yaşamamamız gerektiğini, dünyanın sadece bizim çevremizde dönmediğini hatırlatmak istiyorum.

Çocuk veya yetişkin, tüm okuyucularınıza ‘Sineksavar Annem’ ile ilgili bir notunuz var mı?
Çocuklarımı yetiştirirken en çok önemsediğim şey vicdanlı, merhametli, sevgi dolu bireyler olabilmeleri. Empati kurabilmek, çocuk veya yetişkin herkesin en çok ihtiyaç duyduğu şey aslında. Yanı sıra çocuklarımız hayvanlardan korkmamalı ve onları incitmemeli. Bilmeli ki insan olarak çok daha güçlü ama gücünü kullanacağı yeri doğru seçmeli. Bardağın hem dolu hem boş tarafından bakmayı çocuklarımıza öğretebilirsek daha mutlu ve paylaşımcı olacaklarına inanıyorum.

Yazarlığın yanı sıra başarıları ödüllendirilmiş bir tasarımcı olarak, bu iki farklı alan birbirini nasıl besliyor?
Atölyemde gösterişli kıyafetler tasarlayarak küçük prens ve prensesler giydirdim senelerce. Çok da keyif aldım. Şimdi ise çoğunluğun çirkin bulduğu bir canlıyı süsledik Kübra Teber ile. Pandemiyle oldukça sadeleştim, farkındalığım arttı, hayatta güzel ve önemli olan şeylerin sıralaması değişti benim hayatımda. Bu sebeple de kısa bir süre önce atölyemi kapattım.

Geçmişten bugüne kıyafet, aksesuar ve yayıncılık gibi birçok alanda üretmiş ve yeni bir şeyler ortaya koymayı başarmış biri olarak, tecrübeleriniz ışığında bu cesareti göstermek isteyenlerin mutlaka neyi bilmesini istersiniz?
İlk özel siparişimi aldığımda takımı dikecek terzim henüz işe başlamamıştı. En başta cesur olma cesaretini göstermek gerekiyor sanırım. İşini çok sevmeli bence insan; heves duymalı, hep amatör ruhta kalmalı ve samimi olmalı. Para kazanmayı sevebilirsin ama parayı seversen uzun vadede kazanamazsın. Çünkü para gelir ve gider ama işini seversen yarattıkların her daim yanına kar kalır.

“Çocuklarımı yetiştirirken en çok önemsediğim şey vicdanlı, merhametli, sevgi dolu bireyler olabilmeleri. Empati kurabilmek, çocuk veya yetişkin herkesin en çok ihtiyaç duyduğu şey aslında.”