Mutlulukla kal...

My Sun and Stars’dan, You Make Me Happy dinlemeye başlayabilirsin. Hemen arkasından da Don’t Worry Be Happy tavsiye ederim.

Benim için bu ay mutluluk ayı...
Çünkü canımın doğduğu ay, yani eşimin yani sevdiğimin yani mutluluğumun...
Gerçek mutluluk ne dersen, en başta sağlık ve sonrasında yuvandaki huzur ve yol arkadaşınla dürüst ve aşk dolu bir hayat derim sana. Aynı çatının altında sağlıkla ve aşkla eşin ve çocuklarınla nefes alabiliyorsan bu mutluluk benim için. Gerisi teferruat. Ve elbette meşhur mutluluğun resmi, tam da benim için çizilmiş derim sana.

Mutluluğun kelime anlamı; bütün özlemlere bütün isteklere eksiksiz bir biçimde ve sürekli olarak erişilmekten duyulan kıvanç durumu. Bana göre en güzel mutluluk tanımını psikolog Ed Diener yapmış: “Mutluluk, yaşamımızı genel olarak değerlendirdiğimizde ondan doyum aldığımızı düşünmek, umut, neşe, enerji, ilham gibi olumlu duyguları gün içinde öfke, üzüntü, hayal kırıklığı gibi olumsuz duygulardan daha fazla sıklıkla hissetmektir.”

Ama kime sorsan mutluluğun tarifi değişir mutlaka.
Evet arkadaş mutluluk çok göreceli. Bildiğimiz tüm şairler, edebiyatçılar, psikologlar, bilim insanları makaleler yazmış uğruna. Yetmemiş insanlar blog sayfalarında yer vermiş hayat boyu aslında peşinde koştuğumuz bu duyguya   ya da oluş haline.

Sosyal medyada az da olsa rast geldiğim, ‘Aman Ceyda hanım mutluluğunuzu paylaşmayın nazar değer’ yorumlarına ya da ‘Çok gülme bak sonra çok ağlarsın’ hurafeleri ile büyütülmüş büyüklerimizin nazik(!) müdahalelerine de aldırmadan, mutluluğun paylaşıldıkça çoğaldığına inanan ve paylaştıkça umutlandırdığını düşünen biriyim. Ayrıca ağlamaktan da korktuğumu söyleyemem. Ağlamak insanı mutluluğa götüren bir duygu durumu bence ama inancım tabii ki genel bir gerçeği yok saymamı engellemiyor. O da şudur ki, bence çoğumuz sonu hüzün ya da mutsuzluk olduğuna inandığımız için kendimizi mutluluğun güvenli kollarına bırakmaya korkuyoruz ya da çekiniyoruz. Korkma, çekinme ve kendini mutluluğun güvenli kollarına bırak.

İşte sana bir hikaye. Filozof Wayne Dyer’ın hikayesi.
Bir gün yaşlı bir sokak kedisi dışarıda yürüyüşe çıkar ve bir yavru kedinin kuyruğunu yakalamaya çalıştığını görür. Bir süre hafif şaşkınlıkla izledikten sonra yavru kedinin yanına giderek; “Affedersin, bir süredir kuyruğunu yakalamaya çalıştığını izliyorum, tam olarak ne yapıyorsun?” diye sorar. Yavru kedi yaptığı şeyi bırakmadan; “Kedi felsefesi okulundan yeni çıktım, bugün iki şey öğrendik. Birincisi, bir kedi için en önemli şeyin mutluluk olduğu, ikincisi ise mutluluğumuzun kuyruğumuzda olduğu. Bu yüzden kuyruğumu kovalıyorum. Yakalarsam sonsuz mutluluk elde edeceğim.” Yaşlı sokak kedisi şaşırır. “Senin yaşamda sahip olduğun avantajlara sahip olmayabilirim. Kedi felsefesi okuluna hiç gitmedim. Ancak 13 yıldır sokaklardayım, ben de aynı şeyi öğrendim” der. “Gerçekten mi?” diye sorar şaşkınlıkla yavru kedi. “Peki kuyruğunu yakalayıp sonsuz mutluluğu buldun mu?” diye sorar. Yaşlı sokak kedisi kafasını sallar ve “Hayır hiç yakalayamadım” der. Yavru kedi kuyruğunu kovalamayı bırakır. “Peki daha sonra ne oldu?” diye merakla sorar. Yaşlı sokak kedisi “Mutluluğun bir kedi için en önemli şey olduğu doğru; mutluluğumuzun kuyruğumuzda saklı olduğu da doğru ama eğer kendi hayatıma odaklanır ve yaşamımı istediğim gibi yaşarsam, nereye gidersem gideyim kuyruğum beni takip eder” diye cevap verir.

