Kahrolsun orgazm eşitsizliği!

Kahrolsun orgazm eşitsizliği!

Milyonlarca yürek tek bir ses altında birleşiyor ve orgazma ulaşma sayılarında eşitlik istiyor. Şimdilik kısık sesle dile getirilen bir istek olsa da orgazm eşitsizliğini ortadan kaldırmaya kararlıyız. Çıkarın kağıtları, biraz hesap yapacağız!

Nefes nefese bir anın, tıpkı sabah alarmını erteler gibi bir sonraki çağrıya kadar ertelenmesinin hüznünü yaşıyoruz. Mutlu sonun kelime hali orgazm ve bundan mahrum kalanlar için şapkamızı önümüze koyarak bir çift laf etmek istiyoruz. Mutluluğun formülünü tutturamayanlar ve partnerini görmezden gelenleri karşımıza oturtuyor ve soruyoruz: Neden bu kadar bencilsiniz?

Mutlu bir yatak odasının demirbaş listesinde olmazsa olmazlardan biri mutlaka orgazm. Taraflar, hazzın zirve noktasına ulaştıklarındaysa vücutlarında patlayan havai fişekleri ve zirvelerde mükemmel bir yolculuğu birlikte deneyimliyor. Hele bir de partnerlerin senkronize bir orgazma ulaştığını varsayarsak… İşte, fantastik bir son dediğimiz anı böyle yaşıyoruz. Fakat tüm bu mutlu sonla biten hikayenin aksine denklemin taraflarından birinin bencil bir karaktere sahip olduğunu söylesek? Üzerine konuşmamız gereken konu, tam da bu! Çünkü her şeyin yolunda olduğu bir meseleyi konuşmayı değil, yaşamayı yeğleriz, haksız mıyız?

ESER MİKTARDA ORGAZM

Orgazm eşitsizliği, yani taraflardan birinin diğerine kıyasla daha az orgazm olması, eser miktarda orgazma ulaşması veya hiç orgazm olmaması olarak tanımlanabilir. Yatak odasındaki (veya dilediğiniz bir yerde) bahsi geçen mutlu son ise iki cinsiyet için de farklı şekilde sonuçlanıyor. Kadınlar ve erkekler bu sona farklı şekillerde ve farklı zamanlarda ulaşabiliyor. Erkekler orgazma ulaşma konusunda daha hızlıyken, kadınlar bu konuda biraz daha şanssız. ‘Şans’ kavramı bu noktada partnerlerinin ‘yetenekleri’ yerine de kullanılabilir. Erkeklerin partnerini hazzın zirvesine ulaştırmadaki sözde gösterişli yeteneklerini pratikte görmek maalesef biraz zor. Hatta bazılarımız bunu ‘rivayete göre’ sözleriyle bile değerlendiriyor. Tüm bu başarısızlık en nihayetinde memnuniyetsizliği, memnuniyetsizlik ise eşitsizliği berberinde getiriyor. Bize de bu eşitsizliği er ya da geç ortadan kaldırmak düşüyor. Bugüne dek ortadan kaldırdığımız tüm eşitsizlikler gibi! ‘Yatak odasında da eşit hak, eşit orgazm’ mottosuyla yola devam ediyoruz.

Modern dünya, her insana kendini biricik ve özel olarak kabul etmesi üzerine şekilleniyor. Kişisel gelişim furyasıyla birlikte gitgide daha da biricik ve özel hisseden bazılarımız ise bu durumu biraz yanlış yorumluyor olabilir. Öyle ki, kendini özel hisseden bazı kişilerde bu biriciklik bencilliğe dönüşerek sosyal, duygusal ve cinsel anlamda karşı tarafı görmezden gelen bir bakış açısına dönüşüyor. Yirmili yaşlarının sonunda bir kadın hem kendisinin hem de dostlarının partnerlerinin fazlasıyla bencil oluşundan dem vuruyor. Bu bencillik yatak odasında istikrarlı bir şekilde gerçekleştiğinde ise kendini değersiz hissetme duygusundan kaçamadığını da ekliyor. Seksin anlamsızlaşması ve yalnızca partnerin doyuma ulaşmasının bir ritüele dönüştüğü dönemde ise duygusal olarak yıprandığını ve cinsel açıdan tatminsizlikle boğuştuğunu belirtiyor. Ona göre çözüm, mutlu bir sonla sonuçlanan seksten sonra dönüp uyumak. Bu noktada altı çizilmesi gerekense bir tarafın değil, iki tarafın da cinsel anlamda doyuma ulaştıktan sonra arkalarını dönüp uyuması. Yani şifre: ‘Eşit orgazm, eşit uyku!’

