Eşinizle konuşun!

Sevdiğiniz erkekle hassas konular üzerine konuşurken doğru yöntemleri kullanırsanız hem ilişkinizi hem de ruhsal ve fiziksel sağlığınızı koruyabilirsiniz.
Yazı: Yaprak Çetinkaya/Formsante

Konuşmazsak dost olamıyoruz, birbirimizin hayatında ne olduğunu bilmiyoruz, kaygılarımızı, hayallerimizi, planlarımızı paylaşamıyoruz. Konuşabilen bir çift olduğumuzda sorunları da konuşup halledebiliyor, hallolmayanları da olduğu gibi kabul etmeyi başarıyoruz. Yani ilişkideki zor zamanlarla nasıl başa çıkacağımızı iyi günlerdeki performansımız etkiliyor. Konuşmayı başardıkça beraber gelişip dönüşebiliyor, birbirimizin yaralarına iyi geliyoruz. Dünyadaki kötülükler karşısında sığınacak bir limanımız oluyor. İyi çocuklar yetiştiriyor ve bu güzel iletişim alışkanlığının nesilden nesile akmasını sağlayabiliyoruz. O zaman daha ne duruyoruz? Konuşmanın doğrularını öğrenip başlayalım kendimizi anlatmaya…

KIZIYLA KONUŞMAYAN ANNE
Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Çift ve Aile Terapisti Feryal Tükel, bir toplumda demokrasi kültürü ne kadar yerleşmişse ve bu kültür ne kadar içselleştirilmişse bireylerin de kendini ifade etmeyi, isteklerini, arzularını dile getirmeyi, eleştirilerini yapıcı dille söyleyebilmeyi o kadar iyi başardıklarını söylüyor. Farklı düşüncelerin, eğilimlerin, kişiliklerin kabul edildiği bir toplumda yaşayan, ailede ve okulda bu yönde bir eğitim alan kişi için konuşmak kolaylaşıyor. İlk adet gördüğünde “Ben kızımla böyle konuları konuşamam” diyerek bilgilendirme görevini teyzeye veren anneyi örnek gösteren Uzman Klinik Psikolog Feryal Tükel, “Bu, o kız çocuğunun sonraki hayatını, ilişkilerini etkileyecek, cinsellik ve başka hassas konuları kendine saklamasına neden olabilecek bir davranış… Dolayısıyla nasıl bir ailede büyüyorsak, anne-baba arasında nasıl bir ilişki görüyor ve onu nasıl içselleştiriyorsak, ‘değerliyim, seviliyorum, anlaşılıyorum’ duygularını önce aile içerisinde sonra okulda ne kadar alıyorsak, yetişkin yaşantımızda kendimizi de o kadar güvenli, rahat ve huzurlu hissediyoruz. Konuşmanın neredeyse yasak olduğu, anne-babanın kendi aralarında hiç konuşmadığı, çocukların dinlenilmediği bir ailede yetişen çocuk, ‘Ben duygularımı içime atmalıyım’ çıkarımını yapıyor. Hatta bazen duygularından kopuyor” diyor.

KÖTÜ KADIN OLMA KORKUSU
Konuşmaktan en çok kaçınılan konular her çifte göre değişiyor. Bazı ilişkilerde para, bazılarında cinsellik konuşulamıyor. Her ilişkide iki farklı psikolojik sistemin bir araya gelip “biz”i oluşturduğunu belirten Psk. Tükel, “O güne kadar bütün yaşadıklarımızla ‘ben’ olup bir başkası ile buluşuyoruz. O da kendi yaşadıkları ile geliyor. Örneğin muhafazakar yetişmiş bir erkek ile evlenen ve aslında daha iyi bir cinsellik yaşamak isteyen kadın, ‘Bunu söylersem beni kötü bir kadın olarak görür’ diyor ve yıllarca arzularını gizleyebiliyor. İki tarafın da farklı yetiştirilişlere rağmen ‘biz’ kültürünü yaratıp bunu çözecek dinamikleri yaratabilmeleri gerekiyor” diyor.

