'Hazar Ergüçlü'nin 'hevesim yok' sözleri biraz da bu çağın hastalığı'
Oyuncu Hazar Ergüçlü bir röportajında; “Son birkaç yıldır içimden hiçbir şey gelmiyor. Bir şey izlemek, dışarı çıkmak, hatta yemek yemek bile istemiyorum” demiş. Hazar yalnız değil...
Ben de onlardan biriyim. Ve etrafımda kiminle konuşsam;
“Hevesim yok.”
“Bir şeye başlıyorum ama içimden gelmiyor.”
“Hevesleniyorum, sonra bir anda kaçıyor.”
“Hiçbir şey yapmak istemiyorum.” sözlerini sarf ediyor.
E bu heves kaçma hadisesi biraz da bu çağın hastalığı. Ya da daha doğrusu bu çağın ruhuyla ilgili, değil mi sizce de?
Çünkü hepimiz farkında olmadan sürekli bir şeylere maruz kalıyoruz. Telefonlar, haberler, sosyal medya, ekonomik kaygılar, gelecek endişesi derken zihnimiz hiç durmuyor. Bedenimiz dinlense bile aklımız çalışmaya devam ediyor.
Ve orada ne yazık ki hevesimiz yavaş yavaş silinmeye başlıyor. Çünkü zihin yorulduğunda ilk kaybolan şeylerden biri heves!!!
Bir de seçenekler çok fazla tabii.
Eskiden böyle miydi? Daha az şey vardı ve mutluyduk. Daha az yemek, daha az eşya, daha az bilgi, daha az insan diye; Daha az, daha az, daha azdı her şey… Ama çoook mutluyduk.
Şimdi ise her şey çok fazla.
Ve bu fazlalık beraberinde kıyaslamayı da getiriyor. Hazar Ergüçlü gibi başarılı bir oyuncunun böyle bir ruh hâlini dile getirmesi bazılarına şaşırtıcı gelse bile bana çok normal geliyor.
Çünkü o da bir insan ve duyguları, bu çağın hızında ister istemez hırpalanıyor. Ki, özellikle bu dönem en çok yıpranan insanlarda gerçekten duygusu, iyi niyeti olan insanlar içinde oluyor ne yazık ki!!!
Çünkü bu çağ duygusunu yüksek yaşayan insanlar için çok ama çok zor. Ve bir de çoğu zaman bir yerlere yetişmeye çalışmak, bir şeyleri kaçırıyormuş hissi de bizleri tamamen ele geçiriyor.
Böyle bir ortamda insanın içinden hiçbir şey gelmemesi bence artık tuhaf değil normal kabul edilmeli. Ben açıkçası bunu kabullenmeyi öğrendim.
Çünkü Hazar’ın bahsettiği duyguları artık çoğumuza hiç ama hiç yabancı değil.
Bazen bir şeyleri gerçekten kaçıralım.
Bazen orada olmayalım.
Bazen hiçbir şey izlemeyelim.
Bazen bilmeyelim.
Bazen evet bazı konuşmalar da yarım kalsın.
Bazen evet bazı şeyler dağınık kalsın.
Yeter ki hevesimiz yorulmasın. Kaybolmasın.
Çünkü insanın içinden hiçbir şey gelmediği dönemlerin de normal olduğunu anladığında hayat biraz daha hafifliyormuş. Ben mesela tam da bunu keşfettiğim bir dönemdeyim.
İnsanın, hele ki bu çağdan geçerken, kendine alan açması…
Kendine zaman tanıması…
Belki de en iyi ilaç.
Benden söylemesi.
Ve; “Heves bazen kaybolmuyor, sadece biraz dinlenmek istiyor” diyerek hevesinizi dinlendirin ara ara diyorum.