Mızmızlık mı duyusal hassasiyet mi?

Mızmızlık mı duyusal hassasiyet mi?

Sebebini anlayamadığınız ağlamalar, mımızlanmalar, bazı nesnelere dokunmama halleri, seçici davranışlar... Tüm bunlar duyu bütünleme bozukluğunu işaret ediyor olabilir.

Yazı: Burçin Öztınaz

Çok ağlayan, yemek konusunda çok seçici davranan, kıyafetlerini giyerken huysuzlanan, çıplak ayakla kuma ya da çimene basmaktan uzak duran bir çocuğunuz mu var? Bu davranışları anneler bazen anlamlandıramasa veya ‘mızmızlık’ deyip geçiştirse de benzer davranışların altında ‘duyu bütünleme bozukluğu’ yatabiliyor. Peki son yıllarda sıkça duymaya başladığımız duyu bütünleme ve duyu bütünleme bozukluğu nedir?

Duyu bütünleme, çevremizle sosyal ve fiziksel etkileşimimizde, vücudumuzu etkili bir biçimde kullanabilmemizi sağlamak için, vücudumuz ve çevremizden gelen duyuları organize eden nörolojik bir işlem. Beyin bu işlemi günlük yaşam aktivitelerinde kullanıyor.

Duyu bütünleme çocuklar ile yakından ilişkili çünkü duyusal gelişim anne karnındayken başlıyor ve duyu bütünleme bozukluğunda yaş küçükken, beyin esnekliği varken önlem almak daha kolaylaşıyor.

Önce anne karnındaki duyusal gelişime göz atalım...
Gebeliğin 21’inci gününden itibaren en temel duyusal sistem olan vestibüler sistem (denge, duruş ve hareketlerimizi ayarlayan sistem) gelişmeye başlıyor. Fetüs, yüzünü okşayarak, başparmağını emerek, vücudunun geri kalan kısmına dokunarak, rahim duvarına ve göbek kordonuna dokunarak, dokunma duyusunu geliştiriyor.

Ergoterapist Nimet Akman Altıok, duyu gelişimi için anne karnında yaşanan süreç hakkında şu bilgileri veriyor:
• Yaklaşık üçüncü gebelik haftasında, işitme organlarımız gelişmeye başlar. Gelişim iç kulaktan başlayıp kulak kanalına kadar inerken, en sonunda ultrasonik görüntüdeki dış kulaklar oluşana kadar devam eder.

• Yaklaşık 13-15’inci gebelik haftasında tat duyusu gelişmeye başlar.

• Yaklaşık 16’ncı gebelik haftasında, kulakları oluşturan kemikler ve doku gelişir.

• Yaklaşık 20’nci gebelik haftasında ses ileten sinirler fonksiyonel hale gelmeye başlar.

• Yaklaşık 25’inci gebelik haftasından itibaren bebek annesinin sesini duyabilir.

• 27’nci gebelik haftasından sonra ise diğer seslere tepki verir.

• Yine 27’nci gebelik haftasında görme duyusu gelişir. Yapılan araştırmalar, tek yumurta ikizlerinin 27’nci haftadan itibaren anne karnında birbirlerini görebildiğini, birbirlerine dokunabildiğini ve hatta el ele tutuşabildiğini göstermiştir. Görmenin gelişen son duyu sistemi olmasının nedeni, hamileliğin ilk 26 haftası boyunca, retinanın gelişmesi için bebeğin göz kapaklarının kapalı kalmasıdır. 26’ncı gebelik haftasında ise bebeğin minik göz kapakları açılır ve göz kırpmaya başlar.



