Yaz göz kırpıyor... Nisan önerileri!

Nisan’ın gelişi demek yazın epeyce yaklaştığını söylediği için kıymetli. Artık benim için evden çıkma, sosyalleşme zamanının geldiği demek aynı zamanda. Ben hava soğukken içinden hiç bir şey yapmak gelmeyenlerdenim.

Ama bahar öyle mi? Değil. O halde daha ayın başındayken bir kaç tavsiye vermek iyi olur diye düşündüm.

Tiyatro/Zengin Mutfağı: Aylar süren bilet alma maceramdan sonra "Zengin Mutfağını seyrettim. Oyun bana “İyi ki sanat var!” dedirtti.

Vasıf Öngoren’in 1977 yılında yazdığı oyunda, 15-16 Haziran 1970 işçi olayları yaşanırken, zengin bir köşkün mutfağında çalışanların bundan nasıl etkilendiklerini görüyoruz.

1978 yılında şehir tiyatrolarında oynandığında, hiç bir şeyden haberi olmayan sadık aşçı, eski pehlivan Lütfi Usta yine Şener Şen'miş ve 40 yıl sonra aynı oyunla tiyatroya dönmüş.

Oyun aslında beş sezon önce şehir tiyatrolarında da oynanmaya başlanmış ancak ‘Faşizmi eleştirdiği’ gerekçesiyle apar topar kaldırılmış.

Şener Şen için ne söylenebilir? Boşuna hayattayken efsane olunmuyor. Keşke onu daha çok görebilsek, sinemada özellikle.

Diğer oyuncular; Gizem Ergün, Onay Kaya, Uğur Arda Başkan, Kutay Sandıkçı da çok çok iyi.

Biliyorum bilet bulmak çok zor. Ben, bir gece uyku tutmayınca, tekrar bilet bakayım dedim -nasıl aklıma taktıysam- ve bir baktım alabiliyorum. Yataktan kredi kartıma doğru koşuşum rekor denemesiydi.

Bu oyunu izlemenizi tavsiye ediyorum ve Lütfi Usta'nın bir cümlesiyle bitiriyorum.

"İNSAN KİME HİZMET ETTİĞİNİ BİLMELİ!"



Atölye/Aromaterapi ve Doğal Cilt Bakımı: Kendi kremimi kendim yaptım!

sADe Arnavutköy’de katıldığım “Hande Polat ile Aromaterapi ve doğal cilt bakımı” atölyesinde öyle enteresan bilgiler öğrendim ki, ilaç endüstrisi olmasa bu kadar hastalık olur muydu acaba diye düşünmedim değil!

Hande Polat bu konunun en donanımlı bir-iki isminden biri öncelikle onu söylemeliyim. Tane tane, hiç bilmeyen birinin anlayacağı bir dilde, o kadar ilginizi çekerek anlatıyor ki, hiç durmadan anlatsın istiyorsunuz.

Aromaterapi başlı başına bir dünya –imiş. Bunu bu kadar geç keşfetmiş olduğum için üzülüyorum- . O yağlar, karışımlar... faydalarını öğrendikçe öğrenesi geliyor insanın.

Cilt bakımına gelince, insanın kendi cildinin özelliğine en uygun ürünü, doğal ve sağlıklı bir şekilde kendi yapabiliyor olması nasıl bir şey bir düşünün. İçine ne koyduğunuzu, cildinize ne sürdüğünüzü biliyorsunuz, bunu kendiniz yapıyorsunuz ve buna bir servet ödemiyorsunuz.  Yanında tonik de yaptık. sADe Arnavutköy’ün enfes kavanoz ve şişelerine doldurduk.

Harika kokularla, baş döndürücü güzellikte bir deneyimdi.

sADe Arnavutköy’de 22 Nisan’da yine bu atölyenin tekrarı var. Instagram hesabından takip edebilirsiniz: @sadearnavutkoy


Yakın Gezi/Uzunya: Tam bu bahar aylarında gidilecek enfes bir yakın yer önerim var. Bilenler biliyordur ama bilmeyenlere bir faydamız olsun!

İstanbul, Kilyos tarafında, Demirciköy’ün harika plajı Uzunya’dan bahsediyorum.

Küçük, kapalı bir koy Uzunya. Bir restoran var. Çok sıradan, standart bir kahvaltı servisi var. İstanbul’un süslü sunumlarına alışkınsanız size sönük de gelebilir. Ama burada kahvaltı edecekseniz amacınız karnınızı doyurmak olsun, asıl odak doğada, denizde, havada. Güzel bir kumsal, büyük, yayılabileceğiniz bir yeşillik, denizin, renklerin güzelliği sizi bekliyor. Aynı restoranda öğleden sonra güzel bir balık keyfi de yapabilirsiniz.

Yanınıza mutlaka alacaklarınız, yere sermek için bir örtü veya piknik sandalyesi, yiyecek ve özellikle içecek (burada satılıyor ama market fiyatının 2,5 katına), kitap, kulaklık, çocuk varsa bolca kum oyuncağı -kazma, kürek, kova-, top...

Siz de denize baktıkça rahatlayanlardansanız, Uzunya ilaç. Hava iyice sıcaklaşıp kalabalıklar coşup, koşmadan siz koşun derim. Zira yaz aylarında şezlonglar atılıyor ve burası da “beach” olarak hizmete açılıyor.