Aşkımızda bir yanlışlık var!

Aşkımızda bir yanlışlık var!

Mutlu sonla bitmesini ümit ettiğimiz ama ilk fırsatta rafa kaldırılan aşkların, kötü çocukların, umutsuz romantiklerin ve yanlış kararların öyküsüne hoş geldiniz! Tüm yanlışlara aşık olma fikriyle vedalaşın... Artık doğru kararlar ve büyük aşklar zamanı.

Aşka aşık romantikler için ‘mutlu son’, bir kahramanlık serüveninin gösterişli ödülü gibi parıldamaya devam ediyor. Bazen ilk bakışta bazen ise zamanla beğeniler aşka dönüşüyor ve hayallerimizdeki romantik partnerle kendi ‘mutlu son’umuzda buluşuyoruz. Ofiste, okulda, sokakta, sosyal çevremizde bazen de en yakınımızdaki o şanslı kişi, mutluluğun anahtarını da elinde tutuyor değil mi? Belki birkaç kez yanıldık... Son ilişkimiz de öncekiler gibi beklediğimizden kötü geçmiş olabilir. Yine de umudumuzu yitirmeden bir sonraki romantik hikayemiz için sabırsızlanıyoruz. Tüm bu düşünceler, sizin için de yabancı değilse yanlışlıklar arasında kaybolanlardan yani bizden birisiniz demektir. Durmadan yanlış kararlar veren iflah olmaz bir aşıksanız doğru yerdesiniz.

Bugüne dek ‘ve sonsuza kadar mutlu yaşadılar…’ yazısıyla bitmesi umuduyla kaç farklı aşka yelken açtığımızı sayamadık. Yoksa hepsi, Athena’nın da dediği gibi “Her yeni başlayan macera, heyecan dolu çilek kokar. Gelip geçici bir hevesti, bazen uzun bazen kısa…” mıydı? Hangisi olursa olsun, bu satırları okurken kalbi ve yanı boş biriyseniz yanlış seçimler konusunda iddialı bir geçmişe sahipsiniz demektir. Şimdi bizi bir kenara bırakın; sizin yanlış seçimler silsileniz nasıl başladı? Çekici bir mimar mıydı, yoksa karizmatik bir yazar mı? Belki de hem çekici hem karizmatik bir avukattı. Kendi işini yapan maceraperest bir doğasever de olabilir. Çocuklarla arası harika olan o sevimli öğretmen de ilk bakışta ideal biri gibi görünüyordu. Aslında şöyle bir bakınca, tüm bu seçeneklerin tek ortak noktasının ‘sizinle birlikte olmak’ olduğunu görüyoruz. En nihayetinde birer birer geçmişte kaldıklarına göre, hepsi eskiler ve yanlışlar kutusuna özenle yerleştirilip rafa kaldırılmış. Tıpkı; Sex and the City’den usta yanlış seçici Carrie Bradshaw, How I Met Your Mother’ın umutsuz romantik prensi Ted Mosby veya Phoebe Waller-Bridge’in Fleabag’i gibi yanlış seçimler meselesinde istikrarınızla gözlerimizi yaşartıyorsunuz.

ACELE AŞKA AYRILIK YAKIŞIR
İlk olarak, her ne kadar ‘yanlış seçimler’ olarak nitelendirmiş olsak da yanlış kişilerle birlikte olma konusunda kendimizi suçlayamayız. Çünkü, kim mutlu bir ilişkide yer almak yerine mutsuz sonlu aşk hikayelerinin başrolünde olmak ister ki? Bu durum, tamamen romantik tecrübelerden ders alamamakla bağlantılı olarak gerçekleşiyor. Yani bununla isteyerek değil, ister istemez karşılaşıyoruz. Tipimiz olarak belirlediğimiz kişilere ya da belli kriterlerle ördüğümüz duvarı geçen ihtimallere şans tanıyor ve ardından hayal kırıklığıyla yeniden tanışıyoruz. Psikolog Cansın Alsancak, sürekli yanlış ilişkiler yaşadığını söyleyen bireylerin, genellikle ilk aşamada karşısındakini daha iyi tanımaya çalışmak yerine kriterleri karşılamaları durumunda hızlıca karar aldıklarını ve sonrasında pişman olabildiklerini ifade ediyor. Henüz tam olarak tanımadan bir araya gelince yanlışlar listesine bir madde daha ekleniyor… Bu duruma; acele aşka ayrılık yakışır da diyebiliriz.

