Kim korkar menopozdan?

Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Aytuğ Kolankaya ise, menopozun açıkça konuşulması ve farkında olunması gereken bir süreç olduğunu, utanılacak bir şey olmadığını ve menopozu son gibi değil güzel bir dönem olarak görerek hayatın tadını çıkarmak gerektiğini söylüyor.

Kim korkar menopozdan?

Vichy’nin menopozda farkındalık için yola çıktığınız bu projede sizi çeken şey neydi?
Meslek hayatımın 30 yılı boyunca farklı zaman aralıklarında menopoz poliklinikleri açtım. Üç ayrı menopoz kliniğinde 20 yılda 20 hastam olmadı diyebilirim. İnsanlar yeni yeni konuşmaya başlıyor ve başlamalı. Vichy markasına bu konudaki farkındalık projesi için teşekkür ediyorum, çünkü menopozun anlatılması ve anlaşılması lazım, utanılacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. Menopozu son gibi değil, yaşamın güzel ve uzun bir dönemi olarak görmek lazım. Gerekli zamanlarda uzman desteği alarak hayatın tadını çıkarmak lazım.

Menopozda ışığınızı koruyun
Artık menopoz döneminde de kadınların cildini yeniden şekillendiren, bu süreçte yaşanabilecek cilt sorunlarını önlemeye yardımcı bakım ürünleri var.

Vichy Laboratuvarları’nın menopoz döneminin cilt üzerindeki etkisi üzerine gerçekleştirdiği araştırmaya göre, menopoz süresince cilt yoğunluğu ve sıkılığı azalıyor. Vichy’nin patentli ürün serisi Neovadiol, gençlik hormonu olarak bilinen DHEA’ya benzer etki gösteren Hyalüronik asit, Hepes, Hydrovance, Hedione ve Pro-xylane’ı bir araya getiren bir kompleks içeriyor. Yüz ovalini yeniden şekillendiren Neovadiol, yoğunluğunu kaybeden cildi yeniden sıkılaştırmayı ve nemlendirmeyi amaçlıyor. Cildin daha pürüzsüz ve aydınlık bir görünüme kavuşmasını sağlayan Neovadiol, gündüz bakım kremi, gece bakım kremi, serum ile göz ve dudak çevresi bakım kreminden oluşuyor. Kadınlara menopoz döneminde de ‘Işığını Koru’ sloganıyla lanse edilen Neovadiol ürün serisi, yüzde 39 daha eşit bir cilt tonu, yüzde 14 daha sıkı bir cilt, yüzde 22 daha esnek bir cilt vadediyor. Vichy Neovadiol’un kısa süre önce yapılan tanıtım toplantısı L’Oreal Aktif Kozmetik Genel Müdürü Sinem Sandıkçı Gökçen’in ev sahipliğinde ve gazeteci-yazar Ayşe Arman’ın moderatörlüğünde yapıldı. Toplantıya Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Aytuğ Kolankaya ve yazar Mutlu Tönbekici de katıldı. L’Oreal Aktif Kozmetik Genel Müdürü Sinem Sandıkçı Gökçen, Vichy markasının yeni ürün serisini ve menopoz sürecine dair 14 yıllık araştırma sürecini paylaştı. “Biz bu projemizle kadına yalnız olmadığını hatırlatmak istiyoruz” diyen Gökçen, menopoz dönemindeki hormonal değişikliklerin cilt üzerindeki etkisini 14 yıl süren bir araştırma süreci sonucunda tespit ettiklerini, gençlik hormonu olarak bilinen DHEA’nın menopoz sürecinde azalmasıyla ciltte yoğunluk, sıkılık kaybı ile birlikte kırışıklık gözlemlendiğini söyledi ve “Bu döneme özel ‘Işığını Koru’ sloganıyla, Vichy Neovadiol ürün serisini kadınlarımızla buluşturuyoruz” dedi. Toplantının moderatörlüğünü yürüten gazeteci-yazar Ayşe Arman, kadınların menopoz dönemiyle ilgili bilgi sahibi olmadıklarına ve bu dönemi hastaymış gibi geçirdiklerine dikkat çekti ve sözlerine şöyle devam etti; “Henüz menopoza girmedim ama girmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Gazeteciliği bırakmadan bu konuyu da yazacağım kesinlikle. Çünkü kadınların üzerinde bir baskı var, menopozu sanki kadınlığın sonu gibi aksediyorlar. Ben diyorum ki kim korkar menopozdan? Yaşasın kadınlar! İçimizdeki ışığı hiç kaybetmeyelim, çalışmaya üretmeye devam edelim.

