Kuzguncuk'ta ilham veren bir ev

Kuzguncuk'ta ilham veren bir ev

Aynı estetik zevk ve tutkuya uyumlanan, yaşamın hikayelerden ibaret olduğunun farkında, iştahla yenilerini yaratma gayretinde olan Urgunlu ailesinin evine konuk oluyor ve sofrasında oturup hep birlikte yeni yılı kutluyoruz.

Hazırlayan: Besray Köker
Fotoğraflar: Barış Aras

Bazı anlar vardır, insanda iz bırakırlar. O yüksek enerjileri hep aynı kalır. İşte iç mimar Efe Urgunlu ve kız kardeşi şef Rana Urgunlu ile bundan yıllar önce tanışmamız da böyle bir ana denk geldi ve hiç unutulmadı. Hepimiz evlendik, çocuklarımız oldu ve karşılaşamasak da sık, gönül dostluğumuz hep devam etti. Mimari projelerini konutlardan ziyade gastronomi mimarisine odaklayan Efe Urgunlu ve paralel alanlarda çalışan şef Rana Urgunlu Sır ile tesadüf etmek için bugünü beklememiz gerekti. Daha fazla geciktirmeyelim dedik ve iki yıldır Kuzguncuk’u mesken eden Urgunlu ailesinin kapısını çaldık.


“Hayatımızın projesi”
Efe Urgunlu, eşi Güliz Urgunlu’nun ilkokul aşkı! Çift nikahlarını dahi birlikte okudukları ilkokulun bahçesinde yapmışlar. Bu aşkın en tatlı nişanesi ise salon duvarına asılı duran ve Güliz’in eşine çocukken yazdığı aşk mektubu. Böylesi yoğun bir aşkın merkezi bu ev de, ister istemez çiftin hayatının projesi olarak yükselmiş. Kızları Elif doğduktan sonra onu apartmanda büyütmek istemeyen çift arayışa başlamış ve bir proje için sık sık geldikleri Kuzguncuk’a aşık olmuşlar. “... Çünkü burası İstanbul’dan çok farklı bir yer. Bir mahalle... Gerçekten bakkaldan, manavdan ve kasaptan alışveriş yapabildiğin bir yer. Benim en sevdiğim ise semtte bulunan cami, Ermeni kilisesi, sinagog ve Rum kilisesinin dördünün de aktif olarak ibadete açık olması ve cemaatlerin kullandığı adresler olması.” İçinde bulunduğumuz 210 metrekare alana sahip 3,5 katlı ve tahmini yaşı 80 olan bu bahçeli müstakil evi, yaklaşık 4 yıl önce satın almışlar. Ancak taşınmaları biraz uzun sürmüş, bu gecikmeyi Efe Urgunlu mesleki deformasyon olarak tanımlıyor. Zira arkadaşlarının “Temiz ev, bir badana boya yaptırır oturursunuz’ dedikleri evin tadilatı 16 ay sürmüş. Altı yığma tuğla üstü ahşap binayı sadece dış cephesi kalacak şekilde yıkmış, çelik konstrüksiyonla giydirerek içini yine altı tuğla üstü ahşap olacak şekilde düzenlemiş. Binayı bir önceki makyajından sıyırdıkça karşılarına çıkan mimari hikayeler herkesi sevindirmiş. Eski ahşap tavan, beton çiniler, kafes pencere, mermer kurna, keçi kılı ve çamurdan yapılmış duvar harçları... Son halinde artık ev, 6 oda ve 4 banyosu, ön ve arka bahçeleri ile ayrıca bir bostanı olan mimarisiyle yapının geçmişine saygı duruşunda bulunan ama aynı zamanda teknolojik açıdan donanımlı sıcacık bir eve dönüşmüş. 


