Yavaşlık hareketi

Yavaşlık hareketi

Anı yakalamayı yanlış mı anladık? Vaktinizi boşa harcama korkusuyla hızın dozunu kaçırıyor ve suçluluk hissetmemek için her yere yetişmeye çalışıyor olabilirsiniz. Yavaşlık felsefesi, bazen de hiçbir şey yapmama özgürlüğünü hatırlamanızı istiyor. Hız göstergesinin en yoğun olduğu lokasyonlarda, dört ünlü isme ‘Yavaşlamak ister misiniz?’ diye sorduk.

Röportaj: Simay Engür
Fotoğraf: Emre Yunusoğlu
Styling: Murad Valiyev
Saç: İsa Töre
Makyaj: Aslıhan Bilge
Fotoğraf Ekibi: Sinan Arslan, Berrak Başpınar, Enes Yurtbay
Styling Asistanı: Melih Mızrak
Makyaj Asistanı: Doğukan Tuncer
Styling (Tepki): Neslihan Özyörükoğlu
Kıyafetler için; Sudi Etuz, DB Berdan, Les Benjamins, Atölye NO6, Cos, Şiyar Akboğa, Pitane, Elle, Rara Atelier, Gazzas, Christian Louboutin’e teşekkür ederiz.


‘Kişisel gelişim’in kutsallaştırıldığı yakın çağlardan beri, vaktin nakit olduğuna inanıyor; kalabalık caddeleri yararak ilerliyor, hoşbeş sofraları terk edip yemeği ‘fast’ mertebeye indirgiyor; teknoloji hayatımızı kolaylaştırdığı halde yine de onun gölgesinde yavaşlamayı akıl edemiyor olabilir miyiz? Hiç durmadan çarkı döndüren endüstri ve onu besleyen tüketim toplumunda yaşamak zor; fakat yavaşlamak hatta zaman zaman sıkıntıdan patlayacak gibi olsak da sadece durmak hepimize iyi gelebilir. Son günlerde hip hop müziğin hızına yetişemediğimiz için Tepki’yi, modanın yorucu deviniminde durmadan yarıştığı için Itır Esen’i, neredeyse 2 milyonluk takipçisiyle ve sayaç misali işleyen like’larıyla artık influencer kimliğini de edindiği için oyuncu Ege Kökenli’yi ve pop müziğin parsellenmiş topraklarına rağmen hızla yükseldiği için Aybüke Albere’yi hayatın doğal döngüsüne davet ettik. Maruz kaldığınız hız problemine rağmen, yavaşlığın denklemini bir de onlardan dinleyin.



Itır Esen Model
“Sakin ol şampiyon”

“Ben 1999 doğumluyum, yani bahsedilen ‘modern insanın acele etmesi, sürekli bir şeylere yetişmeye çalışması, hızlı tüketmesi’ konularında sürekli eleştirilen nesil tam olarak benim. Benim jenerasyonum yani Z kuşağı için hayat çok hızlı akıyor. Çünkü bilgiye çok hızlı ulaştığımız, sosyal medya sayesinde her şeyden çok hızlı haberdar olduğumuz ve gerçekten her şeyi çok hızlı tükettiğimiz bir dönemin içine doğup büyüdük. Bu yüzden bana hayatın bu kadar hızlı akıyor olması çok normal geliyor. Aslına bakarsanız yavaşlamaya sabrımız yok, tehlikeli derecede bir hız tutkusuyla yaşıyoruz ve en ufak duraklama bizi çileden çıkarıyor. Bu kadar hızlı bir akışın içinde ‘yavaşlamak’ için ekstrem şeylere ihtiyaç duyuyoruz. İnsan şimdide var olmak zorunda kaldığı için, mevcudiyetinin tamamını keşfettiği bir zaman aralığında yaşıyor ve bunu günlük hayata uyarlayamadığında farklı tutkulara sahip oluyor. Benim için mevcudiyetimin en farkında olduğum yer: Podyum. Oradayken öncesini ya da sonrasını düşünmeden, acele etmeden yaşayabiliyorum.”

