Bir şey yapmalı!

Bir şey yapmalı!

Şu sıralar kiminle konuşsak, farklı bir şeyler yapma peşinde. Mevcut işini bırakıp hayalindeki işi yapmak isteyenler, sosyal medyada kendine yer açmak isteyenler, kitap yazmak için çabalayanlar, yurt dışında iş kovalayanlar, bir sahil kasabasına yerleşmek isteyenler... Ancak uzun uzun yapılan planların, arkadaş sohbetlerinin ve toplantıların sonunda yerinden kalkan pek kimse yok. Harekete geçmenin belki de tam zamanı.


DÜŞÜNME, UYGULA
Karar vermek ve harekete geçmek için fazla düşünmenin sakıncalı olduğu gerçeği sanıyorum hepimiz için artık net. Karar al ve uygula felsefesini hayatlarımıza dahil etmenin zamanı geldi de geçiyor. Bu süreçte şunu unutmamak gerek; çabuk harekete geçildiğinde karşılaşabileceğimiz eksikleri yolda tamamlayabileceğimizin bilincinde olmalıyız. Çıkabilecek
her türlü olumsuz olasılıklara dair önceden yapılan tüm hesap kitapların bozulabileceği tek gerçek olasılık aslında. O yüzden uzun saatler düşünmek yerine adım atmak daha işe yarar bir durum olacak. Teşebbüs etmek eksikleri gidermede ilk adım. Çünkü kararsızlık ve belirsizlik enerji ve motivasyonunuzu çalarak içinde olduğunuz mutsuz duruma daha çok kök salmanıza neden olur.

Bu noktada bizi duraksatacak esas etken şu olabilir; önümüzde sadece
iki alternatifin oluşu. Hancı konuyla ilgili görüşlerini şöyle açıklıyor; “Eğer iki alternatifiniz varsa seçeneğiniz
yok demektir! Bu durum sizi en az seçeneksizlik kadar strese sokar. O yüzden alternatiflerinizi belirlerken
en az üç alternatifiniz olduğundan emin olun ve hedefinizle ilgili ara adımlara ulaşırken ihtiyaç duyduğunuz kaynaklarla ilgili daima alternatifleri çoğaltmayı hatırlayın. Ne kadar
çok, o kadar iyi...” Çünkü böyle olduğunda içimize sinen seçeneği daha rahat görürüz. Karar vermenin arada kalmaktan çok daha kolay olduğunu hatırlarız. İşte, o anda
diğer tüm ihtimaller köpük gibi uçar gider ve hayatınız gerçekten değişir.

Sadece önünüze bakmaya başlarsınız, vazgeçme ihtimali aklınıza bile gelmez. Teori aslında Pavlov’un köpeği kadar anlaşılması kolay şartlı refleks, bir başka deyişle koşullanma haline gelir. Bir karar alıp şartlanmış bir şekilde uygulamaya başladığınızda değişim de başlamış demektir. Öyleyse, harekete geçmeyi sağlayacak bir
etken de kendimizi istediğimiz yöne doğru şartlandırmaktır. Özellikle
de kaderinize razı gelip hiçbir şey yapmanın içinizden gelmediği zamanlarda kendinizi zorlamaya devam etmeli, kararınızdan geri dönmemelisiniz. Çünkü asıl ilerleme bu anlarda kaydedilir. Esas değişim böyle günlerdeki kararlılığımızla ölçülür. Son olarak, Hancı’nın sözlerine kulak vermek gerek;
“Elbette hedefinize giden yolda gerçekleştirdiğiniz her ara adım sonrası bir kutlama yapmalısınız! Lütfen daima hatırlayın; bir şeyler olsun diye bekliyorsunuz ya... OL-MA- YA-CAK! Ta ki siz onu gerçekleştirmek üzere stratejinizi yapıp adım atana kadar...” Unutmayın, kum saati akmaya devam ettikçe yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz. Çünkü hayatın kendisi kararlar silsilesinden ibarettir.

NEREDEN BAŞLAMALI?
Klinik Psikolog Tuğçe Peker, harekete geçmenin ipucunun, şu anın değerini bilmekten geçtiğini söylüyor ve şunları öneriyor: “Hayat biz gelecek planları yaparken geçen süredir. Gerçekten birçoğumuz için hayat sürekli geleceğe yatırım demek. Duygusal, fiziksel, finansal hiçbir kararımız
şu an ile ilgili değil. Peki neden? Çünkü mükemmel olmasını istiyoruz, eksiksiz, tam, kusursuz... Çünkü, bu sefer başarmak istiyoruz. Her şeyi aynı anda yapmak istiyoruz. Belki de şunu kabul etmekle başlayabiliriz. ‘Hayatta hiçbir
şeyin tam, eksiksiz ve mükemmel olması’ diye bir şey yoktur; elimizden gelenin en iyisi vardır. Hedeflerimizi gerçekçi, ulaşılabilir ve kendimizi tanıyarak koymazsak yeniliriz. Erteliyoruz, çünkü kendimizden çok şey bekliyoruz. Erteliyoruz, çünkü medya, aile,
iş dünyası ve hayat bizden her
şeyin en iyisini hemen istiyor.
Karar vermekte zorlanıyoruz, çok seçeneğimiz var. Hangisi daha mükemmel bilemiyoruz. Kendimizi harekete geçemediğimiz, en iyisini yapamadığımız için azarlarken motivasyonumuz düşüyor.

PEKİ, NE YAPMALI?
• Kendimizi tanımalı, ‘Ben
ne yapmak istiyorum?’, ‘Ne yapabilirim?’, ‘Ne kadar sürede yapabilirim?’ sorularını sormalıyız.
•    ‘Gerçekten bunu istiyor muyum yoksa bu bir gereklilik mi? Kime göre gerekli?’ diye düşünmeliyiz. Hayattan, şu andan keyif almalıyız. Yoksa hayatımız bir süreç gibi geçerken hiç başlayamadığımız bir hayale takılıp kalırız. Hedeflerimizi küçültmeliyiz, parçalara bölmeliyiz.
•    Kendimize iyi davranarak gerçekten isteyip de yapamayacağımız şey olmadığına ikna olmalıyız. Ertelediğimiz, yapmadığımız şeyleri düşünmeye harcayacağımız enerjiyi küçücük adımlar atmaya harcarsak yolu yarılamış sayılırız bile. Unutmayın, evren düşünceyi değil, hareketi alkışlar.”

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.