Kelepçe sezonu bitti: Kışın yeni trendi girlhood ve dostluk
Bu kış kimse kelepçe sezonuna hazırlanmıyor. Kimse ısınmak için rastgele birine sarılmak istemiyor. Çünkü geçici yakınlık, kalıcı sıcaklık yaratmıyor.
İrem Naz Güvel
Aşk hikayelerinin merkezinden çekilip, kendi “girlhood” evrenimize dönüyoruz. Birlikte çay demlediğiniz, aynı reel’lere kahkahalar attığınız, birinin evinde kalıp sabaha kadar konuştuğunuz o küçük anlar artık yeni lüks. Çünkü bu kış, kelepçeleri çıkarıyoruz ama bu kez mecazen. Sonbaharın gelmesiyle birlikte “kelepçe sezonu” yani cuffing season yeniden gündeme gelir. Hani havalar soğuyunca, herkesin içini bir sarılma isteği kaplar ya… İşte o dönemde, insanlar kışı yalnız geçirmemek için hızla ilişkilere yönelir. Kelepçelenmek yani birine bağlanmak, kısa süreli bir duygusal güvenlik alanı yaratır. Sanki sevgili bulmak, kışı atlatmanın tek yoluymuş gibi.
Ve bu dönem artık geride kalıyor. Çünkü bu döngünün nasıl işlediğini fark ettik. Mevsimlik ilişkiler, çoğu zaman gerçek sıcaklığı değil, sadece geçici bir yankıyı getiriyor. Bu yüzden bu kış, biriyle “kelepçelenmek” yerine, kendi alanımızda kalmayı seçiyoruz. O alanın içinde dostluklar, samimi kahkahalar, birlikte kurulan mini ritüeller var. Kız arkadaşlarımızla WhatsApp grubunda yaptığımız sohbetler, bir sevgiliyle yaşanan kış masallarından çok daha kalıcı bir sıcaklık bırakıyor. Kış mevsiminde her şeyin romantik olmasına gerek yok. O sebeple kelepçe sezonuna değil, kız kardeşliğin yeni sezonuna giriyoruz.

Girlhood termometresi
Hızlanan hayat, her gün yeni bir görev, yeni bir ulaşılması gereken hedef sunuyor. Ama artık o hızın içinde değil, o hızdan kaçıp nefes alabileceğimiz küçük duraklarda huzuru arıyoruz. Ve o duraklar da çoğu zaman kız arkadaşlarımız olur. Sevgilisi olup bizleri ihmal eden kız arkadaşlarımız da buna dahil. Çünkü onlar da bir noktada bilir ki, bazı günler sevgilinin mesajı değil, kızlar WhatsApp grubundaki bir mesaj daha çok iyi gelir.
Kız arkadaşlıklar kolay kurulur ama kök salması zaman alır. O kökler derine indikçe, görünmeyen bir evlilik yeminiyle birbirimize bağlanırız. İyi günde, kötü günde, hastalıkta, sağlıkta. Zamanla o dostluklar, içsel konforumuzun duvarlarını örer. Onların yanında düzgün olmak zorunda değiliz. Rol yapmaya gerek kalmaz, filtreye ihtiyaç yoktur. Kalbimiz karışıksa, cümlelerimiz dağınıksa, onlar o dağınıklığı düzeltmek için değil, bizle birlikte oturup bakmak için vardır. Hayatta bir şeyler ters gittiğinde ilk aradığınız kişi, çoğu zaman o en yakın dostumuz olur. Çünkü onun yanına gittiğimizde hiçbir şey anlatmadan da anlaşabiliriz. Bir sıcak çay, bir erkekleri yerme seansı yeterli. Bizim için kimseye açıklama yapma zorunluluğu olmayan, güvenli bir laboratuvardır orası. Bir “bitti” mesajının ardından kızlarla ilişkilerin muhakemesinin yapıldığı o mistik akşam, dünyadaki en etkili terapi.