FLEABAG, FLEABAGGING VE FLEABAGGER İLE TANIŞMA

Geçtiğimiz dönemde BBC ve Amazon ortak yapımıyla ekranlara gelen Fleabag adlı kara komedi dizisi, yanlış aşklar ve yanlış seçimleri en iyi anlatan yapımlardan biri olarak yol göstericiler listemize eklendi. Phoebe Waller-Bridge’in bol ödüllü dizisi; sık sık seyirciyle hislerini paylaşan, hayatını düzene sokmaya çalışan ve birbirinden farklı yanlış kişilerle ilişki kuran bir kadının hikayesini anlatıyor. Öyle ki, başrolün son aşkı cinsellikle arasında mecburen mesafe koymuş bir din adamıydı. Bu arada, Andrew Scott’ın canlandırdığı rahip karakteri birçok kadın için ‘rüya erkek’ olarak kabul ediliyor (bir göz atsanız hiç fena olmaz!)... Neyse, hayattan ve ilişkilerden beklediklerine bir türlü kavuşamayan başrolümüz, sürekli olarak yanlış seçimleriyle ekran başında bizleri dehşete düşürüyor elbette. En azından bir seferinde: “İçi boş kalbimi avutmak için seks yaparak hayatımı geçiriyorum…” sözleriyle kendine de durumu itiraf etmeyi başarıyor. Fleabag, yanlış seçimler ve yanlış aşklar konusunda büyük etki yarattı ve bir fenomene dönüştü. ‘Fleabagging’ adı verilen bir ilişki trendine dönüşen hikaye, tekrar tekrar kötü seçimler içinde yer almak olarak tanımlanıyor. Hatta bir çöpçatanlık sitesinin anketine katılan binden fazla kullanıcının yarısı kendisini ‘fleabagger’ yani yanlış ve kötü ilişkiler yaşayan kişi olarak tanımlıyor. Anlayacağınız yalnız değiliz. Biraz yanlışız o kadar.

Kendini fleabagger olarak tanımlayan 20’li yaşlarının ortasında bir kadın, her ne kadar doğru kişiyi arıyor olsa da yanlış kişileri kendisine çektiğini iddia ediyor. O, muhtemel romantik partnerini seçerken uyguladığı birkaç filtreyi aşmayı başaran kişilere şans veriyor. Fakat genellikle bu kişiler, sonrasında gerçek bir hayal kırıklığına dönüşüyor. İlk dönemlerde ideal bir profil çizseler de biraz zaman geçtikten sonra birbirlerine uygun olmayan kişiler oldukları açıkça ortaya çıkıyor... Biz demiyoruz kendi diyor... 30’lu yaşlarının sonundaki bir kadın ile konuştuğumuzdaysa ‘kötü çocuk’ imajının kendisine fazlasıyla çekici geldiğini fakat bu tip partnerlerle sağlıklı ve uzun ilişkiler kurulamadığını anladığını itiraf ediyor. Bu beğeni onu sürekli toksik ilişkilerin içine sürüklüyormuş. Bir diğer örneğimiz ise ilgi duyduğu kişiler arasında hiçbir benzerlik bulunmamasına rağmen beyaz atlı prensini arayan bir kadın... Farklı karakterler ve farklı fiziksel özelliklerine rağmen günün sonunda hiçbir aday onun için ‘doğru kişi’ olmamış ve yeniden görüşmemek üzere yolları ayrılmış. Ona göre yalnızlık üç aşamada gerçekleşiyor: Yanlış kararlar, yanlış erkekler ve yanlış ilişkiler. Bu üçlü bizi çok üzer.

Psikolog Cansın Alsancak’a göre, sürekli benzer ilişkilenmeleri, duygusal tepkileri ve dinamikleri tekrar ediyoruz. “Karşımızdaki kişiyle kurduğumuz ilişkinin kalitesi kendimizle kurduğumuz ilişkinin kalitesini yansıtıyor. İlişki kuracağımız kişileri biz seçeriz ve bu seçimlere ihtiyaçlarımız doğrultusunda karar veririz. Kendimizi tanır, sever ve değer verirsek seçimlerimiz de daha sağlıklı olur. Aksi taktirde hep birbirine benzer ilişkiler kurarız ve bu da bizi kısır bir döngünün içine sokar. Ne zaman ki bunun farkına varırız ve kendimize bunu sindirmek adına zaman tanırız işte o zaman değişimin kapılarını aralamaya başlarız.”

