"Niyet et ki görebil"

Şahane bir ay olsun arkadaş. Kötü zamanlarda da şükredecek bir hayır vardır.

Bu defa gerçekten aşırı tatlı bir halde yazıyorum yazımı. Bugün iki çocuğum, dadımız ve ben yollara düştük ve Küçükkuyu’ya yazlığımıza geldik. Eve onları bırakıp hemen pazara gittim. Akşam pazarından bulduğumu aldım. Sonra aldıklarımı yerleştirdim. Komşum sağ olsun yeni geldik, yemeğimiz hazırda yoktur diye yemek getirmiş. Hemen sofrayı kurduk ve oturduk. Çok acıkmışız, yemek iyi geldi. Sonra da çocukluğumun yazlık günlerini çocuklarım yaşamaya başladı. Yazlık arkadaşlarıyla bisiklet turları, bağırış çağırış, denize taş atmalar ve bin çeşit oyun. Zaman geçti, ay göründü, gece oldu ama tüm çocuklar dışarıda oynamaya devam etti. Rutinimizden biraz daha geç uyku zamanı geldi. İşte tam da o sıralar ben yatakta yazımı yazmaya başlarken yanımda biberonundan su içen oğlum beni seyrediyor. “Yaz anne yaz” diyor. “Bakiim yazdın mı abc?” diyor. Yahu... Allah’ım bu çocuk ne ara bu kadar büyüdü. Bu gidişle bana, yaz anne yaz anne diye diye kitaplar yazdırır. İşte tam olarak bu haldeyim arkadaş. Kızım yan odadan “iyi geceler anne” der, öbürü “yazdın mı bakiim” der... Hayat ne güzel...

Aslında son 20 gün hayat bana pek de ne güzel dedirtmemişti açıkçası. Buraya gelince tekrar diyebiliyorum. Bazen de öyle arkadaş. Hep iyi olamaz ki! Tatsız sağlık haberleri, sert telefon görüşmeleri, haklı haksız tartışmaları derken 10 gün soluk alamadım. Şükür kocam ve evlatlar iyiydi de gücüm oldu. Sende de oluyordur eminim. Soluksuz ve ümitsiz kaldığın anlar... Amaan sonu iyi olsun da, her zorlukla mücadele edilir.

Oysa yeni ay şahane başlamıştı mesela. İki yıl aradan sonra sevgilimle baş başa güney Fransa’ya tatile gittik. Muhteşemdi. Biz de senin gibi, herkes gibi yeni yerler keşfetmeye bayılıyoruz. Dört gün gerçekten çılgınlar gibi gezdik. Baş başa olmak, deliksiz uyumak, yeni yerler görmek çok iyi geldi. O depolamayla döndük, ardından zaten bayramdı ve dostlarla dört gün geçirmek de harika oldu ama bayramdan sonraki 10 gün gerçekten yok artık dedirtti. Tam burada ‘sabır sabır ya sabır’ dinlesen fena olmaz.  Sonra uzuun uzuun düşündüm. Beni umutsuzlandıran şeyleri liste yaptım, kendi kurduğum dünyamı düşündüm ve bir de psikoloğumla seanslar yaptım. Ve tabii ki en sonunda her şey için şükrettim. Çünkü psikoloğum Fatma Hanım ile şunu fark ettim. Ki biz uzun zamandır sınır çalışıyoruz. Sınırlarımı belirlemek, kendime alan tanımak üzerine seanslar yapıyoruz ve düşününce de son zamanlarda olan tüm olaylar (sağlık dertleri ile ilgili gelen haberler hariç) benim sınırlarımı oluşturmam için bana sunulan fırsatlar aslında ve ben bu sayede olması gereken tüm ilişki biçimlerini oluşturabilmeyi başarıyorum. Sadece alışık olmadığım bir iletişim biçimi olduğu için zorlanıyorum ama aslında olması gereken oluyor. Yani diyeceğim o ki arkadaş sen kendini hayatın içinde neye hazırlamak istersen hayat da akışta bunu oldurabilmen için yardımcı oluyor. Yaşam tüm niyetleri görüyor.

Tabii ki gece yazımı tamamlayamadan uyuyakalmışım bu sebeple gündüz devam ediyorum. Şimdi de evlatlarım manzaralı yazıyorum sana. Kocam da yanımda. Keyfim pek yerinde anlayacağın. Çadır içinde oynayan kızıma ve oğluma bakıyorum da; zaman ne kadar hızlı geçti. 1 Temmuz’da Ali iki yaşını dolduruyor. Artık tüm söylemek istedikleri dile geldi. Ah arkadaş büyüdüler ve birlikte planlar yapıyorlar. Konuşup karar veriyorlar... Ve bunu seyretmek çok keyifli. Yaşlanmanın ya da yaş almanın keyifli bir tarafı var gerçekten. Yazlık günü planımı da sana aktarmak isterim ki birazdan barbunya yapacağım. Laf aramızda barbunyam meşhurdur. Pek lezzetli yaparım. En önemli sırrım kısık ateşte uzuuun zamanda pişiririm. Ve az şekerli kayısı reçeli yapacağım. Kayısılar köyden dalından toplandı ve tam reçellik. Sonra da güneş altında bekleteceğim ama önce oğlumla öğle uykusu keyfim var. Sonra çocuklarla denize gireriz. Öğleden sonra da kitabımı yazmaya devam ederim. Kitap dedim ama sen gözünde pek büyütme. Hamilelik sürecimi anca yazabiliyorum. Anne olmak isteyenler için eğlenceli bir kitap olacak sanırım. Deniyorum en azından. Bir yandan da Meli Melek 2020 ajandamı hazırlıyorum. Bu arada Meli Melek zamansız ajanda çıktı. Harika oldu. Bir bakmanı tavsiye ederim.

İşte yaz böyle başladı. İnişli çıkışlı, nefes tutmalı, nefes almalı ama sonunda bol şükretmeme sebep olan günlerle karşıladı beni. Umarım güzel sürprizlerle devam eder. Temmuz ayında Küba’ya tedavi için gidebilmek nasip olmayınca biz de bozulan moralimizi düzeltmek için çocuklarla şahane tatil programları yaptık. Önce hep beraber Datça Tiyatro Festivali’ne gidiyoruz. Sonrasında da orada kalacağız. Dönüşte de yazlığa döneriz dedik. Madem tedavi için gidemedik biz de şifamızı denizden alırız. Ne demişler her şerde bir hayır var. Yeter ki görmesini bil...

Bu arada yazıma son vermeden, sosyal medya hesabımdan paylaşmıştım ama görmediysen diye buradan da bu süreçte okuduğum ve bana çok iyi gelen üç kitabı sana tavsiye etmek isterim.

Akıl Gözü, Daniel J. Siegel
Kalp Zekası, Isabelle Filliozat
Zehirlenen Çocuk, Sue Palmer


Sevgiyle...

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.