Genel toplayıcılar
İki yıl önce evlerine taşınan Urgunlu çifti kendilerini genel toplayıcı olarak tanımlıyor. Evi satın aldıktan sonra bu alışkanlıkları ister istemez daha büyük boyutlara taşınmış, şimdi ise yavaşlamaya çalışıyorlar. “Sürekli bir yerlerden, bit pazarlarından, müzayedelerden, internetten, yurt dışı ve yurt içi seyahatlerden sürekli bir şeyler almaya başladık. Meslek icabı bağlantıda olduğum birçok kişi var. Onlar da bu huyumuzu bildiğinden eski, çıkma yapı malzemesi oldukça bize haber vermeye başladılar.



Kış bahçesinin zemin taşları Samsun’da bir hamamdan, hol kapısı İzmir’de bir apartmandan çıkma, evin zeminindeki ahşaplar ise evin orijinal parkeleri, söküp temizlettik ve daha küçük parçalar haline getirip yeniden yerleştirdik.” Daha evi satın aldıklarının ikinci ayında Paris’ten bir berber koltuğu almışlar. O koltuk şimdi yatak odalarında yer alıyor. Bu alışverişler bugün dahi devam ediyor. Çift, son olarak Feriköy Antika Pazarı’ndan şimdi orta sehpayı süsleyen manuel bir meyve presi ve bir kahve kavurma aleti satın almışlar.


Bir şölen sofrası
Önceden önünde pergola olan mini yemek odası, aile kalabalık sofralardan ve dostlarını evinde ağırlamaktan büyük bir haz aldığı için binaya entegre bir kış bahçesi eklenerek hem genişletilmiş hem de alanın daha fazla gün ışığından faydalanması sağlanmış. Yeni yemek salonunun karakterini belirleyen ise parçalar halinde taşınarak içeride birleştirilen ve 16 kişiyi ağırlayabilen 4 metrelik ham ahşap masa olmuş. Bu alandaki ısı yalıtımı ise üst üste giydirilen pencere sistemleriyle çözümlenmiş. İç taraftaki ispanyolet kilitli ahşap doğramalar, hem izolasyona hem de evin bütünüyle uyum sağlaması için özellikle tercih edilmiş. Yemek salonunda evin genelinde olduğu gibi aydınlatmasından büfesine çoğu mobilya, aksesuar ve teknik aksam özel yaptırılmış. Ama şimdi size biraz da yemek danışmanı ve şef Rana Urgunlu Sır ve ev sahibesi Güliz Urgunlu’nun birlikte hazırladıkları seyrine doyulmaz yılbaşı sofrasından bahsetmek istiyoruz. Daha doğrusu nasıl bir hazırlık yaptıklarını kendilerinden dinliyoruz: “ Bu sofra bizim için diğer hazırladıklarımızdan çok farklı ve bize uzak bir sofra değil! Bizim ailemizi yansıtan, evi anlatan bir sofra hazırladık size. Genelde ana yemek yiyeceğimiz bir akşam değilse ya da yemekten sonra bir misafirimiz gelecekse, antipasti dediğimiz bir sunum hazırlıyoruz kendimize. Bugün tabii yılbaşı sofrası olduğu için işin içine panettone’ler ve pastaları katarak sunumu biraz daha yılbaşına döndürdük.” Ev sahipleri, yemek ritüeline oldukça önem veriyorlar. Yemek davetlerinin daima bir hikayesi oluyor. Ama bu hikaye oluşturma fikri, bu evde sadece yemek davetleriyle sınırlı değil! Efe Urgunlu mimari projelerinden evi için satın aldığı her objeye hikayelerle besleniyor. Yaratıcılığı daima hikayeler üzerine kurguluyor ve üretiyor. Bu ev ise şimdiden yüzlerce hikaye barındırıyor her köşesinde. Kendisinin bu yeteneğini ve sanatçı kimliğiyle eşinin zarif desteğini evin her metrekaresinde görmek mümkün. Eskiyle yeninin muazzam bir dengeyle harmanlandığı bu ev, sevdikleri insanlar ve eşyalarla bir arada olmak isteyen ev sahiplerinin gerçek kalesi.