“Bırak şu telefonu” demekle olmuyor

“Bırak şu telefonu” demekle olmuyor

Kapısı ardına kadar açık olan sanal dünyaya giriş yaşı iyice düştü. Henüz bir yaşını dahi doldurmamış bebekler tabletten film izler oldu. Acaba hepsi ileride birer bağımlı mı olacak? Cevap aslında ortada: En az anne-babaları kadar!

Yazı: Elif Ergün Tunçer

Çoğu anne-babanın en çok kullandığı sözlerden biri: “Çocuğum artık bırak şu telefonu/tableti!” Ama bırak demekle olmuyor tabii. Teknoloji, hayatımızın bir parçası, önce bunu kabul etmek, ardından da onu bağımlı hale gelmeden, verimli bir şekilde kullanmak gerek. Ancak hem yetişkinler hem de çocuklar için sanal dünya dalıp çıkamamak söz konusu. Yrd. Doç. Dr. Mehmet Şakiroğlu ve Dr. Cansel Poyraz Akyol da pek çok anne-babanın muzdarip olduğu akıllı telefon, sosyal medya, internet ve oyun bağımlılıkları üzerine bir kitap yazdı. “Kapat! Çocukları Sanal Dünyada(n) Koruma Kılavuzu” adlı kitap bu konuda rehber olmayı amaçlıyor. Biz de kitabın yazarlarından Psikolog Dr. Mehmet Şakiroğlu’yla konuyla ilgili bir sohbet gerçekleştirdik. Güvenli, faydalı ve eğlenceli sosyal medya kullanımı için bu önerilere kulak verin.

İnterneti ne için kullanmalıyız ve biz daha çok ne için kullanıyoruz?
Kullanımlar ve Doyumlar Kuramı’na (Ball-Rokeach, 1998) göre internetin her biri ayrı bir gereksinimimizi karşılamak üzere dört kullanım nedeni var:

1) Kafa dağıtma: Günlük sorunlardan uzaklaşmak ve eğlenmek amaçlıdır. İnsan, bunaldığı durumlarda onu bunaltan sorunu öteleyip, daha sonra çözmek kaidesiyle internete göz gezdirir. Bu başlıktaki hatalı kullanım, sorunları tamamen unutup ertelemek ya da gerçek dünyanın sorumluluklarını yok saymak olabilir.

2) Bilgi edinme: Toplumsal olaylarla ilgili bilgiler edinilir. Ana medya haber kaynaklarına güvenilmediği durumlarda güvenilir sosyal medya hesaplarının yorumları okunur. Özellikle Twitter bu şekilde kullanılıyor. Ama bu sitelerdeki ve profillerdeki bilgilerin güvenirliğini test etmek zordur ve çok fazla yönlendirilmeye açıktır.

3) Kişisel kimlik: Kendini pekiştiren ve onaylayan gruplar bulunur. Bu grupların bireyleriyle ortak değerler üzerinden paylaşımlar yapılır ve kişi yalnız olmadığını hissederek grup aidiyetini pekiştirir, sosyalleşir. Buradaki hatalı kullanım, grup kimliğini çok benimseyip kendi kimliğinden ödün vermek, özellikle ergenlerin kendilerine ait bir kimlik geliştirmesinden vazgeçmek olabilir. Futbol takımı taraftarlığı buna iyi bir örnektir.

4) Partner bulmak: Romantik eş alternatifleri bulma açısından sonsuz bir alandır internetteki tanışma siteleri. Hoşlandığınız kişinin köşeden dönmesini bekleyip yanından geçerken yere mendilinizi bırakmak yerine ekleme gönderebilir, hatta 7-8 yıl geriye gidersek Facebook’tan dürtebilirsiniz. Burada da hatalı kullanım, fazla girişken olmak ve partner aramakla taciz arasındaki ayarı tutturamamak olabilir.



Mutluluk canavarından bahsediyorsunuz. Bu nedir? Zihnimiz nasıl mutluluğa alışıyor?
Zihnimiz mutluluğa alıştırıldığında bir canavar gibi onu aramaya başlar. Alışveriş merkezlerinde vitrinlerin önünde yerde yatıp ağlayan çocuklar, okulu asıp internet cafede oyun oynayanlar, tombalacılarda tüm zaman ve parasını harcayanlar, hız ve cinsellik düşkünleri… Hepsi birer mutluluk canavarıdır. İnternet kullanımının ‘mutluluk canavarları’ için en çekici tarafı gerçek hayatta tam da oluşturamadıkları bir ‘ideal benliğin’ sanal dünyada oluşturulabilmesidir. Gerçek hayattaki bu negatif ‘kendilik algısı’nın değiştirilerek pozitif bir versiyonunu sanal dünyada sunmak olasıdır.

