Ayvalık’ta hasat zamanı

Ayvalık’ta hasat zamanı

Yapraklarıyla barışı, yağıyla mutluluğu, taneleriyle bereketi simgeleyen zeytin ağacının hasat zamanı geldi… Şubat hatta mart ayına kadar devam edecek olan bu özel zamanda bölgeye yolculuk edeceklere mini bir rehber hazırladık…

Zeytin hasadıyla meşhur Ayvalık’tayız… Peki neden Ayvalık? Onca zeytin ağacının bulunduğu, hasat zamanı, yağhaneleri ve fabrikalarından buram buram taze sıkılmış zeytinyağı kokusunun yayıldığı ilçede zeytine biraz haksızlık değil mi bu? Nereden geliyor Ayvalık ismi… Köylüye, bölgede yaşayan halka sorarsan pek de umrunda değil bu durum. Neden adı Ayvalık da ortada ayva yok bilen yok! ‘Eee biri koymuş işte, Ayvalık demişler öyle olmuş.’ Oysa bir kökü var tabii bu ismin. MÖ 330 yıllarında Kydonie diye anılıyor bölge, muhtemelen de ayva yetişiyor. Çünkü killi toprağı zeytin kadar ayva yetiştirmeye de uygun. Kydon (Ayva) Kydonie (Ayvalık) demek eski Yunan’da. Bölgeye ilk yerleşenlerin Midilli’nin Kydonia Köyün’den ya da Girit’in Kydonies bölgesinden gelmiş olabilecekleri düşünülüyor. Bir diğer  görüş ise balıkçılardan… Onlara göre Ayvalık’a özgü Afyada isimli kum midyelerinden geliyor isim. Çıkarır çıkarmaz çakı ile içi açılan kum midyesine limon sıkarak anında yeniyor. Halen tekne turlarında uygulanan bir ikram, giderseniz kaçırmayın… Ama Ayvalık adı mı bu midyelere ismini vermiş yoksa midyeler mi Ayvalık’a ismini vermiş o bir tartışma konusu…  Bize biraz araştırma biraz da zihin jimnastiği yaptıran ayva konusunu bir kenara bırakırsak esas konumuz zeytin tabii ki! Yaklaşık 140 yıldır bölgede zeytinyağı üreten Komili’nin düzenlediği hasat şenliği için geldiğimiz Ayvalık’ta zeytin ağacının dikiminden, hasadına, yağ yapımından şişelemesine tüm evrelerine şahit olduk. Zeytinlikler arasında şef Elif Edes’in hazırladığı pratik ve şık hasat tariflerini öğrendik… Bu arada boş durmadık tabii Ayvalık ve Cunda’yı keşfe çıktık. Bakalım neler olmuş Ayvalık’ta biz gelmeyeli… Kısa bir Ayvalık Cunda gezisine başlıyoruz…



Taş Kahve
1800’lerin sonlarında inşa edildiği düşünülen Taş Kahve, tarih boyunca kahvehane, gazino, meyhane olarak kullanılmış bir bina. Halen adının en popüler en keyifli yerlerinden. Taze demlenmiş adaçayı her daim hazır, deneyin!



Rahmi Koç Müzesi Taksiyarhis Kilisesi
1873 yılında Rum Ortodoks  Cemaati tarafından inşaa edilen kilise, adanın en önemli tarihi yapısı. Taksiyarhis olarak adlandırılan koruyucu baş melekler Cebrail ve Mikhail’e atfedilmiş bina, Ayvalık ve çevresine özgü bir taş olan sarımsak taşından yapılmış. Kilisenin iki çan kulesinden yalnızca biri günümüze kadar gelmiş. 1927’de kilise binası camiye çevrilmiş, bu süreçte iç mekanı kireç, sıva ve alçı ile kaplanmış. 1944 yılında depremden hasar görüp kullanılamaz hale gelen bina, 2011’de Rahmi M. Koç’un girişimiyle restore edilmeye başlanmış ve 2014 yılında Ayvalık Rahmi M. Koç Müzesi olarak hizmet vermeye başlamış. Müze pazartesi günleri kapalı. 1 Ekim-31 Mart tarihleri arasında giderseniz 10.00-17.00, 1 Nisan-30 Eylül arası ise 10.00-19.00 saatleri arasında açık.



Aşıklar Tepesi
Muhteşem bir manzaraya ev sahipliği yapan tepede, Agios Yaninis Kilisesi, Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı yer alıyor. Yıkık durumda iken 1989’da sit alanı ilan edilen kilise binası 1997’de Rahmi M. Koç tarafından restore ettirilerek müze olarak hizmet vermeye başlıyor.  Emekli Büyükelçi Necdet Kent’in sayısı 1300’ü aşan kitapları oğlu Muhtar Kent tarafından bağışlanınca kilisenin yanındaki yel değirmeni de Sevim Muhtar Kent kitaplığı oluyor. Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı’na ücretsiz girebilirsiniz. Oturup çay, kahve bir şeyler de içebilirsiniz; üstelik internet erişimi de bulunuyor. Kilisenin bulunduğu tepe çevreyi panoramik olarak görebilen bir açıya sahip.



Nerede kalınır?
Despot Evi: Öncelikle şunu söyleyeyim ‘Despot’, Rum Ortadoks din adamlarına verilen bir rütbe. O dönemdeki Despot, Yunanistan’ın 1862’de devlet olmasıyla halkın sevinçten bağışladığı paraları doğum yeri olan Cunda’ya getirmiş ve o paralarla bu evi yaptırmış. 1877’de Despot, eve giren hırsızlar tarafından öldürülmüş. Despot’un ölümünden sonra Osmanlı Devleti evi kiliseden satın almış ve Hükümet Binası olarak kullanmaya başlamış. Bina 1921 yılının eylül ayından itibaren de öksüzler yurdu olarak kullanılmış. Kurtuluş Savaşı’nın ardından bina ilkokul ve öksüzler yurdu olarak 1980 yılına kadar devam etmiş. Yurdun yeni yerine geçmesiyle boş kalan bina 1984-86 yıllarında Yeşilçam filmlerine ev sahipliği yapmış. Giderek yıpranan bina 2015 yılında Kültür Bakanlığı’ndan kiralanmış, otel yapılmak üzere restorasyon başlamış. 2019 yılında otel olarak hizmete açılan Despot Evi, tarihi dokuya yansıtan odaları ve muhteşem konumuyla bölgenin en güzel konaklama adreslerinden.

Cavlıhane: Konak 1885 yılında bir Rum evi olarak yapılmış. Mübadele yıllarında Mehmet Cavlı’nın babası Hüseyin Bey ve annesi Havva Hanım’ın sığındığı ve sonrasında hayatlarını geçirdikleri yer olmuş. 26 senelik bu evde yaşamışlar ve sekiz çocuklarını da bu evde yetiştirmişler. Otelin 1 suit olmak üzere 5 odası ve şahane bir avlusu var.

Mola Cunda: Bölge dokusuna uygun mimarisi, tamamen çevre dostu malzemelerle yapılan binası ve doğa dostu ısıtma/soğutma özellikleriyle farklılığını ortaya koyuyor. İçerisinde geniş avlusu, avlusunda ferah bir bahçesi ve tatlı bir serinleme havuzu var.