Bakmaya doyulmayan kareler

Bakmaya doyulmayan kareler

İlk nefesini aldığı o an… Doktorunun elleri arasında kaybolan minik bedeni… Annesi ile bakışması… O an orada olan herkesin gözlerindeki ışık… Hayatının ilk günlerindeki o masumiyeti… Doğum fotoğrafçıları, işte tüm bu anları ölümsüzleştirmek isteyenler için hizmet sunuyor.

Yazı: Deniz Çakmakcı

Yeni doğmuş bir bebekten daha saf ve doğal ne olabilir ki? Belki de bu masumiyeti hep hatırlamak için doğar doğmaz fotoğraflarını çekmek istiyoruz. Hem de en güzelinden… İster doğum anında, ister doğduktan sonraki günlerde olsun profesyonel bir fotoğrafçıya çektirilen bebek fotoğraflarının kaynağına inelim dedik. Bu süreç nasıl işliyor, ailenin istekleri ile fotoğrafçının sundukları nasıl örtüşüyor?

Araştırmaya başladığınızda göreceksiniz ki burada iki ayrı yöntem var. Biri Türkiye’de daha sıklıkla uygulanan hastanede ve doğum esnasında/sonrasında fotoğraf çekimi yaptırmak… İkincisi ise dünyada daha revaçta olan, tüm telaş bittikten sonra evde ya da stüdyoda yapılan çekimler. İki seçeneğinde başarılı iki isim ile konuştuk, detaylar öğrendik.



HASTANE/DOĞUM FOTOĞRAFÇILIĞI
Ekonomi eğitimi alan Latife Tunç, 11 yıl finans alanında çalıştıktan sonra amatör olarak ilgilendiği fotoğrafçılığı profesyonel olarak yapmaya karar vermiş. Yedi yıldır bu işi yapan Tunç’un önceliği doğum fotoğrafları olsa da, bebek, çocuk ve aile fotoğrafları da çekiyor. Çocuklara çok düşkün ve onlarla çalışmayı çok seviyor. Fotoğrafçılığın yanı sıra çocuklara fotoğrafçılığın farklı konularını eğlenceli bir şekilde deneyimleyecekleri atölyeler de düzenliyor.

Doğum fotoğrafında çekim süreci hamilelik döneminde başlayabileceği gibi doğumun olacağı gün hastanede de başlayabiliyor. Hamilelik döneminde başlayacak çekimi doğuma yaklaşık bir ay kala planlamakta fayda var. Önce Ataşehir’deki stüdyosunda anne adayını yormayan keyifli bir çekim yapıyor. Çekim mekanı stüdyo ile kısıtlı değil. Güzel havalarda bahçelerde ve parklarda çekim yaptıkları oluyor. Aileler isterse evlerinde de çekim yapılabiliyor.

HER AN KAYIT ALTINDA
Doğum fotoğrafı için ise bekleme süreci başlıyor. Zira bir bebeğin dünyaya geleceği zamanı tahmin etmek her zaman mümkün değil. Doğum fotoğrafı çekiminde doğum şeklinin sezaryen ya da normal doğum olmasının iletişim aşamasında büyük önemi var. Sezaryen doğumlarda bu daha kolay elbette, planlanan gün ve saatte aile ile birlikte hastanede olunuyor. Hastanede bekleyiş anlarından itibaren de çekim başlıyor. Doğum öncesi heyecanı, hazırlıklar, annenin doğuma alınması, doğum anı, bebeğin ilk muayenesi, aile ile ilk karşılaşma anları fotoğraflarda sonsuza kadar saklanmış oluyor.

Normal doğumlarda da yine benzer bir süreç var, sadece ne zaman başlayacağı belirsiz. Bu da her an tetikte olmayı gerektiriyor. Hastaneye ulaşıldıktan sonraki fotoğraf süreci normal doğum ve sezaryen doğum için birbirinden farksız.