Kimler internet bağımlılığına yatkındır?
Çocuklukta olumsuz deneyimlere sahip, içe kapanık 11-19 yaş arası gençlerin sorunlu sosyal medya kullanımı ve internet bağımlılığı konusundaki birincil risk grubunu oluşturduğu söylenebilir. Aile, arkadaşlar ve öğretmenlerle ilişkilerinden tatmin olmayan gençlerin diğerlerine göre daha yüksek oranda internet bağımlılığına yakalanabilceği bulunmuştur.

Bir gencin sanal bir oyun için kendini öldürmesinin altında nasıl bir psikoloji yatıyor olabilir?
Instagram’da yeni koyulan bir fotoğrafa gelen her bir beğeni ve olumlu yorum beynimiz tarafından nasıl ödül tepkisi ile karşılanmakta ise oyun oynarken kademe atlamak ya da bir kilit açmak aynı etkiyi yapabilir. Fakat bu ödüle yoğun maruz kalma durumu sistemde soruna yol açar. Aşırı oyun oynama psikososyal açıdan sosyal becerilerin eksikliği, yalnızlık hissi, sosyal etkinliklere katılmama, öz benlikten uzaklaşma; biyolojik açıdan beyindeki ödül mekanizmasının bozulması ve tolerans geliştirme ile karakterizedir. Oyunda kimliklenen kişi, hayatın tüm ödüllerini oyundan alıp, gerçek kişi- dünyadaki kendisinden nefret ediyorsa şayet- oyundan gelen bir emirle kendine zarar verme davranışları gösterebilir.

Bize ‘nomofobi’ kavramından biraz bahseder misiniz?
Cep telefonlarından akıllı telefonlara geçerken ortaya çıkan popüler bir kavram nomofobi. Akıllı telefonu kaybetmek, evde/işte unutmak ya da telefonun şarjının bitmesi temelli sıkıntıya verilen isim. İngilizce “no mobile phobia”dan türetilen kelime, akıllı telefondan mahrum kalma korkusu olarak tanımlanıyor.

Siber zorbalık nedir? Buna maruz kalan bir çocuk ve anne-babası nasıl bir yol izlemeli?
Dijital medya ile teknolojik ya da psikolojik olarak zarar verme davranışlarının tümüne siber zorbalık deniyor. Bu tür saldırılar, online kavga, zarar verme, iftira atma, başka kimliğe bürünme, başkasının bilgilerini internet ortamında izinsiz kullanma, dışlama, siber tehdit, siber taciz, alay etme, sataşma, tehdit etme gibi davranışlara maruz kalınabiliyor. Çocuğunuzun başına geldiyse, ciddiye alın ve onu dinleyin. Çocuğunuzla konuşurken sakin olun ve suçlayıcı bir dil kullanmaktan kaçının. Çocuğunuz çok üzgünse ve durumun ciddi olduğunu düşünüyorsanız uzmandan destek alın.



Çocuğunun teknoloji ve internet bağımlısı olduğunu düşünen ebeveynler ne yapmalı?
Çocuğunuzla doğru şekilde iletişim kurabilmek için onun gelişimsel döneminin özelliklerinin farkında olmalısınız. Ergenlik bireylerin kimlik gelişiminin devam ettiği bir süreçtir ve bu dönemde çocuğunuzun farklı roller deneyimlemesi normaldir. Dolayısıyla çocuklarınızın sosyal medya profillerinde farklı kimlik rollerini deneyimlemeleri normaldir. Bu dönemde çocuklar aile bireyleri ile değil, arkadaş grupları ile vakit geçirmeyi tercih eder ve onların fikirlerine sizinkinden daha fazla önem verebilir. Unutmayın bu ergenlik döneminin bir özelliği bu yüzden kendinizi dışlanmış hissetmeyin.Çocuğunuza empati gösterin. Onların duyguları ile baş edebilmesi için onlara yardımcı olun. Hem onun duyguları hem de kendi duygularınız hakkında konuşmaktan çekinmeyin.

Bağımlılık riski görüyorsanız
• İnternet, akıllı telefonlar ve sosyal medya hayatımızın vazgeçilmez parçaları. Bunu kabul edin ve yeni çağa ayak uydurmaya bakın.

• Çocuğunuza internet, bilgisayar ve akıllı telefon aldığınızda bu cihazları ve sosyal medya platformlarını nasıl kullanmaları gerektiği hakkında onları bilgilendirin. Çocuğunuzla birlikte bu cihazların kullanımı hakkında detaylı kuralların bir kontratını oluşturun. Örneğin, yemek masasında telefonların bulunmaması, ders çalışırken telefonlarını yanlarına almamaları gerektiğini söyleyin.

