Bitmeyen nezlenin nedeni belki de sinüzittir!

Bitmeyen nezlenin nedeni belki de sinüzittir!

Baş ağrısı, bitmek bilmeyen nezle gibi şikayetlere yol açan sinüzite bu aylarda sıklıkla rastlanıyor. Kronikleşmesi halinde cerrahinin gündeme geldiği bu rahatsızlığın tedavisinde, zaman zaman uzun süre antibiyotik kullanmak da gerekebiliyor.

Yazı: Ayşegül Uyanık Örnekal

Havaların soğumasıyla birlikte birtakım hastalıklarda artış görülüyor. Bunlardan biri de sinüzit! Yüz kemikleri arasında bulunan havalı boşlukların yani sinüslerin iltihaplanması sonucu meydana gelen enfeksiyon kaynaklı bu hastalık, kişinin yaşam kalitesini bir hayli bozuyor. Sinüsler; soluduğumuz havayı nemlendirip, ısıtarak mikroplardan temizlenmesine yardımcı oluyor ve kafa kemiklerinin hafifletilmesini sağlıyor. Ayrıca sesin karakteristik tınısında da önemli bir rol oynadığını belirten KBB ve Yüz Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Gürkan Kayabaşoğlu, “Burundaki tıkanıklık sonucu sinüsler doğru şekilde havalanmazsa, içlerinde bakteri ya da virüs birikiyor ki bu da bakteriyel sinüzite neden olabiliyor” diyor.

Uzun süre antibiyotik kullanılabiliyor
Bu rahatsızlık, hastada yol açtığı sorunların süresine göre “kronik” ve “akut” olmak üzere ikiye ayrılıyor. Kronikleşmiş yani süreklilik taşıyan sinüzit üç aydan fazla sürerken, koyu renkli burun ve geniz akıntısı, yerleşmiş burun tıkanıklığı ile baş ağrısına yol açabiliyor. İlaca karşı dirençli olan bu rahatsızlık, genellikle cerrahiyle tedavi ediliyor. Akut sinüzit ise belirli dönemlerde ortaya çıkarak, sarı ya da yeşil renkli ve kanlı burun akıntısına yol açıyor. Aralıklarla yaşanan yüz ve baş ağrısı ile ateş, göz çevresinde ağrı belirtileriyle meydana geliyor. Genellikle kısa süreli antibiyotik tedavisiyle hastanın şikayetleri düzeliyor. Belirli dönemlerde yaşanan nezle veya grip beş-yedi günden daha uzun süre devam ederse, yaşanan sağlık problemi çok yüksek ihtimalle sinüzit oluyor. Öte yandan, alerjisi olan hastalarda sinüzite daha sık rastlanıyor. Bu nedenle akut hastalık kronikleşmeden mutlaka bir kulak burun boğaz hastalıkları uzmanına başvurmak gerekiyor.



Doç. Dr. Kayabaşoğlu, koyu renkli burun akıntısı, yüksek ateş ve şiddetli baş ağrısı problemlerinin yedi günden daha uzun süre devam etmesi halinde antibiyotik tedavisinin 10-14 gün devam etmesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam ediyor: “Hasta uygulanan ilaç tedavisinden fayda görmemişse, benzer sorunları yıl içinde yoğun olarak yaşıyorsa artık kalıcı tedavi için ameliyatın düşünülmesi gerekiyor. Bu aşamada hastanın tomografi ile değerlendirilmesi önem taşıyor. Ameliyata alınacak hastada burun kemiği eğriliği veya burun etlerinde büyüme gibi problemler varsa bu sorunların da ameliyat sırasında giderilmesi gerekiyor. Burun kemiği eğriliğinin de sinüziti tetikleyen etkenlerden biri olduğunun unutulmaması, sinüzit hastalığı yaşayan kişiler eğer sigara kullanıyorsa mutlaka bırakması, ayrıca kirli havanın hakim olduğu alanlarda vakit geçirmekten kaçınması da önem taşıyor. Çünkü kirli hava solumak ve sigara içmek, mukus artışına yol açarak, sinüsleri olumsuz etkiliyor.” Sinüzit şikayetiyle doktora başvuran hastaların, kulak burun boğaz muayenesi sırasında detaylı aile öyküsü alınarak, alerji hikayesi ile olası risk faktörlerinin öğrenilmesi ve bunların analiz edilmesi gerekiyor. Detaylı analizin ardından hastalığın tanısı konularak, hastaya en uygun tedavi yöntemi uygulanıyor.

Ameliyat sonrası morluk, şişlik olmuyor
Sinüzitin tedavisinde cerrahinin yeri, ilaç tedavisiyle kontrol altına alınamayan kronik sinüzitli hastalar için gündeme gelebiliyor. Oysa akut sinüzitte bu durumdan hiç bahsedilmiyor. Tedaviye rağmen bir aydan daha uzun süren şikayetler, yılda iki-üç seferden daha sık geçirilen sinüzit atakları, ilaç tedavisine yanıt vermeyen tablolar ile komplikasyonlara yol açan durumlarda ise sinüzit cerrahisinden bahsedilebileceğini söyleyen Doç. Dr. Kayabaşoğlu, “Sinüzit ameliyatı sonrasında hastalarda kendini iki-üç gün hafif nezle gibi hissetse de herhangi bir morluk veya şişlik yaşamadığı gibi burunlarında tampon dahi olmuyor” diyor.

Sinüzit ağrısı ile migreni karıştırmayın!
Sinüzitin belirtileri arasında baş ağrısı da yer alıyor. Peki bu ağrılar, migrenle karıştırılabilir mi? “Bir uzman hekimin sinüzit ağrısı ile migren ağrısını birbirinden ayırt etmesi çok kolay” diyen Doç. Dr. Gürkan Kayabaşoğlu, şöyle devam ediyor: “Hastanın şikayetlerini dikkatle dinlemek, ayırt edici sorular sormak ve yapılacak detaylı muayenenin ardından bu iki baş ağrısı nedenini birbirine karıştırmak imkansız hale geliyor. Migreni tetikleyebilen birçok durum var ki bunlardan biri de stres. Hastalık hali yani sinüzit varlığındaysa, aslında bir fiziksel stres durumu olduğundan migreni tetikleme olasılığı her zaman bulunuyor.”

* Formsante dergisinden alınmıştır.