Menopoz kadınlar için son durak gibi algılanıyor, gerçekten öyle mi?
Menopoz bir dönem değil, bir an. Kadınların üreme hormonlarının tamamen kesildiğini ve adetin son bulduğunu gösteren bir an. İngilizce meno-pause, yani adetin kesilmesi anlamına gelir. ABD nüfus istatistiklerine göre 1900 yılında kadınlar ortalama 49 yıl yaşıyorlardı yani ya menopoza girmeden ya da girdikten çok kısa bir süre sonra yaşamlarını yitiriyorlardı. Türkiye İstatistik Kurumu 2015 sonuçlarına göre ise ülkemizde kadınların ortalama yaşam süresi 80 yılın üstüne çıkmış. Ortalama 48-52 yaş aralığında menopoza girdiğinizi düşünürseniz hayatınızın yarıya yakın kısmı artık menopoz sonrası dönemde yani post-menopozda geçiyor. Bu nedenle son durak değil, aslında keyifle yaşanması gereken uzun bir dönem olmalı.

Bu değişimin öncesi ve sonrasında kadınları neler bekliyor? Hormonlar ve cilt bu durumdan nasıl etkileniyor?
Hayatınızda üç kez doğum yaptığınızı düşünün, 27 ayınızı hamile geçiriyorsunuz, hamilelik hakkında bir sürü şey biliyorsunuz. Ancak kadınların çoğu 30-40 yılını geçirdiği menopoz sonrası hakkında çok az şey biliyor. Menopozun gerçekten farkında olmak lazım. Hormonlarınız eksiliyor ve vücudunuz farklı çalışmaya başlıyor bu bir gerçek, eksilenleri yerine koymaksa mümkün. Menopoza girmeden bir süre önce uzmanlara danışmak ve onların tavsiyeleri ile beslenme, egzersiz gibi günlük rutinlerde değişime gitmenizi öneririm. Ortalama 45-50 yaşlarında ortaya çıkan menopozun belirtileri 35 yaşından itibaren kendini gösterebilir. Önce progesteron sonra östrojen ve androjen hormonları azalır. Vücutta az miktarda salgılanan östrojenin ise tipi değişir ve istemediğimiz etkiler ortaya çıkabilir. Ayrıca yaşam motivasyonu sağlayan ve cildin parlak ve canlı olmasını destek olan ve kolajen üretimini uyaran DHEA (dehidroepiandosteron) hormonu da azalır. DHEA hem androjenin hem de östrojenin ana maddesi. Sonuç olarak depresif durumlar, kuru, cansız ve elastikiyetini kaybeden bir cilt yapısı ortaya çıkar.

Menopozun cilt başta olmak üzere vücudumuzda yarattığı değişikliklere öncesinde hazırlık yapmamız mümkün mü?
Her konuda olduğu gibi menopoza da hazırlık yapmak bu dönemi rahat geçirmeyi sağlar. Adet düzeninde ortaya çıkan düzensizlikler bir uzmanın eşliğinde düzenlenirse hormon eksiklikleri giderilmiş olur. Vücudun en büyük organı cildin ise sürekli bakıma ihtiyacı vardır. Gençlikte hormonlar düzenli çalıştığı için dışarıdan gelen faktörlere karşı dirençlidir. Güneşe, hava kirliliğine karşı cilt idare edebiliyor. Cilt hücrelerinin yapımı ve yıkımı arasındaki senkronizasyon yaşlandıkça bozuluyor, dolasıyla ciltten sürekli hacim kaybediyorsunuz. Yıllar içinde kaybedilenleri birden yerine koymak mümkün olmaz. Bu nedenle erken dönemde cildin kaybettiği maddeleri içeren desteklerle cilt korunursa, her dönemde canlı ve genç bir görünüm elde etmek mümkün olur. Kışa hazırlıklı girerseniz, kışı bahar gibi geçirebilirsiniz. O yüzden cilt bakımına da 45-50’li yaşları beklemeden, 20’li yaşlardan itibaren başlamak en doğrusudur.

 

Etiketler: #Menopoz