Deep Purple'ın solistinden Kıbrıs mektubu

Deep Purple'ın solisti KKTC'de verecekleri konserle ilgili resmi internet sitesinde yazdığı bir mektup yayınladı

Deep Purple'ın solistinden Kıbrıs mektubu

Dünyaca ünlü rock müzik topluluğu Deep Purple’ın solisti Ian Gillan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki Yakın Doğu Üniversitesi’nde vereceği konserle ilgili gelen tepkiler üzerine bir mektup kaleme aldı. Gillan, özellikle Kıbrıs’ın güneyindeki Rum hayran ve dinleyicilerinden gelen tepkiler üzerine yazdığı mektubunda, “Biz, Deep Purple olarak, müzik söz konusu olduğunda hiçbir zaman birinin ya da ötekinin saflarında olmadık” diye yazdı. Bazı müzik grupları ve solistlerin KKTC’de düzenlemeyi planladığı konserler daha önce de benzer tepkilere neden olmuş, ABD ’li şarkıcı Jennifer Lopez, tepkiler üzerine bilet satışları bile gerçekleştirilen konserini iptal etmişti. Benzer bir tepkiyle karşı karşıya kaldığı anlaşılan Deep Purple grubunun solisti Ian Gillan, hem Türkiye hem de Yunanistan’da yakın arkadaşları olduğunu belirttiği mektubunu, “Barış kalplerinizle olsun” sözleriyle bitirdi. 
Gillan’ın mektubunun Türkçe metni şöyle: 
“Sevgili Dostlar, 
Kıbrıs’ta gerçekleştireceğimiz etkinlik ile ilgili bazı ileri geri yorumlar yapılmaktadır, bu vesileyle konuyla ilgili olarak bazı düşüncelerimi paylaşıyorum. Caramba’da belirtildiği üzere, benim görüşlerim diğer Deep Purple üyelerini de bağlar diye bir durum söz konusu değildir. Bu yüzden lütfen bunu benim şahsi görüşüm olarak değerlendirin. Her zaman dile getirdiğim üzere, ben benim. Biz, Deep Purple olarak, müzik söz konusu olduğunda hiçbir zaman birinin ya da ötekinin saflarında olmadık. Soğuk Savaş döneminde Batı ile Sovyetler Birliği arasında kültürel ilişkiler gerçekleştirildiğini, Bolşoy Balesi ve bazı Moskova futbol takımlarının, Cossack dansörlerinin Londra’yı ziyaretlerini ve daha birçok karşılıklı etkinliklerin yapıldığını hatırlarım. Gittiğimiz ülkeler arasında, her birinin bir başkasıyla sorun yaşadığı ve başkalarının beğenmediği davranışlar ve uygulamalar içerisinde olan İsrail, Lübnan, Rusya, Ermenistan, Ukrayna, Yunanistan, Türkiye, Gürcistan, Yunanistan, ABD, Venezüella, Arjantin, Birleşik Krallık, Çin ve Japonya gibi ülkeler vardı. Ben hepsini de seviyorum. 
Yetmişli yıllarda, Sovyet gençliği ve Batı müziği (Sovyet yetkilileri tarafından yasaklanmıştı) arasındaki yeraltı ilişkisi, yaşamda kalım oyununda önemli bir unsur olan karşılıklı saygı ve kalıcı bir sosyal ilişkiyle sonuçlanmıştı ve bu durumun bizim gözlerimizin önünde yaşanmıştı; bugüne kadar da bu durum böyle devam etti. Bir ülkede politik nedenlerden dolayı müzik yapma konusunda kendimi sınırlamaya en yakın olduğum ülke, kendi ülkemdi. Olayların içinde bulundum, bir duruş sergiledim, taraf oldum. Tony Blair’in Irak’taki gayrı meşru ve ölümcül macerası beni öfkelendirmişti ve İngiltere’yi aforoz etmeyi düşünecek kadar utandırmıştı; akıllıca gelmiyor ama çok öfkeliydim. Bununla birlikte, bu duruş, bizim zorluklara, çelişkilere, savaşlara, depremlere, ayaklanmalara, tayfunlara, grevlere, isyanlara, silahlı çatışmalara ve bu gibi şeylere aldırmadan davet edildiğimiz her yere gidip etkinlik yaptığımız tarihi duruşumuza ters düşmüştü. Bu yüzden İngiltere’de müzik yapmaya devam ettik. Ve bu durum Kıbrıs’ta, bölünmenin karşısında da böyle olmalıdır. Ve şunu da müsaadenizle belirteyim ki, bizim Türkiye ve Yunanistan’a gerçekleştirdiğimiz birçok ziyaret de muhteşem olmuştu; her iki ülkede de şahsen arkadaşlarım var. Benim duruşum budur. Barış kalplerinizle olsun…”