İdeal kadın mıyım? Yanıtı: Olmak istemiyorum!

İdeal kadın, günümüzde her şeye yetişmeye çalışan kadın.
Yazıya bir günümü anlatmakla başlayayım en iyisi… Sabah erkenden oğlumu doktora götürdüm. Muayene sonrası da hızla taksiye atlayıp kreşe yetiştirdim. Öğretmeniyle doğum günü organizasyonu için yapılması gerekenleri konuştum: Pasta siparişi, davetiyeler, arkadaşlarına minik hediyeler… Okuldan ayrıldıktan sonra fön için kuaföre gittim. Yaklaşık 10 dakikalık hızlı yürüyüş sonrası da servise yetiştim. Serviste sevdiğim kitabı okudum, müzik dinledim. İşe geldim. Yapacağım haberler için randevularımı aldım. Mesai saati bitiminde ise yine doğruca eve koştum; bu İstanbul trafi ğinde hemen öyle koşulamıyor ya, o da ayrı mesele tabii… Eve vardığımda dolapta yemek olmadığını fark ettim. Dışarıdan söyledim. Eşim yemek olayını sorun etmez, ama bunu istemeyen çok erkek tanıyorum… Neyse; yemek, bulaşık faslı derken, çocukla ilgilendim; eşimle günün muhasebesini yaptım. Bu arada biraz da televizyondaki sevdiğim diziye göz attım. Bitmediii… Kişisel bakım ve ertesi güne hazırlığı unutmayalım. Ve nihayet yatağa girdiğimde yarı baygındım… Şimdi sorarım size. Ben ‘ideal kadın’ mıyım? Yanıt; olmak istemiyorum! Çünkü yapamıyorum, zorlanıyorum. Sadece ben mi yapamıyorum merak ettim. O yüzden, bu ‘ideal kadın-ideal erkek’ konusunu yazmak istedim. ‘ideal’ olan nedir bilmek için…
İlk olarak da Psikiyatr Gamze Özçürümez’e danıştım.

Konuya, “İdeal kadın da yok, ideal erkek de... Ustam boşuna, ‘Bana mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?’ dememiş...” açıklamasıyla giren Özçürümez, şöyle devam ediyor:

“Kime göre, neye göre?
Zaten kadınla erkek arasındaki sorunlar da bu ideal arayışından ve ideali buldum yanılsamasından kaynaklanmıyor mu çoğu zaman?
Aşık olunca ‘İşte O! O mükemmel insan!’ diyoruz. Peki, o mükemmel, ‘ideal’ insana ne oluyor da yerle yeksan oluyor tüm hayallerimiz?”

Deniz Doğan (Tasarımcı): “İdeal eşimi buldum!”
Taraflar, birbirinin söylediklerini doğru şekilde anlayabilecek kadar aynı ve eksikliklerini tamamlayıp yeri geldiğinde birbirine omuz verebilecek kadar farklı olmalı. Böylelikle birbirlerinin ideal eşi olacaklardır. Herkes için ideal bir kadın veya erkek olduğunu düşünmüyorum. Daha yeni evlendiğimi düşünürsek, benim ideal kadınımın kolay bulunur bir tip olmadığı anlaşılır herhalde… Ben ideal eşime kavuştum. Mutlu bir evliliğim var.

Tolga Çıklaçiftçi
(Tiyatro Oyuncusu): “O kadını buldum”
Bedeniyle kimliği arasındaki ilişkinin farkında olup, toplum içinde, kimliğine önceden yüklenmiş olan bütün görev ve sorumlulukları gözü kapalı kabullenmek yerine, kendi inisiyatifinde düzenleme gücüne sahip, sadece kadın kimliği ile değil, insan kimliği ile de var olmanın yollarını bulmaya çalışan kadındır. Ben ideal kadınımı buldum.

Aziz Kedi:
“Ülkemizde 350 ideal insan var!”
‘Modern’ ve ‘ideal’i, birbirlerinin parantez içindeki eşanlamlıları kabul ediyorsak, bu tanımı yapmak daha da imkansızlaşıyor. İdeal kadın, ideal erkeğin üreme ve hormon sistemi biraz daha farklı, xx kromozom çiftine sahip versiyonundan başka bir şey olmasa gerektir. Ben, çağımı ve içinde yaşadığım coğrafyayı ideal bir şekilde temsil edecek kadar modern, ilkel, melez, ne idüğü belirsiz, yalancı, rasyonel ve irrasyonel bir erkeğim. Benim kriterlerime göre, ülkemizde yaklaşık 300-350 tane ideal insan var. Bunlar ideal (modern) insan diye bir şey olmadığına inanıyorlar. Hepsiyle tek tek konuştum. 100 kadar erkek ve 200 kadar da kadın söz konusu. Ülkemizdeki modern kadına Yeşim Salkım ve modern erkeğe de Nihat Doğan’ı örnek gösterebilirim.

Mehmet Turgut (Fotoğrafçı): “Herkes ideal eşiyle karşılaşmıştır”
Aşırılıklarımız, hissetme sekansımızdaki iniş ve çıkışlar, zaman zaman kontrol edemediğimiz hareket ve sözlerimiz, karşımızdaki insanı ya da insanları rahatsız ve tedirgin edebilir. Bunu ne kadar minimuma indirebiliyorsak o kadar idealiz. Herkes hayatında birkaç kez ideal eşiyle karşılaşmıştır ama onu kaybedene kadar ideal olduğunu anlayamazsınız. Zaten onu da kaybettikten sonra sizin, onun gözündeki idealliğiniz de tartışmaya açık bir hal alır.

Resimde ideal erkek
Ressam Desen Halıçınarlı, sanat tarihinde ‘ideal’ olarak betimlenen erkek bedeninin, salt ‘arzu’ nesnesi olarak betimlenen kadın bedenlerine kıyasla, fiziksel gücü ve ruhsal erdemleri ile de bir araya geldiğini söyledi. Eski Yunan ve eski Roma’nın, ‘ideal’ erkek tasarısının kaynağı kabul edildiğine dikkat çeken Halıçınarlı, “Bunun yanı sıra en çok gözümüze sokulan örnek Michelangelo’nun 18 fit yüksekliğindeki mermer heykeli Davud’dur (1501-1504). Plastik olarak kuşkusuz bir şaheser; fiziksel olarak kusursuz, kahraman, güçlü, büyük ve pek çok erkeği rahatsız edecek derecede cinsel” diye konuştu.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.