Büyü artık Peter Pan!

Büyü artık Peter Pan!

Ne zaman evlilikten, baba olmaktan ya da yaşının getirdiği rutin işlerin boğuculuğundan kaçan bir erkek görseniz bilin ki orada minicik taytıyla bir masal kahramanı var! Sorumluluktan kaçan erkeklerin, çocukluğuna indik.

Yazı: Simay Engür

Kurbağanın insana dönüşme hikayesi, bir kadının öpücüğüyle başlar. Ancak her kurbağanın altından yakışıklı bir prens çıkar diye bir kural yok; bazen de ‘annesinin hiç büyümeyen bir tanecik oğluşu’ çıktığı da olur! Oh, ne de güzel demiş ‘Ain’t Your Mama’ şarkısında Jennifer Lopez. Tıpkı onun gibi haykırmak gerekiyorsa, hep birlikte buyurun: “BEN SENİN ANNEN DEĞİLİM!” Madem masallardan gidiyoruz, Peter Pan’ı bir düşününün… Hayal gücünün iplerini Varolmayan Ülke’yi bulmaya bağlamış maceradan maceraya koşuyor! Bunu yaparken de biliyoruz ki o asla büyümeyecek. Hikayenin devamında Peter Pan bir iş bulup, ardından da çoluk çombalak yaşayıp gitmiş midir bilinmez; ancak bu ‘büyümeyen erkek’ kavramı 80’lerde psikanalist Dan Kiley tarafından Peter Pan Sendromu olarak literatüre geçirildi, o bilinen bir gerçek. Genellikle uzun bir ilişki sonrası evlilik yoluna girilen sevgiliyle ve hatta eşle yaşanan ancak ismini koyamadığınız ‘sorumluluklardan topuklama’ durumlarını birçoğunuz yaşamış olabilir. Erkeklerin ‘koca bebek’ tavırlarının altında yatan sebebi, belki de Peter Pan Sendromu’yla açıklamak mümkündür. Peki, bu sendrom psikolojide tam olarak ne anlama geliyor ve mevcut Peter Pan’ları nasıl tespit edebiliriz? Psikolog Sena Sivri, “Peter Pan Sendromu, olgun oldukları halde çocuk gibi davranan insanlarda görülen davranış bozukluğudur. Her insan doğar, büyür, gelişir. Ama kimi zaman büyümeye, olgunlaşmaya karşı bir dirençle karşılaşırız. Bu direnç bir süre sonra kişide patolojik bir hal alır ve Peter Pan, yani büyümeye direnen haylaz bir çocukla karşılaşırız. Bu sendromu yaşayan bireyler çocukluk döneminin egosantrik ve narsistik yapılanması içinde yaşamaya devam ederler. Sıklıkla erkeklerde görülmekle birlikte, nadiren aynı sendroma sahip kadınlar da olabilir. Fakat araştırmalarda 25-50 yaş arası erkeklerde daha çok karşımıza çıktığını görüyoruz.” diyor. Tüm bunlardan yola çıkarak şunu söyleyebiliriz ki, hayatınızın erkeği minik taytıyla oradan oraya uçan bir Peter Pan olabilir; bu durumda sizin payınıza da onun arkasını toplamakla yükümlü Tinker Bell rolü düşüyor!