KONUŞTUĞUNUZ KİŞİYİ TANIYIN
Konuşurken hedef kitleyi iyi tanımak yani partnerin veya eşin kullanım kılavuzunu iyi okumak gerekiyor. Karşı tarafı tanımak; iyi yanlarını, zaaflarını, umutlarını, düşlerini bilmek, hangi konularda duyarlı olduğunu, nasıl yaklaşılınca daha açık davrandığını, onun savunmaya geçmesine neden olmadan bazı konuları nasıl söyleyebileceğimizi öğrenmek anlamına geliyor. İyi dost olan, ilişkiyi güzel paylaşan çiftlerin elinde ciddi bir kredi bulunuyor ve bazen bir konu biraz ters söylense bile onarılma ihtimali çok daha yüksek oluyor. Aksi takdirde konuşurken çok daha dikkatli davranmak gerekiyor.

HER ŞEY KONUŞULMALI MI?
Neden olmasın? Psk. Feryal Tükel, bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Eğer ilişkide kendiniz olabiliyorsanız, ilişkiye güveniyorsanız neden olmasın? Güvenli bir ilişkide her şeyimizle sevileceğimize, kabul göreceğimize inanıyorsak her şeyi konuşabiliriz. Ancak şunu kabul etmek lazım; bazen bazı şeyler konuşulsa da çözülemez. Çözümsüzlüğü kabul etmek de bir çözümdür. Eşiniz, asosyal, ailenizle tatile çıkmak istemiyor, ailenizle sorunu yok ama bu onu gerçekten strese sokuyor diyelim. O zaman ailenizle tatile sadece sizin gideceğinizi kabul etmeniz gerekiyor.”

EŞYALAR HAVADA UÇUŞMASIN
• Eşiniz annesine çok düşkün ve siz kayınvalidenizin bir davranışından hoşlanmıyorsunuz. Nasıl söyleyeceksiniz? “Annene sinir oluyorum, yine böyle yaptı” derseniz kaybedersiniz çünkü bu durumda eşiniz söylenenleri tehdit gibi alır. Ya arkasını dönüp duvarını örecektir ya da saldırıya geçecektir. Bunun sonucunda ikiniz de tolerans eşiğinin dışına çıkar, otonom sinir sisteminin kölesi haline gelir, entelektüel yeteneklerinizi kaybedersiniz ve hatta yastıklar, küllükler havada uçuşmaya başlayabilir.

NE ZAMAN SÖYLEMELİ?
• Nasıl söyleyeceğimizin yanı sıra ne zaman söyleyeceğimizi de iyi ayarlamamız gerektiğini belirten Psk. Feryal Tükel, “Karşımızdaki kişinin her zaman bizi dinlemeye müsait olmayabileceğini varsaymalıyız. Yorgun olabilir, işten stresli gelmiş olabilir. Önemli bir şey konuşacaksak ona bunu erteleme şansı tanımalıyız. ‘Seninle bir şey konuşmak istiyorum, müsait misin?’ demek yeterli” diyor.

NASIL SÖYLEMELİ?
• Eşiniz konuşma talebinizi kabul etti diyelim… Ya sonra? Psk. Feryal Tükel şunları söylüyor: “Ciddi meseleler söz konusu olduğunda önce düşünmekte, neyi nasıl söylemeliyim üzerine kafa yormakta fayda var. Mesela ’Senin annene ne kadar düşkün olduğunu biliyorum, anlıyorum. Bazen şu konularda kendimi iyi hissetmiyorum’ gibi anneye ve eşe dönük suçlamalarda bulunmadan kendi duygularımızdan söz etmek yolumuzu açabilir. Bu konuşma sırasında ‘Senin annen şöyle’ diye bir tarza hiç girmeden, ben dilini kullanarak, ‘Ben üzülüyorum, o şöyle dediğinde nasıl cevap vereceğimi bilmiyorum’ deyip, onu da katarak, ‘Ne yapabiliriz?’ diye sorabilirsiniz. O zaman karşı taraf sizi dinler ve gelir.”

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.