Bırakın zıplasın!

Bitmeyen ev işleri ve iş hayatı, sosyal gereksinimlerin yerine getirilmesi sebebiyle harcanan eforla birleşince bırakın çocuğumuzu, kendimize vakit ayırmakta da çok zorlanıyoruz; bunu en iyi bilenlerdenim.

Vecihe Sözeri

Vecihe Sözeri


Uykuya bile vakit bulamadığımız günlerin sayısı çocuğumuzun yaşıyla doğru orantılı desem, hiçbiriniz itiraz etmezsiniz sanırım. En sevdiğimiz varlığımız daha karnımızdayken kendimize biçtiğimiz ‘ideal anne’ prototipine kaçımız 5’te 5 uyabilmiş ki? Üzülmeyin, yalnız değilsiniz!
Yaşının gerektirdiği her aktivitede yanında olacağım, ona becerilerini geliştirecek seçenekleri bol kepçeden sunacağım. Tiyatro, sinema, atölye çalışmaları hafta sonlarımızdan eksik olmayacak. Dans istiyorsa dansa gidecek, ben hep balerin olmak isterdim olamadım ama evladım kesinlikle bale yapacak! Listeyi daha da uzatmam mümkün ama siz anladınız meseleyi... Maddi-manevi şartlarımızın el verdiği kadarız, hepsi bu. Yetemediklerimize dertlenmek yerine, çocuğu doğal ortamında bırakmayı denesek biraz da?
Farkında mısınız bilmem ya da ne kadar sıklıkla hatırlıyorsunuz şu gerçeği; haftalar öncesinden bilet bulmak için gerildiğiniz, çok seveceğine inanarak götürdüğünüz o muhteşem gösteride birkaç dakika zor oturdu koltuğunda! Çok istedi diye yazdırdığınız piyano kursundan sonra “Hadi bize bir şeyler çal” diye hevesle beklediğinizde “Boşver, saklambaç oynayalım anne” diye aldığınız karşılıkla kaç kez omuzlarınızı düşürdünüz? Siz de çocuktunuz hanımlar, hatırlayın! Anneniz “Uslu uslu otur” diye her uyardığında aslında en çok ne yapmayı severdiniz? Koşmak, zıplamak elbette!


Dünyayı oturduğumuz yerden kurtaracağımıza inandırıldığımız güne kadar şakaklarımızdan damlalar akana dek koşup zıplamadık mı? Ah bizi bu ‘Uslu dur evladım’lar bu hale getirdi işte... Şimdi aynısını çocuğumuza yapıyoruz farkında mıyız? Hareketli oğlanın ‘yaramaz’, meraklı kızın ‘hiperaktif’, elinde tablet ile bütün gün koltuktan kalkmayanın ise ‘uslu’ hatta ‘çok akıllı’ diye yaftalandığı günümüz dünyasında, işte tam da bu noktada çok yanılıyoruz. Hareket berekettir hanımlar! Bırakın evladınız koşsun, zıplasın, terlesin... Kontrolcü annelere sahip çocukların neredeyse ergenliğe geldiğinde bile hala zıplamayı beceremediğini biliyor musunuz?


Bulduğunuz her fırsatta bırakın, koşarak yaşasın coşkusunu. Enerjisine göre de bir spor yapsın mutlaka... Yüzme, basketbol, voleybol; ne isterse... Sağlıklı bir bedene sahip olmanın yanında alacağı oksijen tüm bünyesine iyi gelecek; daha iyi düşünecek, ufku genişleyecek, bu kadar net işte. Leyla terledikçe mutlu oluyorum ben. Gidemediğimiz tiyatro oyunlarına üzülmek yerine yeşillikler arasında yürüyüşe çıkıyoruz onunla artık. Okulda yüzüyor, çok da seviyor. Babası eskrim diyor ama o ilkokula başladığında basketbol oynamak istediğini söylüyor. Bakalım, göreceğiz! O koştukça ben mutlu oluyorum. Siz de bırakın koşsun çocuğunuz. Ona ne kadar büyük iyilik yapacağınızı tahmin edemiyorsanız, Acıbadem Fulya Hastanesi Spor Hekimi ve Fizik Tedavi Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Tolga Aydoğ’u dinleyin...

Spor yapan çocuklar hayatta daha başarılı

Fiziksel aktivite ve egzersiz çocukların fiziksel, mental ve ruhsal gelişimini destekliyor. Ayrıca özgüvenlerini artırmayı ve yeni arkadaş kazanmalarını sağlayan çok iyi bir araç. Yapılan çalışmalar da gösteriyor ki spor ve egzersiz yapan çocuklar okulda ve sosyal hayatta çok daha başarılı oluyor. Bu nedenle ailelerin çocuklarına çok küçük yaşlarda spor alışkanlığı kazandırıp, devam etmelerini sağlamaları gerekiyor.

Kalkın yerinizden!

Gününü televizyon ve bilgisayar başında geçiren çocukları yerlerinden kaldırıp hareketli bir hayata adapte edebilmek çok önemli. Çocukları spora yönlendirmenin olmazsa olmazlarından biri de ona örnek olmak. Eğer siz spor yaparsanız, çocuğunuz da sizden etkilenerek spora ilgi duyacaktır.

Her yaşa uygun spor
Hareket berekettir sevgili anneler... Bugün çocuğunuza yaptıracağınız herhangi bir spor, uzun ve sağlıklı bir ömür demek unutmayın! Neler yapabileceğine aşağıdaki listeden bir göz atın ve siz de artık kıpırdayın!

2–3 yaş
Koşma, yakalama, zıplama gibi temel hareketleri yapabiliyorlar. Dolayısı ile spor tercihleri bunları içeren bahçede koşma, yürüme, dans etme, suda gözetim altında oynama, ciddi deneyimli kişiler eşliğinde jimnastik seçilebiliyor.

4–6 yaş

Dans etme, yüzme, jimnastik, ip atlama, elim sende, seksek, üç tekerlekli bisiklete binme seçilebiliyor. Altı yaşından sonra çocuklarda güvenli ve kontrollü hareket yapma yeteneği gelişiyor.

7–10 yaş

Jimnastik, yüzme, futbol, basketbol, voleybol, hentbol, bisiklet, tenis yüzme gibi sporlarla ilgili temel eğitimin yanı sıra daha ileri egzersizlere ve bunların birleşimini içeren sporlara başlayabiliyorlar.

10 yaş sonrası

Daha önceki yaşlarda başladıkları sporları daha organize olarak yapmaya devam ederken, atletizm, güreş ve küreğe başlayabiliyorlar. Birkaç yıl sonra ise daha çok kuvvet gerektiren sporlara, boks, tekvando, karateye başlamak uygun.

Kronik bir hastalığı varsa kontrol şart

Eğer çocuğunuzun bilinen kronik hastalığı, spora katılım öncesi bir sağlık sorunu, ailede 50 yaşından önce kardiyak problemlerden ya da bilinmeyen bir nedenden hayatını kaybetmiş kimse yoksa ve sürekli bir hekim kontrolünden (en son muayenesinden bu yana en fazla 6 ay geçmiş olmalı) geçiyorsa, spora başlamadan önce yeniden sağlık muayenesinden geçmesine gerek yok. Eğer çocuğunuzun akut veya kronik bir hastalığı var ise spora başlamadan önce mutlaka ilgili hekim tarafından gözden geçirilmeli.