Mutluluk sensin. Gerçekten yaşamak istediklerin. Nefes alışın. Her anın senin mutluluğun... Ve lütfen mutlu olduğunda bunu fark et ve haykır ya da mırıldan ya da sadece düşünmekle yetin, ‘Eğer bu muhteşem değilse, muhteşem olan nedir ki!’
Haydi başla yolculuğuna. Bence zaten çoğu zamanında çok mutlusun. Kendine mutlu olduğun tüm şeylerin listesini yapmanı istiyorum. Kağıt kalemi al ve yazmaya başla. Bu yazdıklarının çoğunu yapabiliyorsan, sen zaten mutlusun demektir. Bunu fark etmeni istiyorum. Ama listedekilerinin çoğuna uzak bir hayatın varsa o zaman an itibarıyla hayatını tekrar gözden geçirmeni tavsiye ederim. Hayat kısa. Hangisi daha önemli; sana dayatılan, yaşamanı istedikleri hayatı yaşaman ve hikayeni mutsuz sonla tamamlaman mı yoksa kendi istediklerinin peşinden gitmek ve mutlu olmak mı?

Mutluluk ile ilgili bir şeyler okumayı seviyorum. Bana sık sık unuttuklarımı hatırlatıyor. Beni çok etkileyen Dalay Lama ve Desmond Tutu’nun arasında geçen sohbetleri içeren ‘Mutluluğun Kitabı’ isimli kitap da böyle. Bu iki Nobel Barış Ödüllü mutlu insanın mutluluk konuşup öğretmesi çok kıymetli.

Kitaba göre sevinç duymanın sekiz şartı var:
• Bakış açısı (Kendinizden ve sorununuzdan bir adım uzaklaşın. Hayatınızın genişliğinde onun nasıl küçüldüğünü fark edin.)
• Tevazu (Kendinizi yedi milyar insandan biri olarak fark edip sorununuzu bu kadar çok insanın yaşadığı acının ve ızdırabın bir parçası olarak görün.)
• Mizah (Gülümseyin ve sorununuza, yetersizliklerinize ve zaaflarınıza kendi kendinize gülüp gülemediğinize bir bakın. Durum çok ciddi ve vahim olsa bile içinde mizah mutlaka vardır.)
• Kabullenme (Duruma en olumlu katkıyı yapmak için onun var olduğu gerçeğini kabul etmek zorundasın.)
• Bağışlama (Sorun ya da durumun ortaya çıkmasına sebep olan kendin dahil herkesi bağışla.)
• Minnettarlık (Sorununuzun hayatınıza ve gelişiminize katkıda bulunduğu taraflarını biliyor musunuz? Fark edin.)
• Şefkat (Kendinize ve mücadelenize şefkat gösterin. Gelişmede, öğrenmede ızdırap kaçınılmazdır. Bu hayatın dokusunun bir parçasıdır. Her hayatta hüsran olacaktır. Amaç, onları olumlu bir şekilde kullanmaktır.)
• Cömertlik (Başkalarına sevinç verdiğimizde kendimiz de gerçek sevinci yaşarız.)

İşte böyle sevgili arkadaşım. Yazın en sıcak ayında seninle mutluluk konuşmak geldi içimden.

Sana minicik bir farkındalık ödevi vermek istedim. Gün içinde mutlu hissettiğin her an küçük notlar al ve gün sonunda da Z raporunu al... Böylece ne kadar mutlu biri olduğunu fark edeceksin.

Hadi o zaman yazının sonuna geldiğimize göre olduğumuz yerde dans etmek için Pharrell Williams’dan Happy dinleyelim derim, ne dersin? Yok ben bi’ sakin durup uzandığım yerde ya da oturduğum yerde gülümsemek istiyorum dersen de Louis Armstrong’un ‘What a Wonderful World’ melodileri dolaşsın kulaklarında.

Mutlulukla kal...

Ağustos melimelek olumlaması
Aldığım her nefeste daha sağlıklı oluyorum
Ne yersem oyum, bu yüzden sağlıklı beslenİyorum
Her hücremİ sevİyorum
Vücudum sağlıklı
Aklım ışıl ışıl, ruhum dengede ve huzurlu



Kitap önerilerim
• Mutluluk Projesi/Gretchen Rubin
• Hygge-Danimarkalıların Mutluluk Sırrı/Meik Wiking
• Mutluluğun kitabı/Dalay Lama-Desmond Tutu
• Şimdi’nin Gücü/Eckhart Tolle
• Mutluluk 2.0/Selda Koydemir&Gökçe Bulgan



Canıma mektubum
Sana çok teşekkür ederim. Bana yaşattığın her güzel gün için, her anımızı mutluluğa çevirdiğin için, nefessiz kaldığımda bana nefes almayı hatırlatabildiğin için, sana saygı duymamı sağladığın için, zekana hayran bıraktığın için, kızgınlığımda sakinleşmeme yardımcı olduğun için, beni bir kadının sevilebileceği en güzel şekilde sevdiğin için, hayatıma ve zevklerime saygı duyduğun için, yenilenmeme ve üretmeme destek ve ön ayak olduğun için, evlatlarımıza şahane babalık yaptığın için, saatlerce benimle dertleştiğin için, çok iyi bir insan olduğun için, beni eleştirirken geliştirdiğin için, kitap okuduğun için, hayat ortağım olduğun için, bir olabildiğimiz için, tartışmalarımızın bile saygı içinde geçebilmesine sebep olduğun için, tüm öğrettiklerin için, her günüme şükür diyebildiğim için ve en en önemlisi canım biricik sevgilim sen olduğun için sana teşekkür ederim. Güzel bakışlı, güzel kalpli, güzel gülüşlü, düşünceli, biricik eşim; iyi ki doğdun. Uzun ömrün olsun... Seni çoooooook seviyorum.