Prens Harry, babalığın zorluklarını ve oğlu Archie ile arasındaki kopukluk hissini anlattı: Sadece bir tanıktım
Avustralya seyahati kapsamında Melbourne’de bir erkek ruh sağlığı derneğini ziyaret eden Prens Harry, modern babalık rollerini ve 'mükemmel ebeveyn' imajının ardındaki gerçekleri samimiyetle paylaştı.
2018 yılında görkemli bir törenle evlenen Sussex Dükü Prens Harry ve Meghan Markle, 2019 yılında ilk çocukları Archie’yi, 2021 yılında ise kızları Lilibet’i kucaklarına alarak ebeveynlik yolculuğuna başlamışlardı. Kraliyet görevlerini bırakıp Kaliforniya’ya yerleşmelerinin ardından aile yaşantılarını daha gözlerden uzak yaşamayı tercih eden çiftten Prens Harry, babalığın ilk dönemlerinde yaşadığı duygusal sürece dair açıklamalarda bulundu.
"İŞİM BİTMİŞ GİBİ GELİYOR"
Oğlu Archie Harrison Mountbatten-Windsor’ın doğumunun ardından hissettiği karmaşık duyguları paylaşan Harry, babaların doğum sürecindeki konumuna dikkat çekti. Kendisini ilk günlerde biraz dışarıda hissettiğini belirten Dük, o anları şu sözlerle özetledi: "Kesinlikle bir kopukluk hissettim; çünkü hayatı var eden kişi eşimdi, ben ise sadece buna tanıklık etmek için oradaydım."
Birçok erkeğin bebek eve geldikten sonraki adaptasyon sürecinde benzer bir boşluğa düştüğünü ifade eden Harry, sözlerine şöyle devam etti: "Sanırım pek çok erkek bu noktada 'nasıl bir hizmet sunabilirim' diye düşünmeye çalışıyor; çünkü bir bakıma insanın buradaki işi bitmiş gibi geliyor."
“DOĞUMDAN SONRAKİ O GÜNLER GERÇEK BİR MÜCADELE”
Bu süreçte profesyonel destek almanın önemine değinen Prens Harry, "İngiltere'deki terapistimden aldığım en büyük tavsiye şuydu; bebek doğduktan sonra nasıl hissettiğinizin farkında olmanız" dedi.
Babalığın ilk evrelerini oldukça dürüst bir dille tanımlayan Harry, "Doğumdan sonraki o günler, gerçek bir mücadele" diyerek bu dönemin zorlayıcı yanlarını kabul etmenin iyileştirici gücüne vurgu yaptı.
“EBEVEYNLİĞİN ZAMANLA EVRİLDİĞİNİ GÖRÜYORUM”
Harry, ebeveynliği statik bir durumdan ziyade sürekli evrilen bir yolculuk olarak görüyor. Yeni nesli yetiştirirken bakış açısının "sürekli gelişim" üzerine kurulu olduğunu belirten Dük, şu ifadeleri kullandı: "Ebeveynliğin zamanla evrildiğini görüyorum. Bence her zaman öyleydi; tıpkı benim bakış açıma göre çocuklarımızın bizim birer 'üst sürümümüz' olması gibi."