‘Bir başka deyişle’ Bu sentez şahane

Türk müziği ile Batı müziği bir araya gelirse ne olur?
Birbirleri hakkında ne dediler?
KÜRŞAT BAŞAR: Ben Zara’nın türkülerini dinlerken gözlerim doluyor. Tuluğ’u dinlerken heyecanlanıyorum. Bu heyecan yoksa dünyanın en iyi müzisyeni olsanız ne olacak!

TULUĞ TIRPAN:
Zara alçakgönüllü, yaptığı işin farkında olan, aynı işi dünyada başkalarının yaptığını da bilen ve onları takdir eden bir insan. Onun, türkülerin sözlerine olan bakışı, tempoya, nefese, tavıra olan bakışı çok farklı.

ZARA: Grupta bizi bir araya getiren, “Hadi koşun” diyen Kürşat oluyor. Grubun disiplinini sağlıyor. Tuluğ ise şarkıları inanılmaz güzel aranje ediyor. Çok iyi bir ekip olduk.

Heyecanlı ve oldukça enerjik bir grup var karşımızda. Normal şartlarda, iş anlamında, yan yana düşünmemiz pek de mümkün olmayan üç kişi… Enerjisiyle ortamı şenlendiren piyanist Tuluğ Tırpan, grubun yaramaz çocuğu adeta. Yazar Kürşat Başar ise, onları derleyip toparlayan, grubun disiplinli üyesi. Türkücü Zara; grubun ışığı, rengi ve de sesi. Türküleri, Batı müziği ile harmanlayarak, yani bildiğimiz şarkıları başka bir deyişle sunarak ‘dünya müziği’ yapan grup, projenin adının da buradan geldiğini söylüyor.

KÜRŞAT BAŞAR
Bu üçlü, nasıl oldu da bir araya geldi?

2009’da, Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı gecesinde; Zara, Sertab Erener, Fatih Erkoç, Yavuz Bingöl, Erkan Oğur, Fahir Atakoğlu’nun yer aldığı muhteşem bir orkestra çalıyordu. Fakat bir yandan da, ‘Esas işi müzik olmayan birkaç kişi de müzik yapsa’ demişler. Sertab, Fatih, Yavuz çökertme söylerken, ben de saksafonla onlara eşlik ettim. Sonra Tuluğ Tırpan ile birlikte ‘ne yapabiliriz’ diye düşünmeye başladık. Müzik zevklerimizi tartışırken, baktık ki aynı kafada düşünüyoruz, biz önce Tuluğ ile bir araya geldik. Sonra davulda Volkan Ökten, basta ise Volkan Hürsever’in katılmasıyla bir konser verdik Nardis’te. O konserden sonra, Nardis, Hayal Kahvesi, Jazz Stop’ta çaldık. Lefkoşe’de, İzmir’de de konserler verdik ve bu dörtlüyü oturttuk. Sonrasında, ben türkülerle sentez yapma fikrini önerdim. Bir gece Tuluğ ile otururken artık realize edelim bu fikri dedik. Zara’yı aradık ve Tuluğ parçalar üzerinde çalışmaya başladı. Yaklaşık altı aydır çalışıyoruz.

Biz sizi yazarlık ve gazetecilik yönünüzle tanıyoruz. Peki, müzik ne zamandır başucunuzda?
Aslında ben müzikle çocukluğumdan beri iç içeyim, sadece hep ikinci planda kalmıştı. Küçükken bir rock grubunda davul çalıyordum. Piyano ve saksafon da çaldım. Ama hep hobi olarak kaldı. Gazetecilik yaptım, televizyon programları, yazarlık derken müziğe çok vakit ayıramadım. Kendi başıma yaptığım bir iş olarak kaldı.

Sonuçta yazarlık tek başına yapılan bir iş. Grup olayı zor oldu mu sizin için?
Çok televizyon programı yaptım ama sahnede canlı olarak bir performans sergilemek başka bir şeymiş. Fazla dışa dönük bir insan da değilim, biraz zorlandım tabii. Ben profesyonel müzisyen değilim sonuçta ama bu insanlar yıllarını vermişler. Şu anda da fazlasıyla çalışıyorum ama ne yapsam bana eksik geldiği için söylenip duruyorum. Sahneye her çıktığımda maça çıkmış gibi oluyorum. Sonuçta onlar kendi işlerini yapıyor ama ben hayalimi yaşıyorum dünyanın en iyi müzisyenleriyle...

Sentez diyorsunuz ama biraz daha açabilir misiniz; şu anda ne tür bir müzik yapıyorsunuz?
Batı müziği ile bizim müziğimiz bir araya gelsin, birleşsin dedik. Sentez müzik diyoruz, dünya müziği kapsamında değerlendirilebilir.

Neden böyle bir proje?
Klasik müzik, çok zor ve insanın hayatını alan bir eğitim. Bizim bu eğitimi almış bestecilerimiz var. Yurt dışında da çokça var. Çok iyi Mozart parçası çalabiliyorlar. Ama ben biraz, buranın sesini de oraya götürsünler istiyorum. İşte Tuluğ da bunu uygulamaya açık birisi olabileceği için, bu fikri önerdim. Zara ise her zaman sesini, yorumunu ve en önemlisi duygusunu beğenerek dinlediğim bir şarkıcıydı. Acaba böyle farklı bir projede bizimle olur mu diye düşündüm. Kabul etmesi beni gerçekten çok sevindirdi.

Şu anda grubunuzla müzik yapmak dışında, neler yapıyorsunuz?
Televizyon programına bu sezon ara verdik. Yeni kitabımla meşgulüm.

ZARA
Başlangıçta, “Bu iş nasıl olacak, gruba uyum sağlayacak mıyım, acaba türküler ne hale gelecek?” şeklinde kaygılarınız oldu mu hiç?
Öncelikle, böyle bir oluşum içerisinde olmaktan onur duydum. Ama tabii grubun en yeni üyesiydim. Ben hep kendimi dışarıdan gibi görürken, ilk provalardan itibaren bu kaygım da kayboldu. Bambaşka, çok farklı bir şey çıktı ortaya. Tuluğ, türküleri çok güzel aranje ediyor, Kürşat çok güzel çalıyor. Ben de otantik şekilde okuyorum.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.