Meme kanserinde hangi değişiklikler dikkate alınmalı?
Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, meme kanserinin belirtileri, risk faktörleri, tanı süreci ve günümüzde uygulanan tedavi yaklaşımları hakkında merak edilenleri anlattı.
Meme kanseri, meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olmakla birlikte, nadir de olsa erkeklerde de görülebilir. Hastalığın seyri kişiden kişiye değişebilir. Bu nedenle meme kanseri yalnızca tümörün büyüklüğüyle değil, biyolojik özellikleri ve yayılım durumu ile birlikte değerlendirilir.
Meme kanseri hangi belirtilerle ortaya çıkabilir?
Meme kanserinin en bilinen belirtisi memede ele gelen kitledir. Ancak her meme kitlesi kanser anlamına gelmez. Özellikle genç yaşlarda iyi huylu meme hastalıklarına bağlı kitlelerle sık karşılaşılabilir.
Bununla birlikte memede veya koltuk altında yeni ortaya çıkan sertlik, meme cildinde çekinti, şekil değişikliği, meme başının içe dönmesi, meme başından kendiliğinden gelen özellikle kanlı akıntı ve ciltte portakal kabuğu görünümü gibi değişiklikler değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında yer alır.
Bazı meme kanserleri ise herhangi bir şikâyete neden olmadan rutin tarama sırasında fark edilebilir.
Kimlerde meme kanseri riski daha yüksek olabilir?
Meme kanseri gelişiminde tek bir neden bulunmaz. Yaşın ilerlemesi, ailede meme veya yumurtalık kanseri öyküsü bulunması, bazı kalıtsal gen değişiklikleri, hormonal faktörler ve yaşam tarzına ilişkin bazı özellikler risk üzerinde etkili olabilir.
Ancak ailesinde meme kanseri bulunmayan kişilerde de hastalık gelişebilir. Bu nedenle yalnızca aile öyküsü üzerinden risk değerlendirmesi yapmak yeterli olmaz.
Kişisel risk faktörlerinin hekimle birlikte değerlendirilmesi, tarama programının ne zaman ve hangi yöntemlerle yapılacağının belirlenmesine yardımcı olabilir.
Meme muayenesi neden önemlidir?
Kişinin kendi memesinin normal yapısını tanıması, sonradan ortaya çıkan değişiklikleri daha kolay fark etmesini sağlayabilir. Buradaki amaç kişinin kendi kendine tanı koyması değil, olağan dışı bir değişiklik gördüğünde değerlendirme için başvurmasıdır.
Klinik değerlendirmede meme muayenesinin yanı sıra yaşa ve kişinin risk durumuna göre mamografi, ultrasonografi veya gerekli durumlarda meme MR’ından yararlanılabilir.
Meme kanseri tanısı nasıl konulur?
Şüpheli bir bulgu tespit edildiğinde görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır. Gerektiğinde şüpheli bölgeden biyopsi alınarak patolojik inceleme yapılır.
Biyopsi sonucunda yalnızca kanser tanısı konulmaz; tümörün hormon reseptörleri ve HER2 gibi biyolojik özellikleri de değerlendirilir. Bu bilgiler, hastalığın özelliklerinin belirlenmesi ve sonraki sürecin planlanması açısından önemlidir.
Meme kanserinde tedavi nasıl planlanır?
Meme kanseri tedavisinde tek bir yöntem bulunmaz. Hastalığın evresi, tümörün boyutu ve memedeki yerleşimi, lenf bezlerinin durumu, tümörün biyolojik özellikleri ve hastanın genel sağlık durumu birlikte değerlendirilir.
Cerrahi tedavide bazı hastalarda memenin tamamının alınması gerekebilirken, uygun vakalarda yalnızca tümörün ve çevresindeki belirli miktarda dokunun çıkarıldığı meme koruyucu cerrahi uygulanabilir. Gereken durumlarda koltuk altındaki lenf bezleri de aynı seansta değerlendirilir.
Meme koruyucu cerrahinin planlandığı bazı hastalarda onkoplastik cerrahi yöntemlerden de yararlanılabilir. Onkoplastik cerrahi, kanser cerrahisi ile plastik cerrahi prensiplerini bir araya getiren bir yaklaşımdır. Tümör çıkarıldıktan sonra kalan meme dokusu yeniden şekillendirilebilir. Gerekli durumlarda iki meme arasındaki simetriyi sağlamak amacıyla karşı memeye yönelik işlemler de planlanabilir.
Bu yaklaşımda yalnızca hastalığın cerrahi olarak değerlendirilmesi değil, meme formunun mümkün olduğunca korunması ve hastanın beden algısının da dikkate alınması önem taşır. Meme kanseri sürecinin fiziksel olduğu kadar psikolojik yönleri de bulunduğu için hastanın beklentileri tedavi planının bir parçası olarak ele alınabilir.
Cerrahi sonrasında ise hastalığın özelliklerine göre radyoterapi, kemoterapi, hormon tedavileri, hedefe yönelik ilaçlar veya bazı hastalarda immünoterapi gündeme gelebilir. Düzenli takip, fiziksel aktivite, dengeli beslenme ve ihtiyaç halinde psikolojik destek de tedavi sürecinin tamamlayıcı parçaları arasında yer alır.
Hangi cerrahi yöntemin ve ek tedavilerin uygun olacağına, hastanın ve tümörün özellikleri multidisipliner olarak değerlendirildikten sonra karar verilmesi daha sağlıklı bir yaklaşımdır.