Fahri annelik mertebesi
Dario Fo’nun kaleme aldığı Açık Aile oyunu, başkarakterler Antonia ve Adam’ın evlilik hayatını çarpıcı bir dille ele alır. Adam, Antonia onu terk etmek istediği sırada şöyle söyler: “Dünyada sahip olduğum en tatlı kadınsın… Sığınağımsın benim… Sen tıpkı… Annem gibisin!” Çok masum bir cümle mi dersiniz? Bizce çıldırmaya eş değer bir alt metni var! Neden derseniz; sevgiliniz büyüdüğünü bir türlü kabul edemediği için yar kucağını, ana kucağıyla karıştırıyor olabilir. Özellikle evlendikten sonra, neden aniden fahri annelik mertebesine yükseltildiğinizi hiç düşündünüz mü? Eşinizi sanki çocuğunuzmuş gibi pamuklara sarmalayıp tüm bakımını üstlenmek, yemeğinden ütüsüne her şeyi omuzlarınıza yüklemek çok adil görünmüyor. Eşinizin aile evindeyken hissettiği ‘konfor alanı’ evlendikten sonra da, kadının yaratması gereken bir konfor yuvasına dönüşüyor adeta. Aslında nerede Peter Pan’dan hallice bir afacana rastlarsanız, ardınıza bile bakmadan kaçmanız gerekir. Ama ille de o olsun diyorsanız ve bu sendromdan muzdarip bir adamla birlikteyseniz; bu amansız Peter Pan belasının üstesinden gelmeye çalışmakta yarar var. Hem savaşmak, fahri anneliğe devam etmekten iyidir! Psikolog Sivri’ye, büyümeyen küçük adamlarla nasıl başa çıkabileceğimizi soruyoruz: “Peter Pan sendromlu eşi olan kadınların, eşinin annesi gibi bunu pekiştirecek ve onu sorumluluklardan uzak tutacak şekilde davranmamaları gerekiyor. Ciddi ve sürekliliği olan bir ilişki için iki kişinin de olgun, sorumluluk sahibi, duygularını dengeli bir şekilde ifade edebilen bireylerin olmasının büyük önem taşıdığını unutmayın.” Ayrıca annesi tarafından hiç sorumluluk verilmeden, her şey önüne serilerek, her daim yüceltilerek ve aşırı korumacı bir tutumla yetişmiş erkeklerin; eş olarak güçlü, sorumluluk sahibi, ciddi ve empati yeteneği gelişmiş eşler seçtiğini de ekliyor. Masum göründüğünü düşünebilirsiniz; ancak sorumluluklardan kaçan sevgilinizin davranışlarının arkasında ufacık bir çocuk yatıyor olabilir, asla büyümek istemeyen! Öyleyse nasıl üstesinden geleceğinize odaklanmakta yarar var. Mesela geri dönecek olursak, öptüğünüz kurbağa ‘annesinin biricik paşası’ çıkabilir. Ancak ilişki süresince sorumlulukların ritmini dengelemezseniz bu sefer de koca bir bebekle aynı evi paylaşmaya mahkum olabilirsiniz. Peki, bir erkeği yetiştiren de bir kadın; üstelik yüksek ihtimalle evliliği boyunca kocasından birçok konuda şikayetçi olan bir kadın. Nasıl oluyor da şikayetçi olduğumuz bir modeli, tekrar yaratabiliyoruz? Kadınların bizzat yarattığı bu kısır döngü, onları ebedi ‘dişi kuş’ olmaya esir ediyordur belki de.

Üretim hatası
Ataerkilliği yerden alıp baş tacı ettiğimiz toplumumuzda, şüphesiz ki bir sürü aslan parçasıyla aynı havayı soluyoruz, maalesef. Nereden geldi yine bu feminist rüzgar derseniz: Evlilik boyunca siz onun annesiymişçesine yerinde sepet gibi oturan biricik eşiniz, tek suçlu değil. Peter Pan Sendromu’nun en büyük sebeplerinden biri de yanlış yetiştirilme tarzı. Şunun altını çizmekte fayda var, belki eşiniz hiçbir zaman gerektiği kadar sorumluluk sahibi olmayacak; ancak siz anne olduğunuz zaman ayakları yere basan bir erkek yetiştirebilirsiniz. Bu sendromun ortaya çıkma sebepleri pek çok sorunda olduğu gibi yine çocukluğa dayanıyor. Psikolog Sivri; “Sırf erkek olduğu için ilahlaştırılan, ilahlaştırıldığı için her şey önüne hazır serilen çocuklarda ilerleyen yaşlarda Peter Pan Sendromu görülmesi mümkün. Çünkü aşırı korumacı ebeveynlik metodu, çocukların sorumluluk almayı öğrenmelerini engelliyor. Özellikle annenin aşırı koruyucu olduğu, babanın daha pasif kaldığı, aile içi iletişim problemlerinin olduğu, duygu ifadelerine az yer verilen ailelerde yetişen bireyler, hayatın birçok alanında gerçekten sorumluluk almaları gerektiğinde bununla baş edemiyor ve çocukluk çağının konforuna ulaşmak için tıpkı Peter Pan gibi var olmayan ülkenin peşine düşebiliyor.”  Sizin anlayacağınız bir erkeğin ‘Artık düzenli bir hayata ihtiyacım var, evlenebilirim’ motivasyonunun arkasından bile Peter Pan bize göz kırpıyor. Masalları baştan yazabilir miyiz bilinmez ancak öptüğünüz kurbağanın dönüştüğü şey hoşunuza gitmediyse, daha iyi bir kurbağa yetiştirmeyi aklınızın bir köşesinden çıkarmayın deriz. Ayrıca şu an yanınızda oturan sevimli Peter Pan’a dönüp kesin bir dille hatırlatın: “BEN SENİN ANNEN DEĞİLİM!”