Paris Moda Haftası'nda Chloé Sonbahar/Kış 2026-2027: Bohem estetiğin dönüşü
Chloé, yeni koleksiyonu 'The Devotion' ile Paris podyumunda zanaatın ve insan emeğinin değerini yeniden hatırlatıyor. Kreatif direktör Chemena Kamali, geçmişin bohem mirasını modern bir duyarlılıkla birleştirerek modayı duygusal bir bağ kurma biçimi olarak tanımlıyor.
Paris Moda Haftası, Chloé’nin kreatif direktörü Chemena Kamali’nin üçüncü koleksiyonuna ev sahipliği yaptı. “The Devotion” adını taşıyan Sonbahar/Kış 2026-2027 seçkisi, hızla dijitalleşen dünyaya karşı bir duruş sergileyerek; insan emeğini, zamanı ve empatiyi merkezine alıyor.
ZANAATIN İZİNDE: İNSANİ KUSURLARIN ZARAFETİ
Kamali’nin bu sezonki çıkış noktası, kıyafetlerin sadece birer nesne değil, hatıra ve duygu taşıyan "tılsımlar" olduğu düşüncesi. Koleksiyonda "folk" teması, modern bir zanaat anlayışıyla yorumlanıyor. Tasarımlardaki her bir nakış ve örgü detayı, seri üretimin kusursuz hatları yerine, el işçiliğinin getirdiği "insani düzensizlikler" ile şekilleniyor. Tasarımcıya göre bilinçli olarak korunan bu küçük kusurlar, markanın yeni dönemindeki samimi tavrını pekiştirirken kullanıcıyla duygusal bir bağ kuruyor.
PODYUMDA ZITLIKLARIN UYUMU
Koleksiyon, Chloé’nin simgesi olan bohem ruh ile maskülen formların birleşmesinden doğuyor. Dik yakalı koyu mavi paltolar, karakteristik balon kollar ve bilekte toplanan pileli pantolonlar başrolde yer alırken; bu yapısal parçalar uçuşan "çayır" (prairie) elbiseleri ve ince çiçek nakışlarıyla dengeleniyor.
BİNİCİLİK MİRASININ SİMGELERİ
Markanın binicilik mirasını simgeleyen dört at figürlü gümüş tokalı kemerler, koruyucu bir kalkanı andıran geniş pelerinler ve kürk astarlı yüksek çizmeler defilenin en güçlü aksesuarları olarak öne çıkıyor. Ayrıca 2000’li yılların ikonik Paddington çantası da modern dokunuşlarla yeniden karşımıza çıkıyor. Renk paletinde ise imza tonlar olan ekru ve laciverte; şeftali, fıstık yeşili ve safir mavisi gibi mücevher renkleri eşlik ediyor.