• Kuralları çocğunuza aktarırken nedenleri çok iyi açıklayın. Onu ikna edene kadar bu konu üzerinde tartışın. Çocukların sizi ikna etme ihtimalini de kabul edin. 2006 yılında Wang’ın yaptığı araştırmaya göre aşırı kural koyucu otoriter ebeveynlik ile oyun bağımlılığı arasında bir ilişki bulunuyor.

• Kural ihlallerinde uygulanacak cezaları da birlikte belirleyin. Kural ihlali durumunda akıllı telefonlarını serbest kullanma vakitlerinin kısalması gibi. Kurallara uyma konusunda model olun. Şayet çocuğunuz yemek masasına telefonunu getiremiyorsa siz de yanınıza almayın.

• Uyku vaktinden belli bir süre önce sosyal medya hesapları üzerinden kurdukları iletişimlerini sonlandırmaları gerektiğini bildirin. Unutmayın; geceleri akıllı telefonlarla yatmak ve sabah uyanır uyanmaz ilk iş olarak telefondan gelen bildirimleri kontrol etmek FoMO (gelişmeleri kaçırma korkusu) belirtileridir.

•  Uyumadan kısa süre önce maruz kalınan akıllı telefon ekran ışığı melotonin salınımını olumsuz etkiler. Uyku esnasında telefona gelen bildirim sesleri de uyku kalitesini olumsuz yönde etkiler ve ileride görülebilecek uyku problemlerine zemin hazırlar. Bu nedenle akıllı telefonları yatak odalarından uzak tutun.



• Çocuğunuza mahremiyet eğitimi verin. Ona sosyal medya platformlarında paylaştığı tüm video ve fotoğrafların hızla yayılabileceğini, bu görselleri kaldırmak istediğinde artık pek çok arkadaşı tarafından kopyalanmış olabileceğini ve ileride ona karşı kullanılabileceğini, bu sebeple ona yapacağı paylaşımlardan önce iyi düşünmesi gerektiğini öğretin. Örneğin, sosyal medya hesaplarından ev konumunu bildirmenin yaratacağı güvenlik sorunlarından bahsedin.

• Sosyal medyayı zaman zaman  çocuğunuz ile beraber kullanın ve bu süreçte gereksiz eleştirilerden kaçının. Çocuğunuza sanal platformlarda deneyimleyebileceği olumlu olumsuz tüm olayları sizinle paylaşabileceğini söyleyin ve sosyal medya hesaplarını yönetmede fikir alışverişine açık olduğunuzu belli edin.

• Aşırı kullanım sonucunda çocuğunuzda oluşabilecek uykusuzluk, dikkat eksikliği, okula gidememe, korku, agresyon belirtilerinin farkına varın ve doğru yerden yardım alın.

• Sosyal medya dışında ailece ortak aktiviteler yapın ve doğada bolca zaman geçirin.

• Ne gördüğümüzü nereden baktığımız belirlediği için çocukla empati kurup aynı yerden bakmaya çalışın.

• Kullanım süreleri bir ödül ceza sistemi içinde ele alınacaksa bunu en azından içerikten bağımsız düşünmeyin.

• Kaygılarımızın önyargılarımızdan kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlamak için önce sosyal medya hakkında bilgi sahibi olmamız gerekir. Bilgi sahibi olma sürecine dilden başlanabilir (LOL : Laugh out loud, KİB: Kendine iyi bak, TB: Throw back, KİB: Kendine İyi Bak vb)

• Tüm bunları yaparken hala çocukların kişisel alanına saygı duyun.

Hem kendiniz uygulayın hem çocuğunuza öğretin
• Her internet sitesine güvenmeyin. Kaynağı araştırın.
• Üç kuralını uygulayın. Yani bilgiyi en az üç kaynaktan kontrol edin.
• Kişisel bilgilerinizi eğlenceli gibi görünen testler için vermeyin. Başka tuzaklar olabilir.
• E-posta zincirlerinden uzak durun.
• Yarışmalara katılmayın. Virüs olabilir ve bilgisayarınıza zarar verebiir.
• Kişisel bilgilerinizi mutlaka güvendiğiniz sitelere yazın.
• Tuzağa düştüğünüzü anlarsanız hemen yetkililerle görüşün.
• Adınızı, okulunuzu, telefonunuzu paylaşmayın, özel bilgilerinizi kimseye vermeyin.
• İnternette zorba olmayın, zorbalara katlanmayın, engelleyin, gerekirse şikayet edin.
• Güçlü şifreler belirleyin. Bilgisayarın kamerasını kullanmadığımız zaman kapatın. Kağıt yapıştırabilirsiniz.
• Virüs ve internet güvenliği sağlayan yazılımlar kullanın ve düzenli olarak virüs taraması yapın.
• Kötü bir davranışla karşılaştığınızda delilleri mutlaka saklayın. Yargıya başvurduğunuzda bu kanıtlara ihtiyacınız olabilir.