Dost ayrılığının yıkıcı etkisi
Bu güvenli alan sadece kötü günler için değil. Çünkü onlar duygusal güvenlik ağımızdır. Düşsek yakalarlar, yükselsek alkışlarlar, ama her halimizde bizi tanıdıkları o halde severler. Kız arkadaşlarımızla birlikte olmak bazen kendi hikayemizi yeniden yazmak gibi. Dışarısı ne kadar soğuk olursa olsun, onların yanında kalbimiz hep oda sıcaklığında çalışır. Ve belki de bu yüzden, bu kış kimseye yaslanmak zorunda değiliz. Kız arkadaşlarımız yalnızca arkadaş değil, duygusal merkezimiz, kalbimizin karantinası, her şeyin iyi olacağına inandığımız küçük evimizdir.
Ama her ev gibi, bu evin yıkımı da çok ağır oluyor. Çünkü kız arkadaş ayrılıkları, sevgili ayrılıklarından daha sessiz ama çok daha derin sarsıyor. Sevgilimizden ayrıldığımızda bir dönem biter ama bir kız arkadaşı kaybettiğimizde, birlikte inşa ettiğimiz bütün bir dünya yıkılır. Onunla konuşmadan geçirdiğimiz ilk hafta, sanki en yakın aynamızı kaybetmişsiniz gibi gelir. Bir sevgiliden sonra “Yeniden sevebilirim” diyebiliriz ama bir arkadaş gittiğinde, kalp ağrısı fazlasıyla hissedilir.

Ölümüne kankayız ama
Kız arkadaşlarımız bizi dinlemek için her zaman orada olduklarını biliyoruz. Ancak şunu da kabul etmemiz gerekiyor, her kararda birbirimizi desteklemek zorunda değiliz. Gerçek dostluk, alkışlamak kadar, bazen durup “Emin misin?” diyebilmektir. Sosyal medyada sıkça gördüğümüz “Bacım ne derse arkasındayım” mottosu kulağa tatlı geliyor ama ilişkiler, kararlar ve kişisel dönüşümler söz konusu olduğunda bu kör bir desteğe dönüşebilir. Kimi zaman “Bu sana iyi gelmiyor” diyebilmek, “Her halinle yanındayım” demekten daha samimidir. Çünkü bir arkadaşın seni kaybetme riskine rağmen doğruları söylemesi de cesaret ister.
Fikir çatışmaları özellikle ilişkiler konusunda daha sık karşımıza çıkar. Bir arkadaşınız hala toksik bir ilişkideyse, siz de o hikayeyi defalarca dinlemişseniz, sabırla destek vermekle sınır koymak arasında gidip gelirsiniz. İşte o an dostluğun en kritik eşiğidir. Selena Gomez’in de dediği gibi, “Onunla ilişkini desteklemiyorum ama ondan ayrıldıktan sonra seninle arkadaşlığıma devam edeceğim.” Birini onaylamadan da sevebilme seçeneğimiz de var.
Gerçek dostluk, aynı fikirde olmayı değil, aynı niyette olmayı seçmekten geçiyor. Bu bir yerde alkışlamak değil, aynayı tutmaktır. Bizi büyüten dostluklar, bizi sadece teselli eden değil, gerektiğinde yüzleştiren dostluklardır. Kız arkadaşlarımızla bağımızı güçlü yapan şey, birbirimizi eleştirmemize rağmen o bağın kopmaması. Çünkü aramızdaki sevgi, fikir birliğine değil, duygusal dürüstlüğe dayanır. “Bacım ne derse arkasındayım” yerine “Bacım yanlış yoldasın ama ben buradayım” dönemindeyiz.

Kışın sosyal psikolojisi
Kış, doğanın kendini yavaşlattığı bir mevsim. Günler kısalır, hava soğur, şehir sessizleşir ve insanlar ister istemez bu ritme uyum sağlar. Dışarıya çıkmak yerine içe dönme, kalabalık yerine yakınlığı seçme eğilimi güçlenir. Artık aradığımız şey, yüksek tempolu etkinlikler değil, huzurlu ve küçük anlar. Bu dönem, arkadaşlıkların en doğal haline alan açıyor. Kalabalık barlar, gürültülü kafeler yerini ev sohbetlerine, sıcak çay eşliğinde yapılan uzun kahkaha seanslarına bırakıyor.
