Şiddetsiz çocuklar özgür yetişkinler

Nasıl oluyor da bizim kadar adil olmaya çalışan, sevgi dolu ebeveynlerin; gözünün içine bakılan, bir dediği iki edilmeyen çocukları şiddet gösterebiliyor?

Pınar Mermer

Pınar Mermer


Şiddet deyince aklınıza ne geliyor? Büyürken evinizdeki şiddetin boyutlarını hatırlıyor musunuz? Evde şiddet yok muydu? O zaman okulda, mahallede, televizyonda şahit olduğunuz, maruz kaldığınız şiddeti düşünün.

Şiddeti tanımlarken sadece fiziksel şiddet, vurmak, bağırmak geliyorsa aklınıza, çok anı çağıramayabilirsiniz geçmişinizden. Ancak “Şiddetin içinde aşağılamalar, karşılaştırmalar, cezalar, tehditler, hakaretler, alay etmeler, mahrum bırakmalar da var” desem geçmişe gömdüğünüz anlar bir bir ortaya çıkacaktır. Hatta bugünü düşünün. Şu anda yaşadığınız hayatı. Şiddetle ne kadar iç içe olduğumuzu fark edip belki de şaşıracaksınız. Karşınızdaki kişiye uygulanan şiddete şahit olmak da sizin üzerinizde aynı deneyimi yaşıyormuşçasına etki bırakıyor.

Bugün birçok ebeveyn çocukların tekmeli, vurmalı, silahlı oyunlar oynamasından şikayetçi. Bir anlaşmazlık olduğu zaman çareyi vurmakta buluyor çocuklarımız. Bunu engellediğinizde arkadaşının eşyasına zarar vermek, bunu da engellediniz diyelim, o zaman alay etmek, onu küçük düşürmek, diğerlerinden izole etmeye çalışmakla uğraşırken buluyorsunuz onları... Onlar dediğim bizim çocuklarımız... Nasıl oluyor da bizim kadar adil olmaya çalışan, sevgi dolu ebeveynlerin; gözünün içine bakılan, bir dediği iki edilmeyen çocukları şiddet gösterebiliyor?

Bunun kabul edilemez olduğunu düşünüyor, bir çare arıyorsanız yalnız değilsiniz.
Belki bugüne kadar birçok arkadaşınızla bu konuyu konuştunuz. Aldığınız cevap “Biz de böyle büyüdük, bak ne güzel insanlar olduk” oldu. Veya “Çocuktur yapar. Önemseme o kadar” dediler. Siz çocuğunuzun ne kadar etkilendiğini gördünüz ve içiniz rahat olmadı asla. Şiddet gösteren çocuk için de endişeleniyorsunuz. Ancak ailesiyle konuştuğunuzda size bir bir gerekçeler sayıyor ve arkanızdan tanıdıklara “Endişeli anne, duygusal baba” gibi yorumlar yapılıyor.

Umutsuzluğa kapılıyorsunuz. Sizin gibi düşünen, çocuğu şiddete maruz kalan ebeveynlerle bir araya gelince rahatlıyorsunuz. Çocuklarınızın ‘korkak, ezik’ olmadığını, diğer ebeveynlerin hayata bakışları, çocuk yetiştirme felsefelerinin bir sonucu olarak çocukların bu halde olduğunu düşünüyorsunuz.
Siz çocuğunuza yaşına uygun olmayan çizgi filmler ve filmler izletmedikçe, şiddet içerikli bilgisayar oyunları oynatmadıkça, diğer ebeveynlerin aşırı korumacı ebeveyn etiketine maruz kalıyorsunuz.
Bakın şu konuda anlaşalım: Şiddet gösteren çocuk acı çektiği için bunu yapıyordur. Daha farklısı davranış dağarcığında olmadığı için bunu yapıyordur. Kendisine de gerek sözel gerek fiziksel şiddet uygulandığı için bunu yapıyordur. Bir derdi olduğu için bunu yapıyordur. Sınır konulmadığı için bunu yapıyordur.

Yani çocuğun asıl derdine müdahale etmemek, çocuğun istek ve ihtiyaçlarını görmezden gelmek, çocuğun şiddet göstermesini gerekçelere dayandırarak normalize etmek aslında çocuğun istismar edilmesi demektir. Çocuğun acısıyla baş başa bırakılması, gerekli yardım ve rehberliğin ebeveynler tarafından sağlanamaması demektir.

