Tatilde ruhunuz da dinlensin

“Tatil, tatil” dediniz ve o gün geldi çattı. Her şey hazır, peki siz tam anlamıyla bir tatil geçirmeye gerçekten hazır mısınız? Kendinizi serin sulara bıraktığınızda hala ofisteki işleri veya ödemeleri mi düşüneceksiniz yoksa suyun serinliğinin, güneş ışınlarının, ayağınızın altındaki kumun tadına mı varacaksınız? Karar sizin ama şunu unutmayın, tatilinize hak ettiği değeri vermezseniz dert haline getirdiğiniz her şey dönüşte daha da ağır gelecek.


Bedeninizi iyi tanıyın
Korunmasız şekilde güneş altında saatlerce kalanlar, aşırı alkol tüketimi nedeniyle hastanelik  olanlar ya da alerjisi olduğu gıdaları tüketmeye kalkanların da tatilleri genelde hüsran ile bitiyor. Sağlıklı bir tatil için herkesin kişisel özelliklerini iyi bilmesi, kendine ve çocuklarına bu sürede iyi bakması gerekiyor.  Çok para ödemenin çok iyi bir tatilin karşılığı olmayabileceğini, tatil satın almanın mutluluk satın almayacağını hatırlatan Ebru Demirhan, “Yaşamak istediklerinizi dışarıya değil, içeriye yöneltin. Kendinizi güzel bir tatil yapmaya gittiğinize ve bunun için elinizden geleni yapacağınıza ikna ederek yola çıkın. Tatile çıkacağınız gün, o güne kadarki sıkıntıların ölümü olsun. Tatili tıpkı anne rahminde gibi geçirin, dönüşte yeniden doğmuş gibi işe gidin. Neden olmasın?” diyor.

Yöneticiler ne bekliyor?
İyi bir tatil geçirmek sadece sizin isteğiniz değil; yöneticileriniz de sizin istediğiniz gibi  vakit geçirip, dinlenmiş, canlanmış bir halde dönmenizi bekliyor. Eğer iyi bir tatil geçirmediyseniz bunun üzerine bir de iş yükü binince gerginlikler kaçınılmaz oluyor. İş yerindeki huzurunuz ve başarınız için tatilinizi iyi yönetmelisiniz.

Yola çıkmadan önce anlaşın
Çiftlerin tatile çıkmadan önce nasıl vakit geçirmek istedikleri konusunda anlaşma  yapmalarını, tatil süresince de yapmak istedikleri farklı faaliyetler için birbirlerine anlayış göstermelerini öneren Ebru Demirhan, çocuklu ailelere ise şöyle sesleniyor: “En sıkıntılı durumu bütün tatili çocukları eğlendirmekle geçiren çiftler yaşıyor çünkü tatilden daha da yorgun dönüyorlar. Kendileri için hiçbir şey yapmamış oldukları için tatil işe yaramıyor. Oysa tatil boyunca çocukların bakımını paylaşarak birbirlerine zaman yaratabilirler. Öte yandan çocukları da biraz serbest bırakmak, her an yanlarında olmak yerine biraz uzaktan gözlemlemek gerekiyor. Toplum olarak çocuklarımızın etrafında ‘Aman bir şey olmasın’ diye dolaşmaya çok yatkınız ama bunu yapmayalım” diyor. Eşler arasındaki bir diğer önemli konu ise tatilde yaşanan kıskançlıklar oluyor. “Sahiplenmek güzeldir ama bu hayatı zehir etmeye gidiyorsa destek almakta fayda var. Eğer kıskançlık bir başka insanın hayatını daraltmaya gidiyorsa haddimizi aşıyoruz  demektir”  diyen Demirhan, evli olmayan çiftlerin birbirlerini tanımaları açısından ise tatillerin çok önemli fırsatlar olduğunu da vurguluyor.  

