Dadımsız hayattayım

Dadısız günler...

Vecihe Sözeri

Vecihe Sözeri


Dadımsız hayattayım

Benim gibi anneanne/babaanne desteği olmadan doğumdan itibaren yalnız bebek büyütmek zorunda kalan bir anneyseniz eğer, hayatınızdaki en önemli insanlardan biri de dadınız demektir. Doğumdan sonra iki ay kadar yalnız kaldım. Ardından ‘Bebek işi ekip işi’ mottomu bulup, bir arkadaşımın önerisi üzerine ajans kapısına dayandım. Amacım; dil bilen, eğitimli, genç/ yaşlı, yerli/yabancı kıstaslarından önce, hayatımın en önemli varlığını emanet edebileceğim ‘güvenilir’ biriyle karşılaşmaktı. Ettiğim dualar kabul oldu ve yaklaşık 10 kişiyle görüştükten sonra ‘budur!’ dediğim insanla tanıştım. Necla Hanım, Leyla iki aylıkken geldiği dünyamızda, dört yıl boyunca bizimleydi. Bu dört yıl içinde bütün ‘ilk’leri onunla beraber yaşadım. Hatta kimi zaman çocuğumun gelişim ve değişimlerini ilk ondan duydum. Mesela Leyla’nın ilk dişinin çıktığı gün ben iş yerimde, aklım evdeyken arayıp “Müjde Vecihe Hanım, kızımızın dişi patlamış!” dediğinde, bu ana şahit olamamanın verdiği azapla sevincim birbirine karışmıştı, hiç unutmam. Rutin aşılarımızdan sonra “Ne olur ne olmaz, bir şurup verelim de ağrısı olmasın yavrunun” diyerek beni yönlendiren, “Hazır yoğurt yedirmeyelim, ben evde ona iki günde bir yoğurt yaparım” diye ‘ilk’ düşünen de oydu. Yemekler buharda pişiyor, aynı yemekler türlü oyunlarla bitirtiliyordu. Bakıcısını çok seven kızım arada sırada ona “Anne!”, bana “Teyze” diyordu ama buna takılmamaya çalışıyordum çünkü hepimiz mutluyduk. Tam istediğim gibi, yani ‘anneanne gibi’ bir bakıcımız olmuştu. Etraftan duyduğum dadı krizlerini dinlerken ne kadar şanslı olduğumu fark ediyordum. Dört yıl boyunca kendi torunları kadar Leyla’yı seven, kızımın ikinci teyzesi olan bakıcımızla bir gün vedalaşacağımız fi kri kalbimi sıkıştırıyor, lohusa dönemimdeki endişelerim yeniden hortluyordu. Leyla üç yaşına gelip de onu anaokuluna verdiğimde bile, tüm sınıf tam gün okulda vakit geçirirken sırf bakıcımızdan ayrılmamak için müdüre gözlerim dolu dolu “Biz seneye tam gün vereceğiz çünkü Necla Hanım hala bizimle” dediğim gün, dün gibi mesela… Ama heyhat! Hayattaki en büyük gerçeklerden biri de ayrılıklar sayın okuyucu.
Dadımsız hayattayım - Resim : 1

TELKİNLER… GÖZYAŞLARI… KAÇINILMAZ SON
Çocuklar büyüyor, hayat bildiği gibi akıp gidiyor ve siz ne kadar direnseniz de bazı şeyleri kontrol edemiyorsunuz. Dört yıldır öğrendiklerimin birinci sırasında yer alan ‘Çocuk zamanı gelince her şeye adapte oluyor, hazır olamayan ve durumu büyüten anne-babalar’ tezi yine doğru çıktı. Okul müdürüyle konuştuğum gün eve dönmemle başlayan Leyla’yı dadısızlığa alıştırma süreci, zamanı geldiğinde başarıyla sonuçlandı. Aylarca, yeri geldikçe “Teyzenin kendi evi, ailesi, torunları var Leylacığım. Bir zaman sonra artık bize gelmeyecek çünkü artık sen büyüyorsun. Onun yeni bebeklere bakması gerekiyor ama o senin her zaman teyzen olarak kalacak; istediğin zaman kendisini arayabileceğiz, özlediğinde buluşup görüşebileceğiz” telkinlerim işe yaradı. Elbette bakıcımız da yeri ve zamanı geldiğinde ona benzer ifadelerle bir gün gideceğini ama hayatında her zaman olacağını anlattı. Dört yaş doğum gününü hep birlikte eğlenerek ve dolu dolu gözlerle birbirimize bakarak kutladıktan sonra, son haftamıza girdik. Bundan sonra Leyla okula tam gün gidecek ve artık Necla Teyzemiz olmayacaktı. Bizi unutmaması için kızımla birlikte seçtiğimiz melek kolyesini boynuna taktıktan sonra vedalaştık bakıcımızla… Leyla kocaman sarılmasının ardından “Güle güle teyze, yine görüşeceğiz” diyerek onu uğurladığında gözyaşlarımı nasıl saklayacağımı bilemedim. 15 gündür eşe-dosta ağlamalarımın, kaçan uykularımın, yediğim tırnaklarımın yersiz olduğunu, dört yaşındaki bu çoktan kocaman olmuş kız çocuğu sayesinde anladım. Artık evimizde işlerimize yardımcı olan ama ‘teyze’ demediğimiz yeni birisi var, sistemimizi yine kurduk ve endişeleri de şimdilik dolaba kilitledik. Kalbimin en derinlerinde duyduğum minnet duygusuyla yolumuza devam ediyoruz… Yeniden görüşmek üzere...