“Çocuğum vuruyor çünkü ona da geçen sene vurmuşlardı” demek ve bu konuda harekete geçmemek şiddet döngüsünü güçlendirmekten başka bir işe yaramaz.
Gerekçeler getirmektense harekete geçmek, sorumluluk almak gerek.
“Çocuğum alay ediyor çünkü kendini güçsüz hissediyor”,
“Çocuğum bir arkadaşını sürekli yalnızlaştırmaya çalışıyor çünkü yalnız hissediyor” gibi yorumlar yapabilen ebeveynlerle karşılaşıyorum. Ne güzel! Peki 
yeterli mi?
Bu yorumları doğru adımları atmak için mi kullanıyoruz yoksa çocuğumuzun davranışını savunup karşı tarafta buna sebep olan kim varsa (öğretmen, baba, arkadaş, abla) onun değişmesini mi bekliyoruz?
Genelde bu kadar yoğun bir içgörüye sahip ebeveynler bile, harekete geçme kısmında takılıp kalıyor, birilerini suçluyor ve çocuklarına yardım edemiyorlar.
“Öğretmenini sevmedi o sebeple öğretmene hakaret ediyor” diyen bir ebeveyn, ‘sevmediğimiz bir insana hakaret edebiliriz’ mesajını veriyor çocuğuna.
“Arkadaşı oyuncağını aldığı için ona küfür etti” diyen bir ebeveynin çocuğu olsam, istemediğim bir davranışla karşılaştığımda küfür etme hakkım olduğunu düşünürüm.

Çoğu zaman gerçekten de ebeveynin istenmeyen davranışla baş etme biçimi, küfür etmek, vurmak, bağırmak, tehdit etmek, dışlamak oluyor. Ebeveyninin bu yöntemleri günlük hayatta kullandığını gören çocuk, ne görüyorsa onu uygular değil mi? İstediğimiz kadar çocuğumuza barışçıl olmaktan bahsedelim, kendimizle, etrafımızdakilerle, yoldaki taşla, havadaki kuşla kavga halinde olan bizsek eğer, çocuğumuzun barışçıl bir insan olmasını bekleyemeyiz.

Sorun çözme becerileri gelişmemiş bir çocuğun elinde şiddetten başka kaynak yoktur.
Olayları doğru yorumlama becerileri gelişmemiş bir çocuk, olumsuz durumları kendine bir tehdit olarak algılar. Hayatı yanlış yorumlar. Depresif, öfkeli ve şiddet dolu olmasını bekleriz böyle birinin.
Hayat zor, insanlar kötüdür onlara göre. Çocukların da iyi niyetli olduğuna inanmak güçtür bu kişiler için. O nedenle etrafındaki herkes gibi çocukların da iyi bir terbiyeye ihtiyacı vardır. Bu terbiyeyi veremezlerse çocuklarının hayatta başarısız olacağını düşünürler. Şiddet normaldir, hatta olması gerekir onların fikrinde. Böyle yetişkinlerin düşünceleri hızlı akar ve yargıları çok keskindir.
Yavaşlayabilseler zihnen, o an orada kalıp kalplerini dinleyebilseler...
Kendi sevgi ve şefkat ihtiyaçlarını fark edecekler.
Bir durabilseler o anda...
Çocuklarının onların şefkatli kabulüne, sevgiyle rehberlik etmelerine ne kadar ihtiyacı olduğunu görecekler.
Bir durabilseler tepki vermeden önce... Karşıdakinin ne istediğini, ne hissettiğini, aslında ne söylemeye çalıştığını görecekler.
O zaman özgürleşecek aslında yetişkinler. Şiddet kapanına kısılıp kalmayacak, dünyanın onlara kucak açtığını görecek, potansiyellerini ortaya koymak için kolları sıvayacaklar.
Çocuklarını da şiddet sarmalından çıkaracaklar. Şiddetsiz bir dünyanın mümkün olmasını sağlayacak olanlar bizim çocuklarımız. Onlar korkusuz, özgür olacaklar.

Yavaşlayalım, içimize dönelim, Özgürleşelim!