Bir diğer tarafta ise yirmili yaşlarının ortasında bir kadın, ‘benim için önemli olan partnerimin hazzı’ diyor. Karşı tarafın orgazma ulaşmasını fazlasıyla önemseyen konuğumuz, buna rağmen partnerinin onun istek ve arzularını görmezden gelmesine sessiz kalamamış. Ayrıca ilişkilerinin ömrünün de partnerinin yatak odasındaki bencil yaklaşımıyla doğru orantılı olarak seyredeceğini öngörüyor. Madalyonun hangi yüzüne dönersek dönelim zevkleri ikinci plana atılan bir tarafa -mutlaka- rastlıyoruz.

EŞİTSİZLİĞİN SONUÇLARI

Uzman Psikolog Aslı Özsoy, genellikle erkeklerin orgazmla birlikte boşalma yaşadığını, fakat kadınların boşalması daha güç olmasına rağmen birçok kez orgazm olabildiğinin altını çiziyor. Böyle bir durumda kadın orgazm ve boşalma sağlayamadığı anda, erkek orgazmı yaşayıp, ilişkiyi sonlandırdığında karşı taraf, kendisinin düşünülmediğini, önemsenmediği, değersizleştirildiğini, hazzının giderilmediğini düşünerek olumsuz duygu ve davranışlarda bulunabileceği ihtimalinden bahsediyor.

Bu bilgilerin ışığında bahsi geçen eşitsizliğin olası sonuçlarının neler olabileceğini merak ediyoruz. Uzm. Psk. Özsoy, bu soruya şöyle yanıt veriyor: “Cinsel eğitim ve deneyimin az olmasından, temel cinsel tekniklerin ve aynı zamanda partneri uyarma yöntemlerinin çiftler tarafından iyi bilinmemesinden, partnerlerin birbirlerini nasıl tatmin edeceğine dair konuşmamasından, bencil tutumlardan, psikolojik veya fizyolojik pek çok etkiden tatminsizlik yaşanabilir. İlişkide, cinselliğe yüklenen anlam ön plandaysa her iki taraf da kendini sorgulayabilir ve hem cinsellikten hem de partnerinden uzaklaşabilir. Hem cinsellikten hem de partnerinden uzaklaşmış kişilerde arzulamama, uyarılma sorunu, erekte olamama, erken boşalma, geç boşalma, orgazm olamama ve boşalamama gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayrıca isteksizliğe, yetersizlik duygularına, performans kaygısına veya takıntılara da dönüşebilir. Kadınlarda, vajinismus cinsel birleşim olduktan sonra tekrarlanma ihtimali daha az olarak seyretse de korkulu düşüncelerle vajinanın kasılması ve cinsel birleşime istemsizce izin verilmemesi gibi sonuçlar doğurabilir.”

