Fotoğraf çekilirken neden 'peynir' denir

Fotoğraf çekilirken 'peynir' demek hepimizin mutlaka bir kere kullandığı kelimedir. Peki hiç düşündünüz mü neden fotoğraf çekilirken 'peynir' deriz? Geçmişten günümüze kadar uzanan bu hikaye nereden geliyor? Neden fotoğraf çekilirken 'peynir' diyoruz?

Fotoğraf çekilirken neden 'peynir' denir

'Peyniir' diye bağırarak fotoğraf çekildiğinizi duyar gibiyiz! Fotoğraf çekilirken kullanılan 'peynir' terimi 7'den 70'e herkesin dilinde. Peki bu terim nereden geliyor? Ne zaman ortaya çıktı ve neden kullanılıyor? Hiç merak ettiniz mi?

Günümüze kadar gelen ve evrenselleşen 'peynir' terimi herkesin yüzünde kocaman bir gülümseye sebebiyet verir ve işte tam o anda o kare bir fotoğraf ile ölümsüzleşir. Aslında bu terimin tam olarak nereden geldiği ve ilk kimin söylediği tam olarak bilinmese de neden peynir denildiğine dair önde gelen bir teori şudur: Türkçede 'peynir' İngilizce'de 'cheese' anlamına gelir. Bunun da 'ch' sesinin dişleri tam da bu şekilde konumlandırmasına neden olduğu ve uzun 'ee' sesinin dudaklarını ayırarak gülümsemeye sebebiyet verdiği düşünülmektedir. 

Farklı bir teori ise, eski ABD başkanı Franklin D. Roosevelt'in bu ifadeyi bulduğu yönünde. Roosevelt ekibinde görev yapan Amerikalı avukat ve diplomat olan Büyükelçi Joseph E. Davies, 1943'te Mission to Moscow kitabının film uyarlamasının setindeki bir fotoğraf çekiminde bunu önerdi. Fotoğrafını çektirirken, iyi bir fotoğraf çekmenin formülünün otomatik bir gülümseme yarattığı için 'peynir' demek olduğunu söyledi. Roosevelt bunu da başka birinden öğrendiği şöyle açıkladı: "Bunu bir politikacıdan öğrendim. Zeki bir politikacı, çok büyük bir politikacı. Ama elbette onun kim olduğunu söyleyemem."

VİKTORYA DÖNEMİ

Roosevelt'e atıfta bulunup bulunmadığını veya gerçekten de bu sözü ortaya atıp atmadığını kimse kesin olarak bilmiyor olsa da, fotoğraf çekilirken 'peynir' demek kesinlikle Viktorya dönemine kadar uzanmıyor. Bunun nedeni Viktorya döneminde resimlerde küçük gülümsemeler ve sıkıca kontrol edilen bir ağız güzel olarak kabul edilirdi. Viktorya döneminde hem çekimler daha uzundu hem de insanların diş sağlığı en önemli problemdi. Genelde diş hijyeni eksikti bu yüzden Viktorya döneminde her zaman kontrol edilebilen ağız ve gülümsemeden poz vermek popülerdi. 

Ayrıca Viktorya döneminde fotoğraf çektirmek pahalı olduğunu da unutmamak gerekir. Bu yüzden fotoğrafları sadece zenginler çekinebilirdi ve o zaman bile çoğu aile sadece özel günlerde, belki de ömür boyu sadece bir kez fotoğraflandı. Bu fotoğrafların çoğu profesyonel bir fotoğraf stüdyosunda çekilirdi. O zamanlar çekilen fotoğraflarda rastgele çekilmek kavramı yoktu fotoğraf için resmi davranmak önemliydi. Viktorya döneminde fotoğrafta toplumsal olarak kabul edilebilir olan şey, zamanın güzellik ve görgü kuralları standartlarını yansıtıyordu. O yüzden o kadar para verip yamuk güldüğünüz bir fotoğrafınız olsun istemezsiniz.

Daha sonra 1895 zamanında ilk cep kameraları çıktı. Bu kameralar herkesin fotoğraf çekebileceği kadar ucuz ve kullanımı kolay olacak şekilde tasarlandı. Bir hobi olarak fotoğrafçılık artık bir olasılıktı. "Gündelik" anları yakalamak artık hayal değildi ve insanlar daha fazla gülümseyerek fotoğraf çekilmeye başladı. Peki insanların fotoğraflarda gülümsemesi ne zaman gelenek oldu? Bu, 1900'lerin başında, hem Hollywood'da hem de aile ve arkadaşlar arasında giderek daha fazla sıradan anların filme alınması nedeniyle herkes gülümsemeye başladı.