Yediklerimiz ruh sağlığımızı etkiliyor mu?

Yediklerimiz ruh sağlığımızı etkiliyor mu?

Eğer kendinizi mutsuz hissediyorsanız, çareyi krem çikolatada aramayın. Depresyon ve stresle mücadele için muz, yeşil çay, ceviz, soğan ile yaban mersini gibi mutluluk kaynaklarını sofranızdan eksik etmeyin.

Yazı: Ayşegül Uyanık Örnekal

Çağımızın en büyük sorunlarından biri depresyon... Neredeyse herkes yoğunluktan, yorgunluktan ve mutsuzluktan şikayet ediyor. İstatistikler, depresyon vakalarının her geçen gün arttığını hatta çocuklarda da görülmeye başlandığını gösteriyor. Fitoterapi  Uzmanı Dr. Ümit Aktaş ise doğru beslenip, hareket ederek depresyondan uzaklaşmanın mümkün olduğuna dikkat çekiyor.

Doğru beslenerek depresyonla savaşın
Stres, mutsuzluk ve depresyona adeta yol arkadaşlığı yapıyor. Vücutta istenmeyen sonuçlara yol açan stres  kilo almadan erken bunamaya, konsantrasyon bozukluğundan kalp krizine, bağışıklık sistemini çökertmekten kısırlığa, kemik erimesine, kansere ve erken yaşlanmaya neden olabiliyor. Yapılan araştırmalara göre, son 25 yılda antidepresan kullanımı yüzde  400 oranında arttı. “Bu ilaçlar, sorunu çözmek yerine üzerini örtüyor ve hastaları da ilaca bağımlı hale getiriyor” diyen Dr. Aktaş, şöyle devam ediyor: “Bu ilaçların yan etkileri saymakla bitmiyor. Yüksek tansiyon, konsantrasyon bozukluğu, unutkanlık, kilo alma, diyabet, taşikardi, kalp krizi, karaciğer yetmezliği bunlardan birkaçı... Oysa doğru beslenmek, Omega-3 kaynaklarını arttırmak, bağırsak florasını düzenlemek, yürüyüş yapmak ve vitamin takviyesi almak mutsuzluğun önüne geçmeyi mümkün kılıyor.”

Uykusuzluğa karşı
Papatya: Sakinleştirici etkisiyle uykuya geçmeyi kolaylaştıran papatyanın, Alman papatyası olarak bilinen tür olması gerekiyor. Papatya çayı hazırlamak için açık değil, güvenilir markaların, ambalajlı ürünlerini tercih etmek önem taşıyor.
Şerbetçi otu: Strese karşı sakinleştirici etkisi olan şerbetçi otu, uykusuzluk tedavisinde de etkili oluyor.
Sarı kantaron: St. John’s Wort ismiyle de bilinen sarı kantaron, kronik uykusuzluk ve depresyon tedavisinde kullanılıyor.
Kedi otu: Özellikle stres, huzursuzluk ve uykusuzluk gibi problemlerde etkili oluyor.

Strese karşı
Ginseng: Bu kök bitki, sakinleştirici özelliğiyle tanınıyor. Stres kontrolü için besin takviyesi olarak günde 400 mg ginseng ekstresi öneriliyor.
Ispanak: Bol miktarda folik asit içeren koyu yeşil yapraklı sebzeler, dopamin ve serotonin gibi kişinin kendini iyi hissetmesini sağlayan hormonların yapımına yardımcı olarak, stresle baş etmeyi kolaylaştırıyor. Ayrıca koyu yeşil sebzelerdeki magnezyumun da vücuttaki kortizol üretimini dengelediği biliniyor.
Portakal: C vitamini, kandaki stres hormonunu yani kortizol seviyesini düşürmeye yardımcı oluyor. Stres kontrolü için beslenme düzeninde C vitamini zengini portakala ve tüm turunçgillere yer açmak gerekiyor. Özellikle stresli dönemlerde C vitaminden zengin beslenip, takviyelerle desteklemek önem taşıyor.
Muz: Kişinin kendini iyi hissetmesini sağlayan dopamin, depresyon ve stres kontrolünde etkisi kanıtlanmış B vitaminleri ile ruh halini olumlu etkileyen magnezyum... Tüm bu değerli besinler, muzda bir arada yer alıyor.
Kabak çekirdeği: Beslenme düzenine magnezyum zengini kabak çekirdeği, ay çekirdeği, susam ve kabuklu yemişler eklemek gerekiyor. Çünkü bu mineral, kişinin iyi hissetmesini sağlayan birçok hormonun yapıtaşı.