En zoru geri dönmek
Ve tatil dönüşleri… Kimse tatilden dönmeyi çok istemez ama bazıları hiç istemez.  Kendini ait hissetmediği işlerde çalışanlar, maddi kaygısı yüksek olanlar ya da aile içi ilişkileri yolunda gitmeyenler tatil dönüşlerinde gerçek hayatlarına adapte olmakta zorlanabiliyor. Ebru Demirhan bu hisleri yaşayanlara şunları söylüyor: “Geçici bir süre gittiğiniz yerdeki hayatın daha iyi olduğunu düşünmek, döndüğünüz yerdeki hayatınızı bu kadar ciddiye almak gerekir mi düşünmek lazım. Eğer sorunlarınız varsa öncelikle tatili bu sorunlara uzaktan bakmak için bir fırsat olarak kullanabilirsiniz. Örneğin denize girerken bir çözüm denizine girdiğinizi hayal edebilir, sürekli sorunda kalmak yerine çözümleri düşünmek için kendinizi eğitebilirsiniz.”

Tatile gitmek şart değil!

Beynin arasındaki kanalları Venedik kanalları gibi düşünün. Bu kanallar arasında küçük gondollarla sürekli veri aktarımı sağlayan bir sistemimiz var. O küçük su akıntıları ve gondolların alışverişi hep belli şeylere  odaklanıyor; yapılacaklar,  yöneticiye söylenecekler, alt kadroya söylenecekler, paranın dağıtılacağı yerler, çocuğun ihtiyaçları… Bir gün için durup “Bunların hiçbirine bugün ihtiyacım yok, yarın yine düşünürüm”deyip ezberi bozduğunuzda, bir gün için aynı saatte aynı yere gitmeyip aynı şeyleri yapmadığınızda tüm hücresel  yapınız değişiyor. Nehir hala akıyor ama gondollar çalışmıyor, gondolcular da dinleniyor. Onlar dinlenmediklerinde ise bazen yanlış yerlere park edip bize hastalık olarak dönebiliyor. Hem bütünsel sağlığımız hem de bizimle beraber çevremizin huzuru için dinlenebilmemiz gerekiyor. Bunun için haftada  bir gün sadece keyif aldığınız  şeyleri yapın. Sinemaya gidin, arkadaşlarınızla buluşun, kitap okuyun ya da resim yapın…Yazı: Yaprak Çetinkaya/FormSante

Tatil planlarınız hazır mı? Rezervasyonları yaptırıp bavulları hazırlamaya başladınız mı? O zaman bir dakika soluklanın ve bu yıl her zamankinden daha güzel bir tatil geçirebilmek için tatile bakış açışınızı ve bir tatilden neler beklediğinizi Yaşam Tasarım Merkezi’nden Yaşam Koçu Ebru Demirhan rehberliğinde bir kez daha gözden geçirin. Neden mi? Çünkü hepimiz yılın tamamına yakınını şarja takılmış bir telefon gibi geçiriyoruz. Bu bir yıl içinde bazı sıkıntılarımızı boşaltırken bazılarını da omuzlarımızda, ruhumuzda birer yük gibi taşımaya devam ediyoruz. Adeta onlarsız yaşayamayacak gibi, bırakmamak için elimizden geleni yapıyoruz çünkü onlarsız yaşamayı bilmiyoruz. Sonra tatil zamanı geliyor… Koca bir yılın birikimini o birkaç günde atabilmeyi hayal ediyoruz bu sefer. Bu durum ise hem tatilciler hem de tatil yerleri açısından sorunlar yaratıyor. Herkes gergin, kimsenin birbirine tahammülü yok, en küçük aksilikte bile tartışmalar, şikayetler başlıyor. Bütün bir yıl hayali kurulan tatil, karşılanmayan beklentiler yüzünden mahvoluyor.