Hayatın hızına yetişemeyip ‘Bıktım!’ dediğiniz o an…
“Çalışma alanım gereği, hıza epey maruz kalıyoruz ve durmak bilmeyen bir maraton içinde yaşıyoruz. Ancak şunu söyleyebilirim: Yarıştan o kadar zevk alıyorum ki, henüz bıktım diyemem.”



Ege Kökenli Oyuncu
“Zaman sonsuz, insan sınırlı”

“Modern çağın getirdiği, belki de en büyük hasarlardan biri hıza maruz kalmak… Zamanın içinde akmak yerine, bir adım önden gidip onu yakalamaya çalışıyoruz ve aslında esas olan ‘an’ı yaşayamıyoruz gibi hissediyorum. Durup sadece bakmak, baktıkça görmek, anlamlandırmak ve en önemlisi hissetmek gibi bizi biz yapan mefhumlardan uzaklaşıyoruz. Doğal olan her şeyin yerine, yapayını koyarak devam ediyoruz. Ama bir yandan da mutluluğu arıyoruz bu yapaylık içinde. Hayatımızı muhteşem bir hızla yapaylaştırdıkça tam tersine ilişkilerin doğalını, besinlerin organiğini, hızla yuvarlanan dünyanın özünü istiyoruz. Yani kısaca sonsuz bir dilemma… Benim için hayatın inceliği, insanın önce kendi sonra da çevresiyle kurduğu ilişkilerin içindeki o tılsımlı anlardan ibaret. Bu durdurulamaz akışta, bunca hengamenin içinde güzel duygular hissedebilmek için de yavaşlamak ve fark etmek gerekiyor. Sanırım doğada geçirdiğim, kendimi dinlediğim, içime sorduğum ve gerçekten sevgiyi hissettiğim anlar hayatın inceliklerine vardığım zamanlarım.”

Hayatın hızına yetişemeyip ‘Bıktım!’ dediğiniz o an…
“İstanbul sokaklarında hızla akan arabalar, sinirli şoförler ve asık yüzleriyle bir yerlere yetişmek için sadece önüne bakarak yürüyen insanlar arasında kaldığım her an. Modern hayatın köleleri olma fikrini hissettiğim her an. Anı kaçırıp, yarış atı gibi sadece hedefe doğru koşmak zorunda kaldığım her an!”



Tepki Rapçi
“Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden”

“İşlemciler, arabalar, motosikletler daha hızlı olduklarıyla övünüyorlar. Daha büyük ve daha hızlı uçaklar yapılıyor. Her şeyin süresi kısalıyor ama süre kısaldıkça macerayı kaçırıyoruz. Yani o aralıkta yaşayabileceğimiz her şeyi yitirmiş oluyoruz. Her şey dijital ortamda çözülüyor. Güne uyanıyoruz ve aynı kare ekranlarda aynı kare tuşlara basarak maalesef çok büyük maceralar kaçırıyoruz. Bunların aksine üretirken yavaşladığımı hissediyorum. Üretme aşamasında gerek müzik olsun, gerek görsel sanatlarla alakalı olsun orada hiçbir noktayı kaçırmak istemiyorsunuz. O detayların içinde kaybolurken her şeyi yavaşlatmış oluyorsunuz. Bir sanatçı, hayatın tatlı inceliklerini o zaman yakalıyor işte. Rap müziğin hızla tüketiliyor olmasına gelirsek de; dünyada efsaneleşmiş hip hop yıldızlarına baktığınızda aslında şarkıların değil; onları söyleyen insanların bakış açıları ve hayatla mücadele şekilleri hip hop müziği bu noktaya getiriyor. O yüzden bu furya geçecektir, bir sonbahar yaşayacağız. Yaprak dökümünden sonra yine biz bize kalacağız gibi görünüyor.”

Hayatın hızına yetişemeyip ‘Bıktım!’ dediğiniz o an…
“Türkiye’deki hızlı rap furyası. Bir dönem ‘hızlı rap yapmazsan iyi bir rapçi değilsin’ gibi bir algı yaratıldı maalesef ve o dönem gerçekten çok fazla hızlı ‘rap’e maruz kaldık. Tabii ki bunu stil olarak üzerine oturtmuş ve çok yakışan büyüklerimiz var. Onları ayrı tutarak söylüyorum.”