Pelin Uluksar'dan aşk, kariyer ve sosyal medya itirafları

Zarafeti, güçlü enerjisi ve ekrana taşıdığı doğal ışığıyla dikkat çeken Pelin Uluksar, oyunculuğu sadece bir meslek değil, kendini yeniden keşfettiği bir yolculuk olarak görüyor. Başarılı oyuncu, kariyeri ve hayata bakışıyla ilgili bilinmeyenleri anlattı.

Pelin Uluksar'dan aşk, kariyer ve sosyal medya itirafları
Ceyda Günsür

Ceyda Günsür


Röportaj: Ceyda Günsür
Fotoğraf: Ayhan Akbaş
Styling: Ece Bayar
Makyaj: Alev Kaya
Saç: Mehmet Türkibiş
Mekan CVK Park Bosphorus

Oyunculuk sizin için bir ifade alanı mı yoksa bir keşif yolculuğu mu? Bir hayal miydi, hayatın akışı mı sizi buraya getirdi?
Ailem küçük yaştan itibaren beni sanatla temas halinde büyüttü. Bale ile başladım, ardından tiyatro ve müzikal geldi. Zamanla bunun bende sadece bir ilgi değil, daha derin bir karşılığı olduğunu fark ettim. Üniversitede de tiyatro okumam da bu sürecin bilinçli bir devamıydı diyebilirim. O yüzden oyunculuk benim için sonradan seçilmiş bir hayalden çok, hayatın içinde adım adım şekillenen bir yol. Bugün de hem kendimi ifade ettiğim hem de her projede kendime başka bir yer açtığım bir alan.

Pelin Uluksar'dan aşk, kariyer ve sosyal medya itirafları - Resim : 1

Kendini tekrar etmeyen, konfor alanının dışına çıkabilen herkes benim için ilham kaynağı.

Dijital platformların yükselişiyle birlikte hikâye anlatımı sizce nasıl evrildi? Bu değişim sizi nasıl etkiledi?
Bence hikâye anlatımı daha akışkan ve daha sezgisel bir hale geldi. Artık tek bir doğru anlatım biçimi yok; farklı tonlar, farklı ritimler ve farklı anlatım dilleri bir arada var olabiliyor. Bu da hem anlatıcıya hem izleyiciye daha özgür bir alan açıyor. Benim açımdan bu değişim, daha dikkatli ve daha bilinçli seçimler yapmayı öğretti. Bir karakteri ya da sahneyi kurarken artık sadece “ne anlatıyorum?” değil, “nasıl hissettiriyorum?” sorusu da çok belirleyici. Bu da oyuncu olarak daha incelikli, daha katmanlı bir yerden yaklaşmamı sağladı.

Bir karakteri kabul etmeden önce kendinize sorduğunuz “olmazsa olmaz” soru nedir?
Kendime ilk sorduğum şey şu oluyor: “Bu karakter beni nereye götürecek?” Çünkü benim için önemli olan sadece o karakteri canlandırmak değil, onunla birlikte değişmek. Bana yeni bir duygu alanı açıyor mu, beni zorlayan bir tarafı var mı, daha önce deneyimlemediğim bir şeyi yaşatıyor mu? Eğer bu soruların cevabı evetse, o karakterle bağ kurabiliyorum. Aksi halde, sadece tekrar hissi oluşuyor ve bu beni çok beslemiyor.

Kariyerinizin başındaki Pelin’e bugün bir tavsiye verecek olsanız, bu ne olurdu?
Daha az tereddüt et derdim. Çünkü çoğu zaman insanı geride tutan şey fazla düşünmek oluyor. Daha cesur olmasını, hata yapmaktan korkmamasını söylerdim. Zamanla şunu anlıyorsunuz: Hiçbir şey mükemmel başlamak zorunda değil. Asıl gelişim, denedikçe ve risk aldıkça geliyor. O yüzden beklemek yerine hareket etmek çok daha değerli.

Günümüzde oyuncuların sadece oyuncu kalmayıp bir markaya dönüşmesi bekleniyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu dönüşüm artık sektörün bir gerçeği ve tamamen göz ardı etmek mümkün değil. Görünürlük, iletişim ve temsil biçimi oyunculuğun bir parçası haline geldi. Ama burada çok hassas bir denge var. Eğer bu süreç doğru yönetilmezse, oyuncunun sanatsal kimliği geri planda kalabiliyor. Benim için önemli olan, yaptığım işle kurduğum bağın korunması. Marka olmak bir sonuç olabilir ama amaç haline geldiğinde tehlikeli. Çünkü o zaman üretim değil, görünürlük belirleyici olmaya başlıyor. Benim önceliğim her zaman işin kendisi.