Kışın sosyal psikolojisi, büyük jestler yerine küçük ritüellere değer verir. Bir arkadaşınızın size mesaj atmadan önce sizin favori atıştırmalığınızı alması, akşam birlikte bir aktivite yapmak veya sabah kahvesini birlikte yudumlamak gibi basit anlar, modern dostluğun temelini oluşturur. Buradaki büyü, yüksek sesli eğlencede değil, yanında olduğunuzu hissettirmekte yatıyor. Hızın azaldığı yerde, duygusal bağlar derinleşir. Artık kimse varlığını kanıtlamaya çalışmaz, sadece birlikte olmak yeterlidir. Dışarısı soğuk ve gri olabilir ama arkadaşınızın yanında olduğunuzda eviniz, ruhunuzun sıcak bir köşesine dönüşür.
Romantik aşkın telaşı olmadan, duygusal yakınlığın en derin biçimini buluyoruz. Kış, yalnızlığın değil, birlikte olmanın en sade ve en dürüst halinin mevsimi. Bu yıl kiminle sevgili olacağınızı değil, kiminle ısınıp güleceğinizi planlayın. Çünkü aşk geçici olabilir ama iyi bir dostluk her kışı, her sessiz sabahı, her soğuk akşamı yeniden ısıtabilir. Ve belki de en güzeli, bu sıcaklık için ekstra bir plan yapmanıza gerek yok. Sadece bir kahve, bir battaniye ve yanınızdaki kişi yeter. Kışın en samimi hikayeleri, kiminle olduğunuzda değil, birlikte ne kadar kendiniz olabildiğinizde yazılıyor.
Kamu spotu:
Kelepçe mevsimi geldi ama kelepçelenecek bir sevgiliniz yok diye ChatGPT ile konuşup kendinizi avutmaya mı çalışıyorsunuz? Artık buna gerek kalmadı çünkü kelepçe mevsimi bu sezon aradığı şöhreti bulamadı. Şimdi kız arkadaşlarımızla bir araya geldiğimiz sezon, yani “winter bonding” başladı.
“Kız arkadaşlarınızla geçirdiğiniz anlar, bir kahkaha patlaması, birlikte sessizce takıldığınız dakikalar en soğuk günü bile ısıtabilir.”
Kış ritüelleri
Kışın en büyülü yanı, dışarıdaki soğukla içerideki sıcaklık arasındaki kontrasttır. Kar taneleri (umarız bu yıl kara doyarız, 777) pencere camına vurarak dans ederken, içeride kahve kokusu, mum ışığı ve arkadaşınızın kahkahası bir araya gelir. Bu sezonda “evde kalmak”, yalnızlık değil, bir ritüele dönüşüyor. Ama bu ritüeller gösterişli olmak zorunda değil. Bu kış kendinize sorun: Aşk için değil, dostluk için hangi gelenekleri başlatacaksınız? Belki bir sabah birlikte yoga yapmak, belki her kar yağışında bir sıcak içecek paylaşmak, belki de sadece hafta sonlarını sessizce yan yana geçirmek… Önemli olan, bu anları sahiplenmek ve birlikte var olmaktır.
Evde mikro etkinlikler
- Self-care günü yapın.
- Tarot veya kahve falı saatleri organize edin.
- Hayal panosu hazırlayın.
- Battaniye altında mini film festivali yapın.
- Birlikte kurabiye, çorba ya da sıcak çikolata yapın.
- Küçük anlar için polaroid fotoğraflar çekin veya editleyin.
Dostluk ritüelleriniz hazır mı?
- Film gecesi planı hazır mı?
- Dostlarla yavaş bir pazar kahvaltısı yaptınız mı?
- En sevdiğiniz sıcak içecek ritüeliniz hangisi?
- Birbirinize minik “moral kartları” yazıp sakladınız mı? (Birinin moral bozulduğunda açılacak şekilde.)
- Kışın ortasında spontane bir “pijama brunch” planınız var mı?
- Birlikte yeni bir hobi denediniz mi?
- Arkadaş grubunuz için özel bir emojiniz var mı?
“Kış mevsimi hala romantik, ama başroller değişti. İlişkileri bir kenara bırakıp arkadaşlıkları merkeze almanın vakti geldi.”
