Düşleriyle seçilen Cemre Baysel

Senden Daha Güzel dizisinin Efsun’u Cemre Baysel ile doğada, özgürlüğü ve macerayı kutladığımız bir buluşma gerçekleştirdik.

Düşleriyle seçilen Cemre Baysel

Kalabalığın arasından kolaylıkla seçilen doğal ışığı, kendi olma cesareti ve yüksek enerjisiyle oyuncu Cemre Baysel ile yeşilin maviye karıştığı bir düşün ortasında buluşuyoruz. Onun hayallerinin geleceği, şimdinin sonsuzluğunda.

RÖPORTAJ VE PRODÜKSİYON: SİMAY ENGÜR
FOTOĞRAF: EMRE YUNUSOĞLU
STYLING: MİNA TANAY, BURCU ÇAM (816 STYLING)
SAÇ: SERTAÇ KOLAY
MAKYAJ: HİDAYET KORKMAZ
FOTOĞRAF EKİBİ: SİNAN ARSLAN, BURHAN CANLI, MELİH ARAN
SAÇ ASİSTANI: MERTCAN KUGU
RETOUCH: ENES YURTBAY
DİJİTAL PROJE KOORDİNASYONU: BARAN ALIŞKAN
MEKAN İÇİN; KEMERBURGAZ KENT ORMANI’NA TEŞEKKÜR EDERİZ.

Anı yaşamayı ve doğal olmayı seçen; mutluluğu, kendi olma cesaretinde bulan ve yaşamını neyi hayal ediyorsa, o yöne doğru açmaya hevesli bir ruh. Cemre Baysel: “Şu an yaptığım işte yaratıcı olma isteğim, o zamanlardan gelen bir dürtü gibi” diyor. İzmir’de geçen özgür çocukluğunun etkisiyle, içindeki yaratıcı oyun kurma hevesini önce resim sanatıyla ve ardından oyunculuk macerasıyla birleştiriyor. Şu sıralar, Senden Daha Güzel dizisinde, kendi deyimiyle ‘gücünü hayattaki zorluklardan alan ve hayatın tadını çıkaran’ Efsun karakteriyle izleyici karşısında. Ayrıca marka elçisi olduğu SecilStore ile hazırladıkları; zamansızlığı ön planda tutan, özgüveni yüksek ve natürel renkleri yazın enerjisiyle buluşturan SecilStore x Cemre Baysel koleksiyonunun da heyecanını yaşıyor. Doğanın özgür enerjisini, yeni başlangıçlarla kutladığımız kapak çekiminde Cemre Baysel ile bir araya geliyor ve güneşin sıcacık öpücükleri eşliğinde, anı sonsuz kılan tüm ihtimallerin tadını çıkarmayı seçiyoruz. Evet, tam olarak Cemre Baysel gibi…

Nihayet sizi setten kaçırıp buluşabildik! Senden Daha Güzel dizisinin çekimleri yoğun bir şekilde devam ediyor. Böyle bir projenin içinde yer almak, size nasıl hissettiriyor?
Öncelikle bir araya geldiğimiz için çok mutluyum. Yoğun bir tempoda çalışıyoruz. Yönetmenimiz, set ekibimiz, oyuncu arkadaşlarımız o kadar uyum içindeyiz ki sete koşa koşa gidiyorum. Keyfimiz yerinde, yaptığımız işten zevk alıyoruz. Bu da çalışma temposunda beni en çok motive eden şey. Emek verdiğimiz işin karşılığını görünce de inanılmaz mutlu oluyorum. Her günün bir önceki günden daha güzel olacağı düşüncesi, işe bağlılığımı ve saygımı artırıyor.

Gaziantep’te bir köyde babasıyla birlikte çiftlikte huzur içinde yaşarken kendini birden İstanbul’da bulan Efsun karakterini canlandırıyorsunuz. Efsun karakterini sizden dinleyebilir miyiz?
Efsun, ayakları yere sağlam basan; kendini asla ezdirmeyen, mücadeleden zevk alan, gücünü hayattaki zorluklardan alan ve hayatın tadını çıkaran çok güçlü bir doktor. Diğer taraftan güçlü olmasının yanında, geçmişinde derin yaraları var. Ben de Efsun’u her geçen gün daha çok keşfediyorum. Beraber tanıyıp, beraber yaşayacağız Efsun’u…


“Doğallığım ve anı yaşama, anda kalma özelliğim. Her umutsuzluğa kapıldığımda bilirim ki geçecek, aydınlık gelecek.”