Bu sorunu yaşamamanın yolu “Bir tatilden ne beklemeliyiz?” sorusunun cevabında yatıyor. Yaşam Koçu Ebru Demirhan, en önemlisinin tatili bir seneye yaymak olduğunu söylüyor. “Tatil her zaman izin alıp uzak bir yere gitmek olmamalı. Tatil dinlenmektir, aynı zamanda eğlenmektir, keyif aldığımız şeyler içeren ufak tefek zamanlardır. Hayat akıp gidiyor ve sadece çalışarak onu yakalamamız mümkün olmuyor. Evimizde, evimize yakın yerlerde, bir sabah kahvaltısını, bir öğle yemeğini, bir arkadaş toplantısını da tatile çevirip boşaltım yapmak, keyifle beslenmek gibi bir düşünce sistemi geliştirmek gerekiyor” diyen Ebru Demirhan şöyle devam ediyor: “Tatil beklentilerini çok yükseğe koymamak gerekiyor. Beklentileri yükselttiğimiz sürece onlar karşılanmadığında düşüşümüz daha sert oluyor. Hep anda kalmaya odaklanmak, nerede isek oranın keyfini çıkarmaya yönelmek gerekiyor. Oysa biz hep ‘sonra’yı düşünüyoruz. Sonra bir yerlerde durduğumuzda da ‘geçmiş’e takılıyoruz. ‘An’ ise elimizden kayan su gibi  oluyor ama onu sıkı tutmakta fayda var.”

Tatile kimlerle gidiyor olursanız olun önce kendiniz için tatile gittiğinizi unutmayın. İhtiyacınız olan eğlenmek mi, dinlenmek mi, spor yapmak mı? Hangisi ise bunu en iyi şekilde yapmaya niyet ederek yola çıkın. Ebru Demirhan, “Tatile çıkarken kocaman bavullar hazırlıyoruz ve içine eşyalarımızla birlikte kocaman hayaller koyuyoruz. O hayaller bizimle birlikte eve geri dönünce ise sıkıntı büyük oluyor” diyor. Tatilde en sık yaşanan hayal kırıklıklarının başında yüksek beklentilerin karşılanmamasının yanı sıra eşlerin tatil anlayışlarının uyuşmaması, anne-babaların çocuklarını eğlendirmek için kendilerini heba etmeleri, eşler arasında başta kıskançlık olmak üzere çeşitli nedenlerle çıkan tartışmalar ile aşırı güneşe, kötü gıdaya ya da aşırı alkole bağlı sağlık sorunları geliyor.

İyi bir tatil için öneriler!
Bavulunuzu hazırlarken:
Unutmayın; iyi programlama hayat kurtarır. Giysi bavulunuzun yanına bir de hayali bavul hazırlayın; adı “çözüm bavulu” olsun. Siz dönene kadar evinizde, işyerinizde halledilecekleri, devredeceğiniz işleri, otomatik ödeme talimatlarınızı ve bunlara benzer her türlü işinizi bu bavula yerleştirin. Aklınızda hiçbir şey kalmasın. “Ben dönene kadar bu işler çözülecek” niyeti ile tatile giderseniz zaten işleriniz yolunda gidecektir. Bu bavulu hazırlarken de hiçbir şeyi atlamamayı öğreneceğiniz için kafanız rahat olur.

Yola çıkmadan önce:
İşleri devrettiniz, çözüm bavulunuzu hazırladınız ve yola çıkmaya hazırsınız. Enerji teknikleri ve spiritüel yaklaşımlar üzerine çalışmaları da bulunan Ebru Demirhan bu aşamada kullanabileceğiniz farklı bir yöntem öneriyor: “Kendinizi bir çember içinde hayal edin. Bu çembere gökkuşağından bir renk verin. Onun yavaşça yukarı doğru çıktığını görün. Bir noktadan sonra çok hızlanacaktır. Evrensel sevginin merkezine bağlandığını bilin. ‘Bu çemberin içindeyken güvendeyim, korunuyorum, seviliyorum’ deyin ve buna inanın, duygusunu hissedin. Böylece o çember sizinle birlikte her yerde olacak, siz tatildeyken insanların sizi sadece çok gerekli olduğunda aramasını sağlayacak. Ancak çemberinizin sabun köpüğü kadar ince ve hafif renkli olmasına dikkat edin, aksi takdirde görünmez ve duyulmaz olmanız da mümkün.