Tarifler
Lavanta kürü
Bu bitkisel kür, kişinin stres altındayken gevşemesine yardımcı oluyor.
Malzemeler:
1 tatlı kaşığı lavanta
1 tatlı kaşığı anason
1 tatlı kaşığı papatya
Hazırlanışı:
Tüm bitkileri üç dakika kaynatın. Her seferinde taze olarak hazırlanması gereken bu içecek, günde dört kez tüketilebiliyor.

Anti-stres detoks kürü
Glutatyon, magnezyum ve folik asit deposu olan bu içecek, stresli dönemlerde günde bir kez tüketilebiliyor.
Malzemeler:
1 adet salatalık
1 küçük elma
2 yaprak kereviz
1 avuç ıspanak
1 tatlı kaşığı tahin, yeteri kadar su
Hazırlanışı: Tüm malzemeleri mutfak robotuna koyup, içilebilecek kıvama gelene kadar karıştırın.


Enerji düşüklüğü ve yorgunluğa karşı
Bilinen en güçlü antioksidan olan glutatyon, hücrelerin enerji üretimini destekliyor. Enerjiyi arttırmak için beslenme düzenine glutatyon zengini bitkisel yiyecekler eklenebiliyor.
Soğan-sarımsak: Bu iki bitki, en zengin sülfür kaynakları olarak biliniyor. Glutatyon üretimi için gereken önemli bir yapıtaşı olan sülfür; brokoli, lahana, karnabahar ve su teresinde bol miktarda bulunuyor.
Bamya: Enerji üretiminde önemli rol oynayan glutatyondan zengin bamyadan en üst düzeyde faydalanmak için az pişirmek gerekiyor.
Avokado: Omega-3 açısından zengin bir kaynak olan avokado, aynı zamanda glutatyon deposu olarak da biliniyor.
Zerdeçal: Bu kök bitkiye sarı rengini veren kurkumin maddesinin, glutatyon değerlerini arttırmada etkili olduğu düşünülüyor. Ama zerdeçalın vücutta çok az emildiğini unutmamak gerekiyor. Dolayısıyla yüksek miktarda kurkumin içeren zerdeçal ekstrelerinden faydalanmak önem taşıyor.
Meryem Ana dikeni: Deve dikeni olarak da bilinen bu bitkinin en önemli özelliği, glutatyon üretimini tetikleyen aktif maddeler içermesi.



Mutlu yaşamın formülü çok açık!
Dr. Ümit Aktaş, çağın vebası mutsuzluk, depresyon ve strese karşı nelere dikkat edilmesi gerektiğini şöyle sıralıyor:
• Probiyotikten zengin beslenin. Zararlı gıdalarla, sağlıklı olanların faydasını engellemeyin.
• Gelişigüzel antibiyotik kullanmayın.
• Beslenmenizin yeterli miktarda Omega-3 içerdiğinden emin olun. Fakirleşen besinlerin yarattığı eksikliği Omega-3 takviyeleriyle destekleyin.
• Ciğer, tereyağı ve özgür gezen tavukların yumurtalarını tüketip, güneşlenerek D vitamini rezervinizi dolu tutun!
• Şeker, un ve pilav gibi basit karbonhidratlar yani kan şekerinizi aniden yükselten tüm yiyeceklerden uzak durun.
• Kısa sürede çabuk kilo verdiren diyetlerden kaçının.
• Yeterli miktarda B12 vitamini aldığınızdan emin olun.
• Genetiğine müdahale edilmiş modern buğdaydan, glüten içeren gıdalardan uzak durun.
• Yağlı balıklar, sızma zeytinyağı, doğal tereyağı ve kırmızı etten gelen sağlıklı yağları tüketin.
• Etten, sakatattan korkmayın.
• Hareket edin.
• Tiroit hastalığı olasılığını göz ardı etmeyin. Çalışmayan tiroidin sizi mutsuz edeceğini unutmayın.

* Formsante dergisinden alınmıştır.