EN GÜZEL HAZİNE: ALBÜMLER
“Bebek bekleyen bir aile neden doğum/hastane fotoğrafı çektirmeli?” soruma Latife Tunç şöyle yanıt veriyor: “Doğum bir aile için en unutulmaz anlardan. Hayat akıp giderken zamanı durdurabileceğimiz ve o durdurduğumuz ana defalarca yolculuk edeceğimiz tek şey fotoğraf. Bebeğinizin doğduğu o anı unutmanız imkansız ama o güne ait bir çok detayı o heyecanla fark etmeyebiliyorsunuz veya unutuyorsunuz. Yıllar geçtikçe, bebeğiniz hızla büyürken o anların saklanmış olması daha kıymetli oluyor. Benim çok sevdiğim bir çocuk kitabı var: Koyun Russell ve Kayıp Hazine. Kitaptaki kahraman Russell bir hazine haritası bulup hazine arıyor fakat hazine yerine eski püskü bir fotoğraf makinesi buluyor. Makineyle türlü denemeler yapıp bir sürü kişinin fotoğrafını çektikten sonra kitap şu cümleyle bitiyor: ‘Russell fotoğraflarını büyük bir deftere yapıştırdı ve çalışmalarını hayranlıkla seyretmeye koyuldu. ‘Hmm’ diye düşündü. ‘Belki de sonunda gerçekten bir hazine buldum. Tüm zamanların en iyi hazinesini!’ Bu cümle benim için fotoğrafın değerini özetler her zaman. Fotoğraf tüm zamanların en iyi hazinesidir.”

Latife Tunç, doğum fotoğrafçılığının basit bir iş olmadığını  özellikle vurguluyor. İyi fotoğraf çekmeyi bilmenin yanı sıra ameliyathanenin sterilizasyon koşullarına hakim olmak, sadece aile ile değil hastanedeki tüm çalışanlarla iyi iletişim kurmak da gerekli. Doğumun çok özel bir an olduğunun her an farkına vararak anneye, babaya, bebeğe saygılı bir çekim yapılmalı.

Tunç, o zamanlar bu kadar bilgi sahibi olmadığından, kararsız kalarak şu an sekiz yaşında olan oğlu için doğum çekimi yaptırmamış. Elinde o güne ait, o günü tekrar yaşatacak fotoğrafların olmamasından ötürü pişman olduğunu söylüyor. Hastane fotoğrafçılığının maliyeti 700-2000 lira arasında değişiyor.



YENİDOĞAN FOTOĞRAFÇILIĞI
Türkiye’nin ilk ‘yenidoğan fotoğrafçılığı’ konusunda eğitimli fotoğrafçısı Nur Ölçer, bebeklerin masum dünyasını fotoğraflamaya başlamadan önce Boğaziçi Üniversitesi’nde lisans, Cornell Üniversitesi’nde ise yüksek lisansını tamamlamış. 16 yılı aşkın bir süre kurumsal hayatta pazarlama, iş geliştirme ve strateji alanlarında üst düzey yöneticilik yapmış. 2009 yılında başlayan fotoğrafçılık yolculuğu, 2011 senesinde Amerika’da ‘Kelley Ryden’in Newborn Atölyesi’ne katılmasıyla yepyeni bir boyuta ulaşmış.

Yenidoğan fotoğrafçılığında önemli olan bebeği doğduktan sonraki ilk on gün içerisinde çekmek. Bu evrede daha anne karnındaymış hissini yaşayan bebekler, bu dönemden sonra yakalamanın mümkün olamayacağı şekilde uyurken muhteşem pozlar veriyorlar. Fotoğrafları o kadar doğal ki, onlara bakarken adeta bebek kokusunu duyuyorsunuz. Bu özel çekim; bir aile olarak ilk paylaşım, ilk ortak etkinlik olarak da hafızalarda ve albümlerde yerini alıyor. Bu sebeple de Nur Ölçer, fotoğrafını çektiği dünya güzellerine, ‘Uyuyan Güzeller”’adını vererek bunu markalaştırmış.



BEBEĞE ÖZEL STÜDYO
Nur Ölçer, bu işin sanıldığı kadar kolay olmadığının altını çiziyor. Ölçer’e göre öncelikle aile ile iletişimi doğru dille kurmak önemli çünkü doğal olarak çok hassas oluyorlar. İkincisi her anlamda sabır gerekiyor. Bebek saatlerce uyumayabiliyor, acıkıyor, aile telaşlanabiliyor. Çok önemli olan unsurlardan biri ise çekim yapılan mekan, ışık, sıcaklık ve malzemeler… Uyuyan Güzeller fotoğrafları bu sebeplerle, sadece bebekler için organize edilmiş bir stüdyoda çekiliyor. Bebeğe özel doğal ışığın ve sıcaklığın sağlandığı bu ortam, bebeğin uyuması, sakinleşmesi için özel olarak tasarlanmış.  Saf yün, pamuk kumaş, bambu ve tahta sepetler, el emeği aksesuarlardan oluşan onlarca seçeneğin yer aldığı bu ortama bir de sakinleştirici özel müzikler de eklenince bebeği ve aileyi rahatlatan, keyifli bir çekim gerçekleşiyor.

