Eski kusurlu yeni güzel

Eski kusurlu yeni güzel

Kusursuz ve yapay değil, kusurlu ve doğal olan kadınların zamanındayız. Kalın kaşların, dağınık saçların, çillerin, beyazlamış saçların artık ‘kusur’ olarak algılanmadığı günler... Daha doğal ve özgür olmanın tadını çıkarın!

Yazı: Gülru İncu

Oscar töreni dahil sinema dünyasının prestijli törenlerinde her yıl güzelliği ve zarafeti konusunda pek çok kişinin aynı fikirde olduğu isimlere dikkat ettiniz mi? Meryl Streep ve Helen Mirren gibi büyük oyuncular kırmızı halıda en az kendilerinden 20 yaş genç isimler kadar ilgi çekiyor. Geçen yıl Three Billboards Outside Ebbing, Missouri filmindeki performansıyla En İyi Kadın Oyuncu Oscarı’nı alan Frances McDormand’ın neredeyse sıfır denilebilecek bir makyajla törene katılıp yaptığı konuşmayla ayakta alkışlanması uzun süre konuşulmuştu. Teknoloji çağı sanal ilişkilerin ve sanal kimliklerin büyük bir açlıkla kabul edilmesine aracı oldu ama bu yapaylık şimdi de ‘doğal’a olan özlemin körüklenmesine neden oluyor.



Değişim rüzgarları
Günümüzdeki pek çok şey gibi idealize edilmiş güzellik anlayışı da hızla değişiyor. Toplumsal değişimlere neden olan en güçlü unsurların başında bilim ve teknoloji ile kültürel yapıdaki değişimler geliyor. Sosyal medya, insan ve toplum yaşamını büyük ölçüde değiştirirken, güzellik anlayışındaki doğala dönüş eğiliminin tüm bu yaşananlara bir tepki olarak doğduğunu söylemek yanlış olur mu? Moda ve güzellik dünyasındaki rol model kavramının sorgulanması yeni trendlerin doğmasına da yardımcı oluyor. ‘Kusur’ kavramı masaya yatırılıyor, güzellik anlayışı yeniden şekilleniyor. Artık genç olmasına rağmen gri saçlarını boyamayan, göz altı kırışıklıklarından çekinmeyen, estetik uygulamaların olabildiği kadar doğal olanını yaptırmayı tercih eden, kalın kaşlarını olduğu gibi seven kadınların zamanı.



Özgür kaşlar
Kaşlar tarih boyunca resmen şekilden şekle girdi. 20’li yıllarda aşağıya doğru kavisli ve inceyken 30’lu yıllarda yuvarlandı. 40’lı yıllarda yavaş yavaş kalınlaştı. 50’lerde ortasına bir kavis verildi ve böylece keskin bir köşe yaratıldı. 60’lı yıllarda bu kavislerin ucu inceltildi. 70’ler, doğallığın etkisiyle kaşlara çok dokunmadı. 80’lerde yukarıya doğru taranmaya başladı. Kaşlar artık kalın ve güçlüydü. Ne yöne gideceğini bir türlü bilemeyen kaşlar, 90’lı yıllarda ise jilet gibi inceldi. Ve 2000’lerden itibaren kaşlar yeniden doğallığı keşfetti. Zamanla kalınlaştı, gürleşti ve bugünkü halini aldı. Kaşlar birkaç sezondur gür ve alabildiğine özgür.



Çilli bom bom bom
Çocukluğunda kahverengi ispirtolu boya kalemiyle yüzüne çil yapmış olanınız var mı? Yanıtınız evet ise bu sezon tam zamanı, çünkü eskiden bir kusur olarak görünen çiller artık moda haftalarında kendine yer buluyor hatta kendisine çil dövmesi yaptıranlara bile rastlanıyor; örneğin makyaj dövmesi uzmanları İngiltere’de Sussex Düşesi Megan Markle’dan esinlenerek çil dövmesi yaptıranların sayısında artış olduğunu söylüyor. Geçen sene yayılan #fakefreckles ve #frecklesgang hashtag’lerine bu yıl da rastlayacak mıyız bilinmez ama size küçük bir sır verelim, iki farklı ton kaş kalemi kullanarak yüzünüze hafif çiller ekleyebilirsiniz.



Bohem 70’ler
Bir yanda otoriteye karşı çıkan bir zihniyet, diğer yanda özgür düşüncenin hüküm sürdüğü bohem bir hava… 70’li yıllar doğallığın yeniden keşfedildiği yıllardı. Biz de bu trendi bağrımıza bastık. Saçlarımız artık biraz asi biraz sıradan ama kesinlikle doğal. Artık kuaförden yeni çıkmış gibi duran saçlar ‘out’, özgürlüğü ilan eden, doğal dalgasını koruyan, rüzgarda dağılmış gibi duran saçlar ‘in’. Kayıtsız ama cool bir görüntü yaratan iri dalgalar da dağınık saçlara teatral bir hava katıyor. Güneşte kurumuş hissi veren, uçları köpük ya da maşayla hareketlendirilmiş bir görünümün peşindeyiz.