Acıktığınızda vücudunuzda neler oluyor?

Acıktığınızda vücudunuzda neler oluyor?

Basit bir soru soran arkadaşınıza aniden kızgınlık mı duydunuz? Trafikte giderken şerit değiştiren şoförü gördüğünüzde çileden mi çıktınız?

Daha sonrasında ise aniden tüm gün sadece kahvaltı edip başka bir şey yemediğinizi hatırladınız. O halde içinize giren şeytanın nedeni tamamen açlık olabilir. Çünkü acıktığınızda vücudunuzda olan değişimler nedeniyle oldukça farklı bir insana dönüşebilirsiniz. Gelin bu değişimlere bir bakalım.

Kan şekeriniz düşer
Acıkmaya başladığınızda meydana gelen şey önceki öğününüzde alınan besinlerin tükenmeye yakın olmasıdır. Vücudunuz acil durumlar için besinleri depolasa da tekrar tüketmenizi ister. Karbonhidratlardan gelen glukoz genellikle vücudunuz için birincil yakıttır. Kan şekeriniz iyice düşerse vücut bunu hayati bir tehlike olarak algılar ve işe yarayacak yakıtı tercih eder. Vücudun temel önceliği de beynin canlı kalması olduğundan yeterli glikoz bulunmadığında konsantrasyonu düşer ve sosyal normlar içinde davranmak zorlaşır. Bu nedenle de sinirlenmeniz daha kolay olur.



Boş mideniz beyninize sinyal veriyor
Vücudunuzun sizi yemeye teşvik etmeye yardımcı olacak birçok sistemi vardır. Kan şekeri düşmeye başladığında, mideniz vagus siniri üzerinden beyne yiyecek ihtiyacı olduğuna dair bir sinyal gönderir. Bu sinyale genellikle bir boşluk hissi ve midede birazcık gurultu eşlik eder. Sinyal beyne ulaştığında, eldeki olası bir acil durum olduğunu göstermek için vücuttaki diğer organlara da bir sinyal dizisi oluşturur.



Organlar sinyalleri
Bu sinyal mekanizmasının bir parçası olarak vücudunuz tepki hormonları salgılamaya başlar. Yayılan iki ana hormon, saklanan şekeri serbest bırakmak için vücudu teşvik eder. Böylece kan şekeri seviyeleri tekrar yükselir. Bu hormonlara glukagon ve büyüme hormonu denir.



Stres hormonları dalgalanma
Depolanan glukoz sınırlandığından, beyin de vücudun stres hormonlarını adrenal bezden salıvermesini söyleyen bir acil durum sinyali gönderir. Bu iki hormon, epinefrin ve kortizoldur. Bu hormonlar, yiyecek bulmak için sizi motive etmek amacıyla "mücadele et veya kaç" mekanizmasını harekete geçirir. Ayrıca, kaygılı olmanıza ve kendinizi sınırda hissetmenize neden olurlar, çünkü vücudunuz yemek için savaşmaya hazır hale gelir. Artık yiyeceklerimiz için avlanmadığımızdan, vücut bunun yerine en sıradan suçu bile büyük bir felaket ve kişisel güvenliğiniz için bir tehdit olarak yorumlar.