'Altı yıl aradan sonra İstanbul sahnesine çıktı Tarkan, ama ne çıkış'
7’den 70’e sevenleri yağmur, çamur, kar demeden ona koştu. Hatırlayın; konser takvimini açıkladığı an internet sitesi kilitlendi, biletler 45 dakika içinde tükendi. Yoğun istek üzerine birkaç gün daha eklendi, konser sayısı 9’a çıktı. (Kulağıma gelenlere göre şubatta iki gün daha eklenebilirmiş, şimdiden not düşelim.)
Altı yıl uzun bir süre, ama Tarkan sevgisi öyle altı senede unutulacak gibi değil. Bunun nedenini daha önce köşede yazmıştım. Kaçıranlar için linki burada: Tarkan'ın sırrı
Ve beklenen konserlerin ilk gecesinde neler mi oldu?
– Tarkan sevgisi doldu taştı.
– Volkswagen Arena sahnesinde göründüğü an nefesler tutuldu.
– O andan itibaren üç saat boyunca her şey unutuldu.
– Şarkılar hep bir ağızdan söylendi.
– “Kır Zincirleri”nde istemsizce zıplandı.
– “Öp öp öp, doyamadık” diye bağırıldı.
– Dans edildi.
– Bir an bile oturulmadı.
– Yüzlerden gülümseme hiç eksilmedi.
– Zaman durdu.
– Özlemişiz… Hem de çok.
Bakın, Tarkan gerçekten bir dünya starı. Bunu bir kez daha gösterdi.
Ne kıyafeti konuşuldu, ne sahnedeki dansçılar, ne koreografi, ne süs püs… Zaten hiçbir zaman konuşulmadı. Çünkü Tarkan sevgisi sadece Tarkan’a odaklanır. Onu ister, onu izler, onu dinler.
Ve bu konserde çok daha fazlasıydı.
Göz göze gelinen anlar, etrafa yayılan sevgi insanın kalbine dokundu. O kadar samimiydi ki, insan kendini yeniden umutlu ve heyecanlı hissetti ve anladım ki, biz 90’ların 2000’lerin o samimiyetini çok ama çok özlemişiz yani; daha saf, daha inançlı, daha birlikte olduğumuz zamanları…
Tarkan bir abartı değil.
O, bizi o günlere bağlayan bir köprü. Sadece şarkılarıyla değil, varlığıyla birleştiren, hatırlatan, içimizi kıpır kıpır eden bir his. O gece Volkswagen Arena’daki kalabalıkta herkes, marş gibi söylenen şarkılarla biraz geçmişine sarıldı.
Tarkan “İstanbul, seni çok özledim. Sen başkasın İstanbul. Evet, çok özledik birbirimizi ama bugün acısını çıkaracağız. Kendinizi bana bırakın” dedikçe seyirci kendini gerçekten ona teslim etti.
Altı yıl aradan sonra ilk geceyi anlatmaya ne kelimeler yeter, ne cümleler. Hatta “Biz ne yaşıyoruz böyle?” dedirten şey de aslında, o kalabalığın hep bir ağızdan söylediği şarkılarda gizliydi.
Kısacası: Tarkan, hep daha da fazlası.
Bilet bulursanız diyeceğim ama işte, hani denk düşerse; 19 yani bugün ve 20, 23, 24, 27, 30 , 31 Ocak’ta Volkswagen Arena’da.
Özellikle hiç izlemediyseniz…
Hiç düşünmeyin. Kaçırmayın Tarkan’a teslim edin kendinizi derim.
Ve Tarkan;
Lütfen artık bu kadar ara verme.
Bizim senin enerjine, şarkılarına ihtiyacımız var hem de sandığından çok daha fazla.
Sen bu ülkenin mutlu günlerinin yüzüsün.
Bir şarkınla hafifliyoruz, bir nakaratınla hatırlıyoruz nasıl gülümsendiğini.
Bizi kendinden de, kendi mutluluğumuzdan da mahrum etme.
Bazen bir sanatçı sadece şarkı söylemez;
bir dönemi, bir umudu, bir “iyi olacak” hissini taşır.
O yükü yıllardır taşıyorsun hakkını vererek.
O yüzden net söylüyorum:
Gel. Daha sık gel.
Biz buradayız. Dinlemeye, eşlik etmeye, birlikte iyi hissetmeye hazırız.
Ve görünmeyen kahramanlar;
Tarkan’ın ekibi gerçekten efsane Bu işler tesadüf değil, yılların emeği.
Tarkan bu yola ilk çıktığında hepimiz daha çocuktuk.
1992’de 'Kıl Oldum Abi' dediği o yılbaşı gecesinden iki yıl sonra ben mesleğe başladım. O günden bugüne sayısız haber, sayısız takip, sayısız röportaj… Neredeyse ilk günlerinden bu yana aynı çizgide, aynı disiplinle yürüyen bir ekip.
Ekibin en eski ve en sessiz ama en güçlü isimlerinden Sevtap Küçükkaralar. Bir an bile durmadan, hep işinin başında. Görünmeyen kahramanlardan. Sevtap benim çocukluğum. İyi ki var, iyi ki yollar kesişmiş.
Pro İletişim’den Feride Edige ve ekibi desen, her zamanki gibi taş gibi bir iş çıkarıyor. Organizasyon eksiksiz olsun diye durmadan, yorulmadan çalışıyorlar. Sahne önünde alkış var ama sahne arkasında asıl emek var — onlar orada.
Daha ne olsun?
Gerçekten, iyi ki varlar...
Yazara Ait Diğer Yazılar
'Kırmızı halı konuşur, stil susmaz'
'Dünya yeni fark ediyor, biz uzun zamandır izliyoruz'
'Memleket Alya ve Cihan’ın birleşmesini bekliyor'
'Hiç sadece “Mutluluk” dilediniz mi?'
'Sevgilinin ya da eşinin telefonunu karıştırır mısın?'
'Futbolu bile eleyen şey: Özlenen Aşk'
'Komedyenin suçu ne?'