Mükemmel ile sıkıcı arasında

''Russian Red'', salt bir sesin ve kelimelerin doğallığının ne kadar etkileyici olduğunu yeni albümüyle gösteriyor

Mükemmel ile sıkıcı arasında

Her ne kadar şu aralar popüler gündemde pek rağbet görmese de gitar vokal/piyano vokal düetlerinin basitliği halen bütün teknolojik yapay seslerden daha üstün. Lourdes Hernandez namı diğer Russian Red de tam olarak bu otantikliğin üstünde duruyor, salt bir sesin ve kelimelerin doğallığının ne kadar etkileyici olduğunu ise yeni albümü ‘Agent Cooper’ ile bir kez daha hatırlatıyor. İspanyol şarkıcı, dinlediği ve onun ilham kaynağı olan tüm müziklerin İngilizce olması sebebiyle kendisi de tatlı bir aksan ile İngilizce şarkı söylüyor. Anadili İngilizce olan çoğu müzisyenden daha güzel şarkı sözleri yazıyor. 2008 ve 2011 yıllarında çıkardığı ilk iki albümü, büyük harflerle folk küçük harflerle de indie-pop türlerinin karışımıydı. İncecik titrek sesi ile adeta yeni bir Alison Krauss’u andırıyordu. Yeni albümünde ise müziğinin temposunda bir hızlanma var, indie-pop’tan indie-rock’a adım adım bir geçiş yapıyor. Kendi ifadesiyle ‘değişim içinde bir kadın ’ o ve bu değişimleri müziğine de yansıyor. Russian Red’in aşk , tutku ve kalp kırıkları temalarını işleyen şarkı sözleri, güzel sesi halen cezbedici. Ama müzik için aynı şeyi söylemek zor. İndie türlerinde mükemmel ile sıkıcı arasında çok ince bir çizgi var; ‘Agent Cooper’ da üçüncü şarkıdan sonra monotonluğa doğru yöneliyor, hatta bir süre sonra tüm gücüne rağmen Russian Red’in sesinden yorulmak bile olası. Yine de yağmurlu günlerin kurtarıcısı olma potansiyeli, meditatif anlara ve heyecanlı çıkışlara sahip bu albüm, bir kere dinlenip bir kenara atılamayacak kayıtlar arasına giriyor.