Arama motoruna ‘Cemre Baysel’ yazdığımızda burcunuzdan, okulunuza ve bugüne dek rol aldığınız tüm dizilere ulaşabiliyoruz. Bu biyografik bilgilerin dışında Cemre Baysel kimdir, boş günlerinde neler yapar, küçük mutlulukları nelerdir?
Boş günlerim bazen çok hareketli bazen de çok sakin geçiyor. Ya arkadaşlarımla buluşur onlarla vakit geçiririm o gün; ya da evde hiçbir şey yapmadan öylece otururum. Daha çok evde vakit geçirmeyi seven biriyim. Küçük mutluluklarımdan biri olarak bunu söyleyebilirim. Evimde olduğum, ailemle beraber olduğum her anı çok seviyorum. Bir şeyler karalayabildiğimde, kendi pişirdiğim yemeği yediğimde, sokaktaki bir kediye ya da köpeğe mama verdiğimde, bir insanın yüzünü güldürdüğümde benden mutlusu yok… Bu liste saymakla bitmez… Gerçekten küçük şeylerden mutlu olan biriyim.

Ege Üniversitesi’nde Resim Öğretmenliği bölümünde eğitiminiz devam ediyor bildiğim kadarıyla… Resim de oyunculuk da ‘yaratma’ eyleminin çok yüksek olduğu alanlar. İçinizdeki aslında bir nevi oyun kurma ve yaratma hevesini ilk ne zaman keşfettiniz? Çocukluğunuzda, kendinize ait o hayal dünyasında neler oluyordu? Hayalperest bir çocuk muydunuz?
Daha ilkokuldayken bütün etkinliklerin en başında ben olmak isterdim. Resim yarışmaları, dans gösterileri, sunuculuk… Okuldaki her etkinlikte yerim vardı. Çok küçük yaşta olmama rağmen öğretmenlerimin beğenisi, takdiri hoşuma gider; yaptığım işi en iyi şekilde tamamlamak isterdim. Sanırım şimdiki çalışkanlığım, başarılı olma arzum o zamanlarda başlamış. Hayalperesttim, her çocuk kadar. Kendi oyunlarımı kurar, oyuncaklarımla başka bir dünya yaratırdım. Şu an yaptığım işte yaratıcı olma isteğim, o zamanlardan gelen bir dürtü gibi.


“Bir şeyler karalayabildiğimde, kendi pişirdiğim yemeği yediğimde, sokaktaki bir kediye ya da köpeğe mama verdiğimde, bir insanın yüzünü güldürdüğümde benden mutlusu yok.”

Hazır çocukluk demişken, nasıl bir çocukluktu sizinki? Nerede ve kimlerle birlikte büyüdünüz?
İzmir gibi muhteşem bir yerde, çok güzel ve çok özgür bir çocukluk geçirdim. Çok eski bir tarih olmasa da benim zamanımda sokak kültürü vardı, henüz kaybolmamıştı. Mahallede top oynayarak, misket yuvarlayarak, ağaç tepelerine tırmanarak, çamurdan pasta yaparak geçti çocukluğum. En iyi oyun arkadaşım abim Mithat’tı. Hala da öyle….

Peki, en eski ‘mutlu’ hatıranız nedir?
Çok şükür bu yaşıma kadar hep mutlu olduğum, güzel anılar biriktirdim. En eskisini ve şu an aklıma ilk geleni soruyorsanız, yetenek sınavıyla öğrenci alan güzel sanatlar lisesini kazanmam diyebilirim. Çok çalışıp, emek verdiğim ilk başarım. Bunu asla unutamam.

Özgürlük kelimesiyle mesafeniz nasıl? Neleri özgürlüğünüz olarak tanımlar ve söz konusu bunlar olduğunda başkalarına söz hakkı tanımazsınız?
Dediğim gibi küçük yaştan beri özgür büyüdüm. Yapmak istediğim, kafama koyduğum, inandığım her şeyi yaptım. Yapmaya da devam ediyorum. İşime karışılmasından hoşlanmam mesela; kendi fikirlerim, kendi doğrularım var herkes gibi. Bu konuda, kimseye söz hakkı tanımam sanırım.

Umutsuzluk içindeki Cemre’yle, gerçekleşen hayallerinin doruklarındaki Cemre arasında asla değişmeyen, her koşulda sizi siz yapan, o karakteristik özelliğiniz nedir?
Doğallığım ve anı yaşama, anda kalma özelliğim. Her umutsuzluğa kapıldığımda bilirim ki geçecek, aydınlık gelecek. Çok sabrettim bu zamana kadar, çok şükrettim her şeyde. Şu an mutluysam sebebi kendim olmam; kendimi hala bulmaya çalışmam… Çok uzun ve keyifli bir yolculuk bu. O yüzden artık umutsuzluğa, karamsarlığa yer yok. Başımıza gelen her şeyin sebebi biziz. Enerjimizi hep yüksek tutalım ki iyi şeyler bizi bulsun.

