#filtresizannelik

#filtresizannelik

Moda dünyası, yıldızlar ve sosyal medya sakinleri hamileliğin aydınlık, hatta kimisine göre karanlık yanlarını normalize etme savaşı veriyor. Annelik artık filtresiz; ilahi tabulardan epey arındırılmış durumda.

Yazı: Simay Engür

Beyonce’nin ikizlerini beklediği sırada çektirdiği ve neredeyse tanrıça gibi göründüğü fotoğrafları unutmak mümkün mü? Yıllar sonra bile ikonik ışıltısını koruması muhtemel bu özel çekimin ardından; podyumlarda, sosyal medyada, yabancı dergilerin kapaklarında ve hatta markaların stratejilerinde yepyeni bir trend gücünü bir üst seviyeye taşıdı: #unfilteredmotherhood yani ‘filtresiz annelik’ akımı. Peki, bu tam olarak ne anlama geliyor? Anne olmak yüzyıllardır erişilmesi gereken üst mertebelerden biri varsayılarak, anneliğin yalnızca iyi yanlarının lanse edilmesi, buna rağmen hamile ve anne olan kadınların toplumsal baskıya maruz kalması uzun zamandır zaten tartışmalı bir konu. Yani bu akım gösteriyor ki anneliğin neyin nasıl olması gerektiğini söyleyen bir otoriteye ya da ilahi söylemlere ihtiyacı yok. Son zamanlarda hamile olarak podyuma çıkan modellere, hamileyken dergilere kapak olan dünya yıldızlarına ve moda kampanyalarında boy gösteren hamile kadınlara giderek daha fazla rastlıyoruz. Bu süreç hem kendiliğinden gelişiyor hem de talepleri karşılamak isteyen endüstri tarafından pazarlama stratejisi olarak kullanılıyor. Akım tüm kadınların peşinden geliyor ve size şöyle söylüyor: “Annelik sanıldığı gibi kusursuz ve kendiliğinden gelişen sihirli bir süreç değil.” Anne olduktan sonra yaşadığınız zorluklar için utanmadığınız an, filtresizleştirme işlemi başlıyor demektir!


Beyonce

Kutsallıktan çıkış
Anne olmak elbette ki fedakarlık isteyen ve pek çok güzelliği de beraberinde getiren bir süreç. Ancak bunu kutsal bir mertebede sarıp sarmalamak, yine en çok kadınlara zarar veriyor. Psikiyatrist Alexandra Sacks, Ted Talks’ta gerçekleştirdiği unutulmaz konuşmasında şöyle söylüyor: “Hiç dengesiz ve hassas hissettiğiniz bir zaman hatırlıyor musunuz? Cildiniz patlak veriyor, farklı bölgelerden ve oldukça hızlı bir şekilde vücudunuz büyüyor ve aynı zamanda, insanlar sizin bu yeni yolda bir yetişkin gibi davranmanızı bekliyor. Ergenlerden bahsediyorum, doğru mu? Bu değişimlerin aynısı, bir kadın bebek sahibi olduğunda, onun da başına geliyor. Gençlerin karman çorman hissetmesinin normal olduğunu biliyoruz, o zaman neden hamilelik hakkında normal bir şekilde konuşmuyoruz? Ergenliğin gelişimsel süreci hakkında yazılmış bir sürü ders kitabı var ama anneliğe geçişi tanımlayabileceğimiz tek bir kelime dahi yok.” Bir düşünün, doğum sonrası depresyon bugün birçok kadının yaşadığı bir süreç. Ancak annelik makamının yalnızca ‘kutsal’ değerlerinin lanse edilmesi yüzünden birçok kadın bu süreçte kendini yalnız ve suçlu hissedebiliyor. Akıma biraz da karikatürize edilmiş bir perspektiften bakmak isterseniz, popüler kültürün yeni tapınağı Netflix de filtresiz anneliğin destekçilerinden. Komedyen Ali Wong, ilk bebeğine hamileyken yaptığı Baby Cobra stand up şovunda, hamileliğin zor süreçlerini, seks maceralarını ve radikal feminizmi ti’ye alıyor. Dünyada ses getiren bu Netflix yapımının ardından tam iki yıl sonra yine hamileyken yaptığı ikinci stand up şovu Hard Knock Wife, bir kez daha anneliğin kusursuzlukla dokunan peçesini kaldırıyor.


Rachel Mcadams