Uyuyan Güzeller’in ilham kaynakları doğa, taze çiçekler, Ege denizi, dalga sesi, yaz esintisi, iç ısıtan gülümsemeler, kucaklaşmalar, mavi gökyüzü, zeytin ağaçları, narenciye bahçelerinin mis kokusu... İşte bunlar Nur Ölçer’in doğallığın ön planda olduğu yenidoğan fotoğraflarının tarzını oluşturan unsurlar.

Nur Ölçer’e niye hastane/doğum fotoğrafçılığını değil de, yenidoğan fotoğrafçılığını seçtiğini sorduğumuzda, “Özellikle yeni doğmuş olan bebeklerin hala annesinin karnındaymış gibi uyuma hali, vücudunun aldığı şekil, yüzlerindeki o huzur beni hep mutlu etmiş, sakinleştirmiş ve sahip olduklarıma şükretmemi sağlamıştır” yanıtını veriyor. Nur Ölçer, Türkiye’de ilk kez çektiği bebek fotoğraflarından oluşan bir de kitap çıkarmış. Bu kitap bir ninni cd’si içeriyor ve tüm geliri TEGV’e gidiyor. Son olarak Nur Ölçer’e yeni anne-babaların niye yenidoğan fotoğrafı çektirebileceklerini soruyoruz: “Bu fotoğraflar çok özel çünkü ilk on gün bebeklerin anne karnından çıktıklarını henüz algılayamadıkları, çok özel ve bir daha geri gelmeyecek bir dönem. Bunu ölümsüzleştirmeyi çok anlamlı buluyorum” şeklinde yanıt veriyor. Yenidoğan fotoğrafçılığının maliyeti 1500-2000 lira arasında değişiyor.

Deneyimleyenler anlatıyor...



GÖRDÜKÇE HALA GÖZLERİM DOLUYOR
Özge Arpat / İnşaat sektöründe yönetici / Deniz’in annesi

Hamileyken doğum fotoğrafım olmasını çok istedim çünkü heyecanım gittikçe artıyordu ve o gün daha da heyecanlı olacağımı bildiğimden eşimin, ailemin, arkadaşlarımın gözlerindeki pırıltıyı, sevinci, oğlumu göreceğim o ilk anı hatırlayamayacağım hissine kapılmıştım. İnsan unutmuyormuş ama sonradan ayrıntıları, detayları görmek çok hoşuma gitti. Deniz doğduğunda onu öpüp koklama şansım olmuştu ama onun doktorumuzun kucağında ilk çıkış anındaki gülüşünü görememiştim mesela, o fotografa baktıkça hala içim ısınır... Deniz şu anda 4.5 yaşında, zaman çok çabuk geçiyor, çocuklar çabuk büyüyor ama o ilk anlar hiçbir zaman unutulmuyor, resimlere baktıkça hala gözlerim doluyor.



BAKTIKÇA BAKASIM GELİYOR
Buket Akdağ Özyar / Turizmci / Metehan’ın annesi

Evli bile değilken, bir gün bebeğim olursa mutlaka yenidoğan fotoğrafı çektireceğimi söylüyordum. Aradan yıllar geçti ve oğlum olacağını öğrendikten sonra hemen araştırmaya başladım. Çekim evde mi, stüdyoda mı olmalı konusunda aklım karışıktı ancak stüdyo ortamının avantajlarını anlayınca ikna oldum. Ancak stüdyoya girdikten sonraki sıcak karşılama, ortamın bebek için gerekli her şeyle donatılmış olduğunu görmek ve bebeğime olan özel yaklaşım ile içim çok rahat etti. Stüdyo tertemiz, sıcacıktı. Çekim anında oğlum uyumakta çok zorlandı ama karşısında büyük bir sabır ve sevgi ile bekleyen bir fotoğrafçı vardı. Ortaya o kadar güzel fotoğraflar çıktı ki baktıkça bakasım geliyor hala.”