Partnerler arası orgazmda eşitsizliği yalnızca bencillik kavramı üzerinden yorumlamak da pek doğru değil. Yanı sıra bilgisizlik ve ilgisizlik de listeye eklenmeli. Yine iki cinsiyetin de fizyolojik farkları bahsi geçen eşitsizliğin en önemli nedenlerinden biri. Bir klasik olarak, kısa süren ön sevişmeler ilk akla gelen madde olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca klitoral uyarıya ihtiyaç duyan kadınlar bu arzularını en kısa sürede partnerlerine verecekleri bir anatomi dersiyle çözüme kavuşturabilir. Birleşmeye atfedilen büyük değeri bir kenara bırakarak tatmine ulaşmak adına, diğer maddeler üzerinde biraz mesai harcansa belki de bazı şeyleri çözebiliriz, değil mi? Çiftler arasındaki orgazm eşitsizliğini gözler önüne seren bir araştırmaya göre, ilişki sırasında kadınların yüzde 39’u orgazma ulaşırken, erkeklerde bu oran yüzde 91’e kadar yükseliyor. ‘Orgasm gap’ yani orgazm boşluğu olarak da kavramsallaştırılan bu durum aradaki çarpıcı farkı da istatistiklerle kanıtlıyor.



MUTLULUĞA GİDEN YOLDA İLK ADIM


Tüm bu eşitsizlik, bencillik, boşluk ya da adına her ne derseniz bir anda ortadan kaybolmayacak. Her konuda eşitlik için mücadele eden kadınlar, anlaşılan yatak odasındaki orgazm eşitsizliğini ortadan kaldırmak için de zaman ayırmak zorunda kalacak. Tabii aramızda orgazma ulaşma oranlarında tam tersi bir grafik yakalamış olanlar varsa, bir süre daha bu konuyu gündeme getirmese hiç fena olmaz. Evet, bazılarımız çok şanslı… Bu eşitsizliğin çözümü için taraflar arasındaki iletişim ilk adım için ideal bir yol gibi görünüyor. Uzm. Psk. Aslı Özsoy’a göre, en önemlisi partnerlerin cinsellik hakkında açık ve net olarak konuşup, istek ve beklentilerini birbirine aktarması. “Kişi gerçekten bu eşitsizlikten rahatsızsa ve denk olmak istiyorsa; kendi vücudunu ne kadar tanıyor, cinsellik hakkında ne kadar bilgisi var, partnerinin yanında veya karşılıklı mastürbasyondan rahatsız olur mu, partnerinin elle uyarmasıyla orgazm olabiliyor mu, ne sıklıkta orgazm oluyor, orgazmı nasıl yaşıyor, orgazm belirtilerinden hangileri var, orgazm taklidi yaptığı oluyor mu, cinsel ilişkiden sonra utanma, korku, iğrenme, suçluluk gibi olumsuz duygular hissediyor mu, sevişmeden sonra ağladığı ya da rahatsızlık yaşadığı oluyor mu gibi soruların anlaşılması, ortak çözüm noktaları bulmaları, gerekirse bir uzmandan destek almalarını önerilir.” Anlayacağınız kendimizi tanımadan tüm sorumluluğu partnere yüklemek de büyük bir haksızlık olacak. Aranızda utanılacak bir şey yok, konuşun gitsin…

FORMÜL: BİR SEN, BİR BEN, BİR DE ORGAZM!


Her seferinde zirveyi görenler, gözlerinden kalpler eksik olmayanlar, hiç eşitsizliğe maruz kalmamışlar, orgazm yaşamamışlar, ulaşamayanlar ve bencil partnerlere karşı mücadele verenler… Aslında hepsi biziz ve bir aradayız. Hatta belki de aynı masada birlikte kahve içen dostlarız. Nasıl ki partnerinizle yaşadıklarınız size özelse orgazm eşitsizliğin çözümü de mutlaka size özel olacaktır. Herkes kendi eşitsizliğini ortadan kaldırmak için bir adım attıktan sonra, en kötü ihtimalle bencillerle yollarımızı ayırıp mutluluğun ve hazzın peşinde yeni maceralara atılırız. Mutluluğun formülünü merak eden partnerinize mesajınız çok net olmalı: Bir sen, bir ben, bir de orgazm! Olmazsa olmazlar konusunda çizgimiz belli.

Yazı: Baran Alışkan

İLGİLİ İÇERİKLER