YANLIŞ KARARLAR SİLSİLESİ
Fleabagging ve sürekli yanlış kararlar silsilesi bize kendimizi kötü hissettiriyor. Kötü bir karar verici ya da kötü bir aşık olabiliriz. Belki de aşktan hiç anlamıyoruz, hepsi olabilir! Kesin olan bir şey var ki bunu hak etmiyoruz. Fleabag, kendisine pek de saygı duymayan bir kadının hikayesini anlatıyordu. Elbette bir kara komedi dizisiyle kendimizi karşılaştırmıyoruz ama verdiği ilhama da kapımızı açık tutsak iyi olur. Çünkü yanlış partner seçimlerimizin altında kendimizle kurduğumuz ilişki yatıyor olabilir. Sonuçta sosyal ve romantik ilişkilerimizin kodu kendimizle kurduğumuz ilişkiden yola çıkarak oluşuyor. Bu olumsuz tablo sürdükçe bir takım reaksiyon göstermek de mümkün oluyor. Psk. Cansın Alsancak, yanlış kişilere aşık olmaktan kurtulamayan kişilerin özgüven kaybı, güçsüzlük hissi, aşırı yemek yeme/yememe, uyku düzensizlikleri, yalnızlık, değersizlik hissi, sosyal ilişkilerin azalma/aşırılaşma ve yoğun duygular hissedilen kişiye karşı tekrarlayıcı düşünceler yaşayabileceklerini düşünüyor. Mutlu mesut bir hayat isterken böyle şeylerle karşılaşacağımızı hiç tahmin etmezdik…



VEDA EDİN!
Fleabag, Ted Mosby veya Carrie Bradshaw gibi aşık olduğumuz yanlış kişilerle hatırlansak da bunu değiştirmek mümkün. Psk. Cansın Alsancak’a göre, yapılan seçimlerdeki ortak özellikleri saptamaya çalışarak başlayabiliriz. Eğer bu ilişkilerdeki ortak özelliklerin farkında olursak ilişki seçimlerimiz üzerine çalışırken hangi konulara yoğunlaşmamız gerektiğini de fark ederiz. Şimdi, neye tav olduğumuz fark ettiğimize göre, artık seçimlerimizi yaparken kendimize daha dürüst davranabiliriz. Birbirimize söz vermeye gerek var mı?

Biriyle sadece yakışıklı ya da güzel olduğu için bir araya gelemeyiz. İmajlar dünyasında yaşasak da bunu mecburen kenara bırakmalıyız. İç dünyamıza dönerek bizi aslında neyin mutlu ettiğini keşfetmemiz gerekiyor. Bu sayede azla yetinmeyecek ve en yakın aday yerine doğru adayı seçme ihtimalimizi artıracağız. Geçmiş tecrübelerin hayatımızda büyük bir rol oynadığını da kesinlikle kabul ediyoruz. Fakat, onların ışığında geleceğe güvenle bakamıyoruz. Almamız gereken dersleri aldıktan hemen sonra arkada bırakmayı bilmek lazım. Son olarak, hızlı seçimler yapmamak konusunda da anlaşalım. Kriterler ve filtreler de ortadan kalktığına göre her şeye yeniden başlayabiliriz. Yanlış seçimlerimizle yakın çevremizde sahip olduğumuz kötü şöhretle vedalaşma vakti çoktan geldi… Şimdi mutlu sonla biten romantik bir hikayenin ilk sayfasındayız. ‘Sonsuza kadar mutlu yaşadılar…’ cümlesine görene kadar aşık olmak serbest! Lütfen, bu kez doğru kişi olup olmadığına erkenden dikkat edelim…

DOĞRU KARAR VERMEK İÇİN NE YAPMALI?
• Hislerinizi dinleyin.
• Dış görünüşü kenara bırakın.
• Kendi değerinizi fark edin.
• Geçmişten ders çıkarın ve güvensizlikleri unutun.
• Acele etmeyin.
• Kriterleri kenara bırakın.
• En uygunu değil, doğru kişiyi seçin.

YANLIŞ AŞKLARIN ÇALMA LİSTESİ
Sezen Aksu Vay
***
Kayahan Neydi Günahım?
***
Sertab Erener Yanarım
***
3 Hürel Sevenler Ağlarmış
***
Tarkan Kış Güneşi
***
Athena Macera
***
Orhan Gencebay Bir Teselli Ver
***
Şebnem Ferah Sil Baştan

Yazı: Baran Alışkan