“Aslında hepimizin ailesinde romanlık öyküler var”

“Aslında hepimizin ailesinde romanlık öyküler var”

Gazeteci-yazar Levent Gökmen Demirciler’in, anneannesi Behice’nin yaşamından esinlenerek kaleme aldığı Zemheride Aşk, savaşın savurduğu bir ailenin öyküsünü anlatıyor.

Demirciler, ailesini yalnız bırakıp cepheye giden bir askerin yaşadığı ikilemleri, bebeğiyle yalnız kalan genç bir annenin duygularını ve yaşadıklarını kaleme almış.

Zemheride Aşk, konusunu gerçek bir yaşamdan alıyor. Anneannenizin yaşadıklarından esinlenerek böyle bir kitap yazma fikri ne zaman doğdu?

Anneannem daha sekiz aylıkken babası Çanakkale savaşına gidiyor ve bir daha dönmüyor. Annesi ve babaannesi ile kalıyorlar, sonra kocasının gidişiyle hayata küsen annesi başka biriyle formaliteden evleniyor. Behice’yi babaannesi sahipleniyor ama o da küçük oğlunun kaza kurşunuyla ölünce, varlıklı bir ailede dünyaya gelen Behice daha çocuk yaşta yapayalnız kalıyor. Bu hikayeyi dinleyerek büyüdüm. Seksenli yaşlarındaki anneannem Behice, her defasında gözyaşları eşliğinde ilk kez anlatıyor gibi özlemle anlatırdı hiç görmediği babasını, onun yokluğunda yaşadığı acıları. Ben de o acıları sözcüklere döküp milyonlarla paylaşmak istedim ve ortaya Zemheride Aşk çıktı.

Behice karakterini yaratmanın en zor yanı neydi sizin için?
Çocukluğumdan genç kızlığıma kadar geçen süreçte dinlediğim bir hikayeyi onun ölümünün üzerinden geçen 18 yıldan sonra yazmaya karar verdim. Acaba yanlış bir şeyler yazar mıyım sorusu kafamı meşgul etti bir dönem ama yazmaya başlayınca zihnimdeki bilgilerin ne kadar da taze olduğunu fark ettim. Bir de anneannem hem görünüş hem de kişilik olarak pamuk gibi bir kadındı. Onun bu nahif güzelliğini romanımda yansıtamazsam endişesine kapıldığımı söylemem gerek.

Sizi yazmaya iten en güçlü duygu ne?
Yazı yazmak benim için mutluluk kaynağı. 20 yıl önce gazeteciliğe başladığımda duyduğum yazma heyecanını hala hissediyorum. Roman yazmak da benim için var olan malzemelerimle yeni bir yemek yapmak hatta güzel bir yemeği taçlandıran tatlıyı yapmak gibi bir şey. İlk kitabım Dadın Kadar Konuş bir kadın olarak sosyal sorumluluk projemdi. Zemheride Aşk ise roman serüvenimi başlattı.


Bir yazar olarak en çok hangi duygulardan besleniyorsunuz?
Gerçek yaşam öykülerini hep sevdim. Aslında hepimizin ailesinde romanlık öyküler var ama önemli olan onu fark edip okurlara aktarabilmek. Coğrafyamız mücadelelerle, acılarla ve zorluklarla insanı büyüten bir coğrafya, o da yazım yeteneği olanları besliyor, onlara ilham oluyor.

Bugüne kadar okuduğunuz romanlar arasında en çok hangi karakterlerden etkilendiniz?
Benim için karakterlerden ziyade yazarlar öne çıkıyor. Örneğin Salah Birsel’in, Stefan Zweig’ın, Tolstoy’un tüm eserlerini okudum. Umberto Eco’nun benim için yeri ayrı. Karakter olarak düşündüğümde Tolstoy’un Anna Karenina’sının yeri başka.

Hangi edebiyat türlerine daha yakınsınız?
Tarihi romanları ve biyografileri severek okuyorum.

Son zamanlarda neler okuyorsunuz?
Yolda işe gidip gelirken okuduğum kitap ve uyumadan önce okuduğum kitap ayrıdır. Şu sıra Murat Gülsoy’un Gölgeler ve Hayaller Şehrinde ile John Fowles’ın Fransız Teğmenin Kadını kitaplarını okuyorum.

Yeni yazmaya başlayan birine neler tavsiye ederdiniz?
Bol bol okumalarını ve yazım sürecinde disiplinli olmalarını tavsiye ederim.  Çünkü yazım süreci özveri isteyen bir süreç. Kendini motive edecek bir ortamda çay, kahve eşliğinde hatta hafif bir müzik eşliğinde yazım süreci keyifli hale getirilebilir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.