Bir demet yetenek: Demet Özdemir

Bir demet yetenek: Demet Özdemir

Yeni jenerasyonun en çok konuşulan isimlerinden biri olan Demet Özdemir kimdir? Rol aldığı diziler, hedefleri, aşka bakış açısı... Yanıtlar için, Elele dergisinin Ağustos 2016 sayısında yayınlanan röportajın tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Röportaj: Ece Üremez
Fotoğraf: Deniz Özgün

Son dönemdeki gençlik dizileriyle başlayan ani yükselişi, her adımını takip eden ve çılgınlar gibi seven bir hayran kitlesine sahip olmasına neden olunca haliyle biz de bu doğal ışığın ardında gizli olanları, Demet Özdemir’e dair daha fazlasını keşfetmeye karar verdik. Yapmacık gerçeklikle tezat oluşturan yapısı, oyunculuğunda yakaladığı samimiyetin bir kanıtı olduğu kadar ilişkilerindeki doğallığın da bir işareti olmalı. Hem cool hem sevimli olmayı aynı anda başarıyor oluşu ona dair bir başka cazibe unsuru olarak karşımızda duruyor. Dikkat çekmekten korkmuyor ama bunun için hayatının hiçbir anında özel bir çaba da sarf etmiyor. Yola avukat olma hayaliyle çıkan ama aldığı virajlar sonunda kendini kameranın önünde bulan başarılı oyuncu, geldiği noktadan oldukça memnun. Üstelik, bu memnuniyeti ve içinden dolup gözlerinden taşan sevgiyi her hareketinde hissediyorsunuz. Yerinde pek de duramayan yapısı, aniden derinleşen gizemli bakışlarıyla birleştiğinde ise onun dünyasına dair bir adım daha atma isteğini yakalıyorsunuz. Sahip olduğu şöhretten şikayet edenlerden değil yaşadıklarının tadını çıkaranlardan, dolayısıyla da mutluluğun yakıştığı kadınlardan o. Genetik yapısı ve dikkat çeken yüz hatları da kısa sürede ilgi odağı olmasının nedenlerinden şüphesiz. Ama daha önemlisi oyunculuk ile olan gönül bağı, çalışma tutkusu ve işine olan hevesi… Belki de sezonun vazgeçilmezi olmasının sırrı budur. Keza, ‘Her yaz Demet Özdemir’ dedirten cinsten bir bağlılık yaratan oyunculuğu, bu kez de ‘No:309’ dizisindeki Leyla karakterinde hayat buluyor. O gün setten çıkıp yanımıza gelen, kapak çekim halleri bitince de tekrar sete dönecek olmasına rağmen enerjisi hep yükseklerde olan bir insanla tanışmak elbette şaşırtıcı bir tecrübe oldu. Özellikle de memleketin halinin ruh emici görevi gördüğü şu günlerde umut ve ışık dolu biriyle tanışmak güzeldi. Tam da bu yüzden tahmin ediyoruz ki, birazdan gökyüzüne yükselip yıldız tozu serpecek gibi gözüktüğü bu karelere yansıyan ışığı her geçen gün daha da parlayacak. Öyleyse, bu röportajda paylaştıklarıyla ona her zamankinden daha yakın olmak için ne bekliyorsunuz?

‘No:309’ farklı hikayesiyle dikkat çekti. Siz senaryoyu nasıl yorumluyor ve kendi karakterinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

‘No:309’ uzun zamandır özlenen bir anne-kız draması aslında. Her ne kadar Lale karakterinin aşk hikayesi üzerine yazılmış olsa da aile ve anne-kız diyaloglarıyla dizi kendini ayrıştırıyor. Lale; idealleri olan cici bir Türk kızı. Mahallesinde annesinin imkanları ile yetişmiş, öğretmen olmuş, atanmayı bekliyor. Koca peşinde değil, kariyer peşinde koşma niyetinde. İyi bir kız, cesur, bir o kadar da dobra ve inatçı. Ben de çok cesurumdur ancak ayaklarım yere çok sağlam basar. Ben de kariyer hedeflerimin hayalini hep kurdum ama bunun için durmadım, hep koştum. Lale bana göre daha naif. Ben zaten küçük yaştan beri çalışıyor ve kendi ayaklarımın üzerinde duruyorum. Lale karakterinin başına gelenler benim başıma gelemez mesela.


Bu role sizi ikna eden neydi?

Yapım şirketim senaryo ile önüme geldiğinde ilk bölümün senaryosunu okudum ve diyaloglara güldüm. Görüşmeye gittiğimde uzun zamandır olmayan bir anne-kız dramasını konuştuk ve anne Sumru Yavrucuk dediler. Başka da hiçbir detay henüz netleşmemişti ama ben Sumru Yavrucuk ismini duyar duymaz oynamayı kabul ettim. Yılların eskitemediği bir yetenek. Sumru Abla, benim bugüne gelmemdeki kararlarımı alırken bana en doğru yolları gösteren bir büyüğüm. Onunla bu kadar yakın oynadığım için çok şanslıyım.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.