Duyuları organize edemiyor
Duyu bütünleme bozukluğu, beynin (merkezi sinir sisteminde) duyular yoluyla gelen bilgilere cevap vermede, onları organize etmede ve entegre etmede sorun yaşadığı bir durum. Ergoterapist Nimet Akman Altıok, bunun belirtilerini şu şekilde açıklıyor: Uyaranlara karşı fazla hassas olma (Hypersensitivity): Örneğin çocuğun ellerinin kirlenmesini tolere etmekte zorlanması, kokudan dolayı yeme seçiciliği yaşaması, vücudunu farklı pozisyonlara almakta zorlanma yaşaması(örneğin yüksek konumlara çıkmakta zorlanma yaşaması), kalabalığa girmekte zorlanma yaşaması.

Uyaranlara tepkisiz/duyarsız kalma (Hyposensitivity): Çocuğun vücudunu kontrol etmekte zorlanması, sürekli vücuduyla uğraşması, arkadaşlarına dokunduğunda farkında olmadan onları incitmesi, oyuncaklarını sürekli farkında olmadan kırması. Ayrıca koordinasyon ve denge sıkıntıları yaşaması, dikkatini vermekte güçlük yaşaması, motor becerilerinde gecikme olması, uygun davranışlarda bulunmakta zorlanması da belirtiler arasında.

İstemeden can yakabilir
Peki eğer bir çocuğun duyusal hassasiyeti varsa ne oluyor? Örneğin çevreden aldığı gereksiz işitsel uyaranları filtre etmekte zorlanıyorsa, gerekli olan duruma yoğunlaşmakta zorlanma ve dikkati kolayca dağılabiliyor. Eğer çocuğun vücut algısı düşükse ve buna bağlı olarak dokunma sırasındaki basınçlarını ayarlamakta zorlanma yaşıyorsa, arkadaşına dokunduğunda istem dışı olarak ona zarar verebiliyor, örneğin fazla sıkı sarılabiliyor ve arkadaşlarının canını yakabiliyor. Bu durum da arkadaşlarının olumsuz tepkilerine yol açabiliyor, gittiği ana okulundan şikayetler gelebiliyor.

Duyu bütünleme terapisi
Ergoterapist Nimet Akman Altıok, Duyu bütünleme terapisinin etkili nörolojik süreçleri geri kazandırmak ve bu sistemlerin her birini geliştirerek kişinin duyusal bilgileri bütünleştirme yeteneğini arttırmak için tasarlanmış bir terapi yöntemi olduğunu söylüyor ve hiçbir tanı almamış ancak bazı gelişim basamaklarında gecikmesi olan, günlük yaşamlarını olumsuz yönde etkileyen bir takım duyusal hassasiyetleri olan, yeme seçiciliği yaşayan, temkinli, tedirgin veya kıpır kıpır olan çocuklarda çok faydalı ve etkili bir yaklaşım olduğunu belirtiyor. Duyu bütünleme terapisi, bebeklerde emekleme pozisyonunu alamama, parmak ucunda durma/yürüme, geç yürüme gibi durumlarda da öneriliyor.



Neden önemli?
Duyu Bütünleme Bozukluğu’nun tedavi edilmemesi çocuğun hem fiziksel hem bilişsel hem de sosyal gelişiminde zorluklar yaşamasına ve/veya gelişim gecikmelerine neden olabiliyor.  Ergoterapist Nimet Akman Altıok, “Vücut farkındalığı düşük olan bir çocuk, vücudunun uyguladığı hareketleri kontrol etmekte ve kullanmakta zorluk çeker. Bu durum ise beden kontrolü gerektiren durumlarda zorlanmasına, kıpır kıpır olmasına, dikkatin büyük bir bölümünü vücuduna alarak, çevredeki gerekli olan görsel ve işitsel ip uçlarının kaçırmasına neden olur. Bu da hem öğrenimini hem de davranışlarını olumsuz yönde etkiler” diyor.

Bu yüzden de saçını yıkatmamak, çıplak ayakla yürümemek, bazı nesnelere dokunamamak gibi sorunları olan çocuk ebeveynlerine ‘eğer bu sıkıntılar çocuğun yaşam kalitesini etkileyecek düzeydeyse’, yaş küçükken ve beyin esnekliği varken duyu bütünleme açısından değerlendirme öneriyor.