Pelin Uluksar'dan aşk, kariyer ve sosyal medya itirafları - Resim : 2

Bir röportajınızda “Oyuncu olmasaydım sosyal medya kullanmazdım” demişsiniz. Sosyal medyada görünür olmak ile özel hayatı korumak arasında denge kurmak zor mu?
Bu dengeyi kurmak zaman alan bir şey. Sosyal medya doğası gereği paylaşım üzerine kurulu ama bu her şeyi paylaşmak zorunda olduğunuz anlamına gelmiyor. Ben daha çok seçerek görünür olmayı tercih ediyorum. Hayatımın tamamını değil, paylaşmak istediğim parçalarını gösteriyorum. Bu hem mesleki olarak iletişim kurmamı sağlıyor hem de kendime ait alanı korumama yardımcı oluyor. O sınırı koyduğunuzda, her şey daha sağlıklı ilerliyor.

Sosyal medyada kusursuzluk baskısı hakkında ne düşünüyorsunuz? Siz bu baskıyı nasıl filtreliyorsunuz?
Kusursuzluk kavramı çoğu zaman dışarıdan inşa edilen bir algı. Gerçek hayatta birebir karşılığı olmayan bir standart. Bunun farkına vardığınızda üzerinizdeki baskı da azalıyor. Ben kendime hep şu soruyu soruyorum: Bu gerçek mi, yoksa sadece iyi kurgulanmış bir görüntü mü? Bu ayrımı yapmak benim için önemli. Çünkü uzun vadede insanla bağ kuran şey kusursuzluk değil, samimiyet ve gerçeklik.

Oyunculuk dışında sizi en çok besleyen, ilham veren alanlar neler?
Spor benim için çok önemli bir denge alanı. Hem fiziksel olarak güçlü kalmak hem de zihnimi boşaltmak için düzenli olarak spor yapıyorum. Bunun dışında seyahat etmek de beni çok besliyor. Farklı şehirler, farklı kültürler, yeni insanlar… Hepsi bakış açımı genişletiyor. Bazen sadece rutinimden çıkmak bile bana iyi geliyor. Çünkü oyunculukta da aslında ne kadar çok deneyim biriktirirsen, o kadar fazla şey anlatabiliyorsun.

Güzel bir birlikteliğiniz var. İlişkide aşkı canlı tutmanın sırrı sizce ne?
Bence en önemli şey merakı kaybetmemek. İlişki zamanla alışkanlığa dönüşebilir ama o alışkanlığın içinde canlı bir alan yaratmak gerekiyor. Karşınızdaki insanı hâlâ keşfedilecek biri olarak görmek, küçük detayları fark etmeye devam etmek. Aşk biraz da bu dikkatle ve özenle besleniyor.

Pelin Uluksar'dan aşk, kariyer ve sosyal medya itirafları - Resim : 3

Benim için önemli olan görünür olmak değil, iz bırakmak.

İlham aldığınız, sizi en çok etkileyen bir yönetmen ya da oyuncu var mı? Hayalinizdeki projede birlikte yer almak istediğiniz?
Tek bir isimden ziyade, risk alan ve kendi dilini kurabilen yaratıcılar ilgimi çekiyor. Kendini tekrar etmeyen, konfor alanının dışına çıkabilen herkes benim için ilham verici. Hayal ettiğim projeler de bu çizgide, biraz rahatsız eden, sınırları zorlayan ve oyuncu olarak seni gerçekten başka bir yere taşıyan işler.

Kendinize ait bir günü nasıl geçirirsiniz? Hobilerinize vakit ayırabiliyor musunuz?
Mümkün olduğunca sade ve dengeli geçirmeye çalışıyorum. Okumak, yazmak, izlemek benim için hem bir ihtiyaç hem de bir dinlenme biçimi. Zihnimi beslemediğim bir gün, eksik kalmış gibi hissediyorum. O yüzden yoğunluk ne olursa olsun kendime o alanı açmaya çalışıyorum.

Hayatın yoğun temposunda sizi yeniden merkezinize getiren küçük ritüelleriniz var mı? Vazgeçemediğiniz ürünler ve markalarınız neler?
Benim için merkeze dönmek çoğu zaman sadeleşmekle ilgili. Yürümek, yalnız kalmak, müzik dinlemek… Bunlar küçük ama etkisi büyük şeyler. Ürün ve marka tarafında da aynı yaklaşımım var; az ama gerçekten iyi olanı tercih ediyorum. Kalite ve sadelik benim için daha değerli.

Şu anda sizi en çok heyecanlandıran hayaliniz nedir?
Beni hem fiziksel hem duygusal olarak zorlayacak, sınırlarımı genişletecek bir projede yer almak. Benim icin oyunculukta en heyecan verici şey her seferinde başka bir yere evrilme ihtimali olması.

Yazla ilgili planlarınız, tatil rotalarınız neler?
Yazın biraz daha hareketli ve denge kurduğum bir planım var. Mykonos gibi enerjisi yüksek, sosyal ve canlı yerleri seviyorum ama onun yanında daha sakin, doğayla temas edebileceğim rotalar da eklemeye çalışıyorum.