Biri ‘mutlu musun?’ diye sorduğu an, insanın içine birkaç saniye bir şüphe düşüyor, eksikler gözden geçiriliyor sanki… Ben size şu an ‘mutlu musunuz?’ diye sorsam…
‘Çok mutluyum!’ diye bağırırım, şükürler olsun. Sağlığım yerinde, sevdiklerim yanımda, işim gücüm yolunda daha ne olsun…

Hangi konuda sonsuza kadar ‘tembellik hakkınız’ olmasını isterdiniz?
Uyku diyebilirim. İstediğim zaman, istediğim yerde uyumayı çok isterdim. Uyku, yorgunluk ve ihtiyacım olanın dışında da çok sevdiğim bir aktivite.

Bugüne kadar edindiğiniz en değerli, hayat dersi diyebileceğiniz bilgi neydi?
‘Kendinden başka kimseye güvenme’ diyebilirim. Hayata bakışımı, tavrımı değiştirdi bu söz.

Arkadaş grubunuzun en çok ‘hadi eğlenelim!’ diye arananı mısınız, yoksa ‘hadi dertleşelim!’ mi?
İkisi de diyebilirim; ama en çok dertleşileni oluyorum. Dost olarak arkadaşlarımı dinlemeyi, dertlerine ortak olmayı; çözüm arayıp, enerjilerini yükselten olmayı çok seviyorum. Dost dediğimiz sadece iyi günde değil; zor günümüzde de yanımızda olmalı, elini uzatmalı.

‘İşte yaşamak bu!’ dediğiniz anlarda genellikle nerede ve ne yapıyor olursunuz?
Deniz manzarası geldi şu an gözümün önüne. Bol bol ağaçların olduğu, serin bir yer. Kuşlar uçuşuyor, güneş denize yansıyor... Ben de ayaklarımı uzatmış bu muhteşem tabloyu seyrediyorum. ‘İşte yaşamak bu’ dediğim bir an olurdu benim için.

SecilStore x Cemre Baysel koleksiyon hazırlıkları ve reklam sürecindeki iş birliği ile ilgili hislerinizi öğrenebilir miyiz?
Bu kadar köklü ve başarılı bir markanın yüzü olmaktan gurur duyuyorum. İlk marka elçiliğim olduğu için de yeri zaten çok ayrı... Bir de beraber koleksiyon oluşturmak, tasarım aşamasının başından beri işin içinde olmak ve şu an hayalini kurduğumuz şeyi, üzerimde taşıyor olmak müthiş bir şey!

SecilStore x Cemre Baysel koleksiyonun mottosu: Less is More! Sizin için bu kelime ne anlam ifade ediyor? Bu kapsül koleksiyon hakkında neler söylemek istersiniz?
Aslında tam olarak beni yansıtan bir mottoyu koleksiyona çevirdik diyebilirim. Minimalist yaşamın ve sadeliğin berrak güzelliği, zamansız parçalarla bir araya geldi ve uzun soluklu bir koleksiyon ortaya çıktı.

Koleksiyonda keten, pamuk, tensel gibi doğal içerikli kumaşlar ön plana çıkarken, natürel tonlar yaz mevsiminin enerjisini vurgulayan dinamik renklerle buluşturulmuş. Sizin koleksiyondaki en sevdiğiniz parça hangisi?
Hepsini o kadar çok seviyorum ki… Tek bir tanesini söyleyemem. Renkleri, desenleri, kumaşların ferahlığı ve rahatlığı hepsi beni yansıtıyor. ‘Dolabımda bu olmalı’ dediğim parçalar birleşti ve sonrasında şahane bir koleksiyon ortaya çıktı. Umarım herkes, benim kadar sever!

‘Onsuz asla’ dediğiniz bir güzellik rutininiz var mı? Cildiniz için neler yapıyorsunuz?
Nemlendirici olmadan asla! Sette, bütün gün makyaja maruz kalıyor cildim. Zaten makyaj seven biri değilim. O yüzden de çok az ürünle yapıyorum makyajımı. Yıkadıktan sonra bol bol nemlendiriyorum. Temiz bir cilt ve sağlıklı dudaklar benim için çok önemli.

Şu anda ya da gelecek yıllarda, bir oyuncu olarak en çok hangi özelliğinizle methediliyor olmak hoşunuza gider?
Duruşum ve çalışkanlığımla anılmak hoşuma giderdi.

Son olarak, oyunculuğa dair en büyük hayalinizi öğrenebilir miyim?
Yıllar geçse bile akılda kalan, kült işler yapmak istiyorum. Biraz da dünyaya açılmak…